Categories: Kültür

Mekan ve Simge Olarak Labirent 1

  • Kelimeye etimolojik açıdan baktığımızda farklı teorilerle karşılaşıyoruz: iki başlı balta bunlardan biri. Sözcüğün zorluk kavramını içerdiği de bir başka sav. Çince’de kaybolmak, şaşırmak, aklı karışmak sözcükleriyle ilişkili. Tek girişi ve tek çıkışı olan (unicursal) mekanlar İngilizcede labyrinth, çıkmaz yolları ile birden çok izlenebilecek seçmeli yolu olan (multicursal) yapılara ise maze denmiştir ama biz Türkçede ikisine de labirent diyoruz. Maze, sersemlemek anlamında da kullanılır. Türkçe’de labirent, yolların veya geçitlerin çokluğu ve karmaşıklığı dolayısıyla içinden kolay kolay çıkılamayan yer olarak tanımlanır. Fransızca’da da benzer bir tanımı vardır: İçine bir kez girildi mi çıkış yolu bulunamayacak şekilde düzenlenmiş, çok sayıda odadan ve geçitten oluşan bina.
  • Birbiri içine geçmiş yol ve çıkmaz yollardan oluşan sistem ise bir başka tanım.
  • Labirent, çoktan seçmelidir; kullanıcı yol boyunca bir çok noktada seçimler yapmak zorunda kalır. Dolambaçların birden çok girişi vardır ve genellikle yanlış dönüşler ve çıkmazlar içerirler.
  • Eski Yunanlar ve Romalılar, içindeki oda ve koridorlar kolay kolay dolaşılamayacak ve dışarıya çıkılamayacak biçimde düzenlenmiş, bir bölümü ya da tümü yeraltına yapılmış yapılara bu adı vermişlerdir.
  • Her labirentte, çıkış sorunu mutlaka yaşanır. Zorluk her labirentte aynı değildir. Kaybolmanın olanaksız olduğu labirentlere sahte, pseudo labirent denir.
  • Bazı deneyimler edinmiş olmak, labirentten çıkışı garanti etmese bile çıkışı kolaylaştırabilir.
  • Çıkış için yapılmış bazı öneriler vardır: Sürekli olarak labirent koridorunun sağ duvarına yaslanarak, onu hep eliyle tutarak ilerlemeyi, bir çıkmaza varıldığında, geriye yine aynı duvara dayanarak dönmek gibi. Tabii bir de Ariadne’nin uyguladığı efsanevi ama mantıklı bir teknik var: Bir ucu tutulan ipi, labirentin koridorları boyunca bırakmak ve çıkarken de o ipi izlemek.
  • Labirent, alacakaranlıktır, belli bir düzeyde umudu içerir. Ama iyi labirent, hiçbir zaman, hiçbir yöntemle içinden çıkılamayan bir mekandır, bir nevi hapishanedir, dost bir mekan değildir. İçinde dolaşan kişinin içindeki kaybolmuşluk duygusu arttıkça, algısal olarak çoğalan bir mekandır; sanal bir zenginliğe sahiptir, düşsel ve büyülüdür.

Bahçe labirentleri, eğlence amaçlı yapıldıkları için daha kolay labirentlerdir. Loire Vadisi’ndeki şatolardan biri olan Villandry’deki labirent. Labirent, Rönesans bahçesinin vazgeçilmez ögelerinden biriydi.
Fotoğraf:www.chateauvillandry.fr

  • Ev ve mezar duvarlarına, toprak kapların üzerine yapılmış, Neolitik dönemden günümüze ulaşan labirent desenleri vardır.
  • Petroglif (kaya üzerine yontulmuş, çizilmiş veya boyanarak yapılmış arkeolojik resim) labirent desenlerini tarihlemek zor olmakla birlikte, genellikle erken Demir Çağı’na, MÖ 750-500 yıllarına tarihlenir.
  • Labirent hesaba kitaba pek gelmeyen, beklentileri boşa çıkarabilen, çılgın, serseri, başına buyruk, bir başka deyişle irrasyonel bir mekandır.
  • Çin’de kötü ruhları uzaklaştırmak için evlerin çatılarına labirentler çizilir. İnanışa göre kötü ruhlar ancak düz bir hat üzerinde ilerleyebildiğinden, bir mekanı onlardan korumak için zigzag köprüler yapılır.
  • Mısır’da bu çeşit yapılar yeraltına mağaralar kazılarak yapılırdı ve çokluk kral mezarı olarak kullanılırdı. Oysa Girit’teki labirent yeraltına değil, yer üstüne yapılmıştı.
  • Heredot, Mısır’da üstü örtülü 12 avludan ve 3000 odadan oluşan bir labirent binayı anlatır. Romalı yazar Plinius (MS 23-79) bunun labirentlerin ilki olduğunu söyler. Binanın işlevi tam olarak bilinmez. Saray, mezar ya da güneş tanrıya adanmış bir tapınak olabileceği düşünülüyor.
  • Mısır’daki labirentin antik dünyadaki labirentlerin sadece en eskisi değil, aynı zamanda da en büyüğü olduğu söylenir. Plinius, Daedalus’un Girit’teki labirenti, onu örnek alarak yaptığını, ama onun labirentinin gerek büyüklük gerekse giriftlik açısından Mısır’daki ile boy ölçüşemeyeceğini yazar. Oysa Girit’teki labirent belki de en ünlü labirenttir.
  • Plinius, Limni Adası’nda adları da bilinen üç mimarın yaptığı bir labirenti ve İtalya’da Etrüsk döneminden kalma bir başka labirenti de kitabında anlatmıştır.

Klasik veya Girit labirenti şeması.

Girit, Knossos’un labirent dekorlu ünlü parası. Minos uygarlığı yıkıldıktan çok sonra, Helenistik dönemde (MÖ 323-146/30-31), ticaret kolonileri tarafından, MÖ 300-70 arasında basılmıştır.
Fotoğraf:patagoniamonsters.blogspot.com ve www.labyrinthos.net

  • Girit kralı Minos’a kızan tanrı Poseidon, kralın karısını bir boğaya aşık eder. Bu çiftin yarı insan, yarı boğa, Minotauros adlı bir çocukları olur.
  • Minos uygarlığının ( yaklaşık tarihleri MÖ 2600-1400) simgesi Girit’teki labirenti Kral Minos mimar ve heykeltraş Daedalus’a, Minotauros’u hapsetmek için yaptırmıştır. Efsaneye göre kral, Daedalus’u ve oğlu İcarus’u da oraya kapatmıştır.
  • Knossos Sarayı çok sayıda mekanı (1400-1500 odası olduğu düşünülmektedir) ve karmaşık planı nedeniyle Girit labirenti ile özdeşleştirilir. Girit’te Gortys’de bulunan bir mağara için de bir süre aynı şey düşünülmüş, buranın bir taş ocağı olduğu anlaşılınca bu sav terk edilmiştir.
  • Labirentler tasarımlarındaki devirlerin sayısına göre de sınıflandırılırlar; bir devir, labirentin etrafını saran yolların her birine karşılık gelir. Klasik labirent yedi devirlidir. Girit labirentinde de  yedi devir vardır. Bazı uzmanlar bu labirentin izlediği yol ile Merkür gezegeninin izlediği yolun uyumlu olduğunu öne sürmüştür.
  • Girit labirenti ile ilgili diğer çift Theseus ve Ariadne’dir. Atina, Girit’e tazminat olarak, dokuz yılda bir, Minotaurus’u beslemek için, yedi kız-yedi erkek vermek zorundaydı. Atina kralının oğlu olan Theseus bu uygulamaya son verebilmek için Girit’e giden kurbanlar arasında yer aldı. Efsaneye göre, Kral Minos’un kızı Ariadne ona aşık oldu ve Minotauros’u öldürdükten sonra labirentten çıkabilmesi için ona bir yumak ip vererek yolunu şaşırmadan çıkmasını sağladı.
  • Popüler Yunan motifi menderes (meander veya Yunan anahtarı), labirentin stilize edilmiş halidir.
  • Labirent deseni ve Theseus-Minotauros canlandırması Romalılar tarafından mozaiklerde kullanılmaya başlandığında, labirent sembolü 2000 yıllık olmuş, ilk örneklerden hiçbiri yeryüzünde kalmamıştı. Motifi, el yazmalarından kopyaladılar. Bunlardan bir kısmı ören yerlerinde, bir kısmı müzelerde yer almaktadır. Labirent sembolünün koruyucu olarak algılandığı düşünülüyor. Homeros ve Plinius gibi yazarların labirentten bahsetmesinin de sembolü yaygın hale getirdiği düşünülüyor.
admin

Recent Posts

Yemek Kültürü 1 | Kültürlerarası Etkileşimin Ön Asya Mutfağına Etkisi

Giriş Bazı söylentiler duyarız hep: “Türkler balık sevmez!” ; “Dolma Türk yemeğidir, hayır Yunan yemeğidir”; “Kırk yıllık Türk kahvesi nereden…

1 saat ago

Bilgi Okuryazarlığı

  Bilgi çağı olarak adlandırılan çağımızda bilgi ve belgelerin boyutları inanılmaz rakamlara ulaşmış durumda. Örneğin 2005 yılında dünyada 968,735 kitap…

1 saat ago

Likya Işık Ülkesi 24 Likya Sanatı Helenistik Dönem

MÖ 323 - 30   Doğu Akdeniz ve Ortadoğu uygarlık tarihinde, Makedonya Kralı Büyük İskender'in MÖ 323 yılında ölümüyle Romalıların Mısır'ı ele…

1 saat ago

Küçük Gezgin

   

4 gün ago

Borges’e Göre Barok

   

4 gün ago

Likya Işık Ülkesi 23 Klasik Sanat 3 Yazılı Dikme ve Payava Lahdi

  MÖ 400 yılına tarihlenen Ksantos Yazılı Dikmesi, 4 m yüksekliğinde bir dikme mezar anıtıdır ve üzerinde 250 satır Grekçe…

4 gün ago