Daruma (Bodhidharma) merkezli tabak (1875-80). Daruma, Zen Budizm’in kurucusu olarak kabul edilir. Kyoto’lu Sanatçı Komai Otojiro’nun eseridir. Damalı yüzey tasarımını ihracat için yapmış, desen çok tutulmuştur. Eser demir üzerine altın ve gümüş dolgu ile yapılmıştır.
Bir Zen üstadı öğrencilerinin önünde durmuş vaaz vermek üzereyken bir kuş öter. “Vaaz verilmiştir,” der.
Şinto metinlerinden biri doğanın süreçlerinin kötü olamayacağından söz eder. Her doğal dürtünün düzeltilmesi değil, arıtılıp yüceltilmesi ve güzelleştirilmesi gerekir. Doğanın güzelliğine ve doğa ile iş birliğine müthiş bir ilgi vardır. Bazı bahçelerde doğanın nerede başlayıp sanatın nerede bittiğini anlamak zordur (1).
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Londra, V & A Museum, 2017.
Çin Budizm’i ile Japon Budizm’i arasındaki farklardan biri, Çin’de farklı ayinler aynı tapınakta bir arada var olabilirken, Japonya’da gelenekleri birbirine çok yakın olan ve farkları ince detaylarda görülebilen Tendai ve Shingon kültlerinin ayinleri için ayrı tapınaklar söz konusudur. Bu uygulama, Japonların ayrı olması gerekeni ayrı tutmak için gösterdiği çabaya bir başka örnektir (2).
Zen, geleneğin, doktrinin, kutsal metinlerin değersiz olduğunu belirtir. Okuma ve ezber, felsefi tartışma yoktur. Yalnızca içsel yaşamın ve meditasyonun önemi vardır; öğrenme değil, hissetme esaslıdır. Bütün ömür boyu uğraşmaya gerek yoktur; görebileceksen, bir anda görebilirsin. Devamlı bakınca görülemeyen, bir an başını çevirip baktığında görülebilir. Soyut kavramlardan kurtulup bir şeyi elle tutulur hale getirmek istenir. Aydınlanma’dan (Satori) anlaşılan, özgürleşmektir.
Zen’de yaparak öğrenmek esastır. “Kendi koyunun olmak” diye tarif edilir. Hıristiyanlıkta ise, “Ben, İsa’nın koyunu olayım” denir. Zen sadece yolu işaret eder.
Sengai bir resmine şöyle yazmıştır: “Buradakileri okumak süpürerek tozu yok etmeye çalışmak kadar boşunadır.” Sengai, mürşitle mürit arasındaki iletişimi dışlayan Rinzai pratiğine bağlıdır. Çelişik tarzda sorulmuş sorular, bilmecelerle müridin aklını zorlar, çıkmazdan çıkış aramaya iter. Hiçbir soru yanıt bulamayacaktır, çünkü her biri başka bir soruya yol açar, hiçbir şey kendi doğasına sahip değildir, dünyanın sözde gerçeklikleri geçicidir (3).
Yararlanılan Kaynak
Efsaneye göre, Herakles’e aşık olan Keltine, ondan bir oğlan doğurur. Ona, Keltos adını verir. Keltler’in…
Popülizmin düalist mantığı bakın ne kadar güzel özetlenmiş: “Doğal aileye evet, LGBT lobisine hayır! Haçın…
MÖ ikinci binyılın son çeyreğinde İber halklarının dış dünya ile çok ilişkisi olmuş, bu yüzden…
İnsanın şematik betimi Bronz Çağ (MÖ 2200-1300) figüratif sanatında çok görülür. Taş üzerine yapılan eserler,…
Livingstone ABD’li gazeteci Henry Morton Stanley’nin New York Herald’da başlattığı yayın bombardımanı aracılığıyla efsaneleşti ve…
Kasım 1855’te yerlilerden hep duyduğu şelaleye vardı. Çavlana hayran kaldı ve ona Kraliçe Victoria’nın adını…