20. yüzyılın politik olayları konuşulurken bile akla hala Yunan Tanrılarının gelmesi, insanların mitosları sevmeyi bırakmadığını düşündürüyor. Onlar, açıklayıcı olma özelliklerini koruyorlar.

Booker jürisi de böyle düşünüyor galiba.

Önce Jenny Erpenbeck’in Kairos’unu okudum. Sonra okuduğum Olga Tokarczuk’un Koşucular adlı eserinde Kairos yine karşıma çıktı. Her iki eser de (ilki 2024 yılında, ikincisi 2018 yılında) Uluslararası Booker Ödülü almış.

Kairos, Kronos ile anılıyor. Kronos, ardışık zamanı, Kairos anlık bir fırsatı temsil ediyor. Fırsatı kaçırma ihtimalini de hesaba katmak gerekiyor. Ayrıca bu fırsat kimin için fırsat? Kim için doğru an? Geleneğe, beklentiye, öngörülebilirliğe uyum için karar verdiğimiz benzersiz anlar oluyor (1).

Uğurlu anlar tanrısı Kairos (2) için sözlükler farklı anlamlar sıralıyor:

“Ölçü hakkında”, iyi ölçü, uygun ölçülü, ölçülülük, doğru tutum, fark, amaca ulaşmak, ölçüler üstü…

“Yer hakkında”, bedendeki duyarlı bölge, ölümcül, lanetli, bedende yaraların kesin olduğu yer..

“Zaman hakkında”, kritik zaman, uygun an, fırsat, şans, uygun zaman, faydalı an, dost an, uygun zamanda olan bir şey, zamanında yapılmış, hedefli, sonuçlu, hep zamanında hep olması gereken, sürpriz olarak görünen şeyler, fırsat kaçırmak, kararlı anlar, tehlike…

Önemi az, unutulduğu düşünülen bir Helen Tanrısı galiba pek unutulmamış.

“Sanki Kairos, insansal doğrusal zaman ve tanrısal dairesel zamanın kesiştiği noktada harekete geçmiş gibi. Zamandan ve mekandan geçiş noktası, hani tek bir gerçek ve yenilenmez olasılığı sığdırmak için kısa süreliğine açılan. Hiçbir yerden gelmeyip hiçbir yere gitmeyen düz çizginin bir anlığına daireyle kesiştiği o nokta.” (3).


“Fırsat tanrısı Kairos’um. Parmak uçlarımın üzerinde yürüyor, durmaksızın dünyanın çevresinde dönüyorum. Ayaklarımda kanat var çünkü rüzgarları geçiyorum. Tüm insanlara en keskin şeyden bile keskin olduğumu anlatmak için sağ elimde bir keski taşıyorum. Karşıdan gelen beni yakalayabilsin diye saçlarım yüzüme düşüyor. Ama başımın arkası kel. Kanatlı ayaklarımla koşarken arkadan gelen beni yakalayamasın diye.”
Yunan heykeltıraş Lysippos’un (y. MÖ 370-300) Kairos’un bronz heykelini yaptığını biliyoruz ama günümüze ulaşmamış. Biz de Francesco Salviati’nin (1543-1545) Palazzo Vecchio’daki eserini paylaşıyoruz.
Fotoğraf: Google Arts&Culture

Yararlanılan Kaynaklar

(1) Fatma Burçak’ın Gergedan Kitabevi’ndeki Kairos semineri.

(2) Kairos, Jenny Erpenbeck, Can Yayınları, 2024.

(3) Koşucular, Olga Tokarczuk, Alabanda Yayınları, 2020. Sayfa 348.

 

admin

Önceki Yazılar

Edebiyata Dair 23 Lukacs’a Göre Destan ile Roman Farkı

Daha önce aynı konuyu Mihail Bakhtin’in değerlendirmesiyle yazmıştık. Şimdi ise Macar asıllı düşünür Györgi Lukacs’ın…

19 saat ago

Edebiyata Bakış Açıları 4 Toplum Odaklı Bakış Açısı

Alt-yapı kurumları toplumun ekonomik yapısını (üretim araçlarına kimin sahip olduğu, hangi toplumsal kesimin ekonomiye egemen…

2 gün ago

The Kura -Araxes Culture – Early Bronze Age

From the second half of the 4th millennium BC, the so-called Kura-Araxes Culture spread throughout…

3 gün ago

Pier Paolo Pasoloni (1922-1975) 2

Biliyorsunuz Roma’yı Nazlı Birgen rehberliğinde Caravaggio ve Pasolini’nin izinde gezmiş, anılarımı haziran ayında paylaşmıştım. Son…

4 gün ago

Edebiyata Dair 22 Bakhtin’e Göre Destan ile Roman Farkı

Destan (epik), şimdiki zamanla ilişki kurma imkanı sunmayan, tüketilmiş bir geçmişe hapsedilmiştir. Roman ise epiğin…

5 gün ago

Edebiyata Bakış Açıları 3 Okur Odaklı Bakış

1960’ların sonlarından itibaren edebiyat kuramları metinden okura doğru kaymaya başladı. Umberto Eco, o zamana kadar…

6 gün ago