Categories: Kültür

Mekan ve Simge Olarak Labirent 2

  • Dış mekanda taflan, tuğla, taş, ahşap ve su kullanımı; iç mekanda mozaik, mermer, vitray ve ayna kullanımı ile yapılan labirentleri ile İngiltere, labirent çeşidi en çok olan ülkedir.
  • İskandinavya’daki labirentlerin çoğu taştır, İsveç’tedir ve Baltık kıyısındadır. Baltık tekerleği denen yuvarlak formludur. Bunların balıkçılar tarafından, bereketli ürün, iyi rüzgar ve güvenli bir yolculuk için yapıldığı söylenir. İngiltere’deki labirentlerin bir kısmının adaya kuzeyden gelenler tarafından yapıldığı düşünülmektedir.
  • İsviçre’de, modern zamanlarda halka açık yerlerde ve villa bahçelerinde pek çok labirent yapılmış; yapımında ağaçlar ve su kullanılmıştır.
  • Labirentten bahsederken, Güney Amerika kıtasında, Colomb öncesi dönemden günümüze ulaşan, geoglif veya jeoglif denen, yere kazılmış, sadece tanrıların okuyabileceği düşünülen, sırrı henüz çözülememiş devasa şekilleri de unutmamak gerekir. Bunlar içine girilemeyen, ama plan olarak labirenti örnek alan çizgilerdir.

Peru’da, Nazca’daki geogliflerin kıtanın yerlileri tarafından, MÖ 200-MS 700 arasında yapıldığı sanılıyor. Kesin yapılış tarihleri, hangi amaçla ve nasıl yapıldıkları halen bilinemeyen, sadece uçaktan görülebilen Nazca Çizgileri’nde birkaç kez tekrar edilmiş, başka figürlerin parçası olan bu geoglifin, Akdeniz’in, Avrupa’nın, İskandinavya’nın, Hindistan’ın ve Kuzey Amerika’nın antik kültürlerinde kullanılmış labirent sembolü ile benzerliği SiGarb adlı araştırmacı tarafından dikkatimize sunuluyor. Spiralin çapı 12 metredir. (Nazca Çizgileri, Peru dosyamızın ikinci bölümünde anlatılmıştı.)
Fotoğraf:commons.wikimedia.org. File: Nazca Lines Labyrinth Peru.

Austin Whittall tarafından fotoğrafı çekilmiş ve zaman içindeki değişimleri incelenmiş Uspallata Mendoza’daki geoglif. Arjantin.
Fotoğraf:patagoniamonsters.blogspot.com

Avustralya’daki Ashcombe Maze’de on adet temalı bahçe vardır. Yukarıda fotoğrafta görülenden başka burada, çocuklar için yapılmış, lavanta tarhları ile oluşturulmuş labirentler de vardır.
Zen bahçesinde kumun üzerine çizilen motiflerden biri de labirenttir.
Fotoğraf:travel.spotcoolstuff.com/world-amazing-mazes

  • Duvarları bitkilerden oluşan bahçe labirentleri ilk kez Romalı yazar Plinius’un Roma’da çocukların oynaması için otlardan yapılmış labirentten bahsetmesi ile literatürde yer alır. Bahçe labirentleri, saray, şato bahçelerine 16. yüzyılda yaygın olarak yapılmaya başlanmıştır. İtalya’daki, İngiltere’deki, Fransa’daki bahçe labirentleri ile ilgili bilgimiz vardır. Villa Pisani’deki labirent, 6.5 kilometreyi bulan yollarıyla rekoru elinde tutmuş. Versailles Sarayı’nın ünlü bahçe labirenti, Mansart tarafından yapılmış. 1774 yılında Kraliçe Marie-Antoinette’in emriyle yok edilmiştir.
  • Türk bahçelerinde labirent örneklerine pek rastlanmaz. Nadir örneklerden biri,  Sultan III. Selim’in mimarı Antoine Ignace Melling’in (1763-1831), padişahın kız kardeşi Hatice Sultan için inşa ettiği Ortaköy’deki sarayın bahçesine 1795 yılında yaptığı labirenttir. Prensesin talebi, Danimarka elçisi Baron Hübsch’ün bahçesindeki labirentin örnek alınması yönünde olmuştur. Ahmet Rasim bu labirentin leylak, gül ve akasyadan oluşturulan patikalarla yapıldığını yazar. Ne bu labirentin, ne de Versailles’dakinin izi bile kalmamıştır. Avrupa’da yapılmış olan birçok bahçe labirenti sonradan kaldırılmıştır.
  • Mutlak karanlık bir mekan ve mutlak bir boşluk da labirent etkisi yapar. Göz alabildiğine uzanan kum çölü ve okyanusun ortasında olmak da, hiçbir engel gözükmemesine rağmen bu hissi verir.
  • Bir labirent mekan kişiye aynı anda hangisini seçmesinin doğru olacağına ilişkin herhangi bir bilgi vermeksizin birden fazla seçenek sunar. Seçeneklerin sayısının artmasıyla labirentin labirentlik katsayısı da artar.
  • Tevrat, Yahudi ırkının Mısır’dan çıktıktan sonra Sina Çölü’nde 40 yıl yolunu bulamadığını, birçok Yahudi’nin çıkışa, Vaadedilmiş Topraklara, ulaşamadan öldüğünü yazar. Sina, bir labirent etkisi yaratmıştır.

11 turlu Chartres Katedrali labirenti.
Fotoğraf: www.crystalinks.com

  • Labirentlere büyük kiliselerde de rastlanır. En eskisi 4. yüzyıldan kalma Cezayir’deki Orléansville yakınındaki San Reparatus Bazilikası’dır. 6. yüzyıla tarihlenen Ravenna’daki San Vitale Kilisesi’nin labirenti eskilikte onu izler. Ama en ünlüleri Gotik üsluptaki Ortaçağ katedrallerinde yer alanlardır. Bunların başında ise Chartres Katedrali’nin 13 metre çapındaki labirenti gelir. Hac ibadetine çok önem verilen Ortaçağ’da Kudüs’e gidemeyenler için katedrallerdeki labirentlerin üzerinde yürümek, arındıran, kutsal bir deneyim oluyordu. Labirent, hacın sembolik formuydu. Labirentler katedral girişine yakın yapılıyordu. Bu mekanın dolambaçlı yolları Tanrı’ya giden, Kurtuluş’a erişmek için izlenmesi gereken kahırlı yolları simgeliyordu. Bu labirentler sahte labirentlerdi. İmanla yürüyenler merkeze mutlaka ulaşıyorlardı. Tanrı’yı arayanlar yollarını yitirmezler. Ayrıca, katedrallerdeki labirentlerde kat edilen düşsel yol, İsa’nın çarmıha giderken izlediği yolu simgeler. Bazılarında, merkezde yer alan Küdus betimlemesi, labirentin aynı zamanda Süleyman Tapınağı’nın da imgesi olduğunu düşündürür. Bu labirentlerin o katedralleri yapan mimarların bir nevi imzası olduğu da öne sürülür. 16. yüzyıldan kalma bir çizimde, Rheims Katedrali’nin labirentinin ortasında başpiskopos, köşelerde yapı ustaları betimlenmiştir. 15. yüzyıldan sonra katedrallerelabirent deseni yapma uygulaması, ibadet edenlerin dikkatini dağıttığı düşünülerek, sona erdirilmiştir. Rheims Katedrali’nin labirenti 18. yüzyılda ortadan kaldırılmıştır.
  • Chartres modeline dayanan labirentlerin, merkezde altı taç yaprağı veya yarım dairesel alanları vardır.

 

Füsun Kavrakoğlu

Önceki Yazılar

Gurka, Gorka ya da Gorkhali

Gurkalar’ın çoğu Gurung, Magar, Rai ve Limbu etnik topluluklarından gelir. Güney Asyalı askerlerdir. Çoğu Nepal…

2 gün ago

Postkolonyalizm 19

İngiltere, sömürgeci ve işgalci politikalarıyla etkisi bugün de süren sorunlar bıraktı: Filistin meselesi, Kıbrıs meselesi,…

3 gün ago

Dünyadan Atasözleri

İnsanlar yaşadıkça ihtiyarladıklarını sanırlar, halbuki yaşamadıkça ihtiyarlarlar. Malezya Ne kadar alçaktan uçarsan, düştüğün zaman o…

4 gün ago

Müziğe Dair 4

Ortodoksluğun müzik enstrümanlarına koyduğu yasak, kilise vokal müziğinin gelişimine yol açmıştır. Rus halk şarkılarının çok…

5 gün ago

İngiliz Klasik Müziğine Kısa Bir Bakış 2

Müzisyen bir aileden gelen ve 1660’da başlayan Restorasyon Dönemi’nde Londra’da yaşamış olan Henry Purcell (1659-1695)…

1 hafta ago

İngiliz Klasik Müziğine Kısa Bir Bakış 1

Avrupa çok sesli müziği,  dini ve din dışı müzik olarak iki yönde gelişmiştir. Dini müzikte…

1 hafta ago