Nil’in kaynaklarını bulmak, birçok kaşif için amaç olmuştur. 20.yüzyılın ortalarına kadar bu uğraşı devam etmiştir.
Kaşif, en genel anlamıyla, daha önce bilinmeyen ya da yeterince tanınmayan yerleri, bilgileri veya olguları ortaya çıkarmak için araştırma yapan kişidir.
Kaşif, yeni yerler, yollar veya doğal kaynaklar bulan; bilinmeyen ya da az bilinen bilgileri ortaya çıkaran; insanlığın bilgi sınırlarını genişleten kişidir.
Yeni kıtalar, nehirler, yollar bulan yani coğrafi keşifler yapan kişiler; doğanın işleyişinde yeni bir kanun bulan, yeni bir tür keşfederek bilimsel keşifler yapan kişiler; eski uygarlıklara dair kültürel ve tarihî keşifler yapan kişiler; uzay keşifleri yapan kişiler, kaşiflerdir. Ortak özellikleri bilinmeyene karşı ilgi ve merak duygusu, risk alma cesareti, gözlem ve araştırma yeteneği, sabır ve dayanıklılık olarak özetlenebilir.

Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Mısır, 2019.
Nil Nehri’nin kaynaklarının keşfi zor oldu, yüzyıllar boyunca sürdü.
Nil, tek bir kaynaktan değil, farklı bölgelerden doğan, birleşen, birden fazla koldan beslendiği için coğrafyası karmaşıktı. Gerçek kaynağın hangisi olduğunu anlamak güçtü.
Nil’in Orta Afrika’daki üst havzaları ulaşılması zor bölgelerdi: Yoğun tropikal ormanlar, bataklık alanlar ve dağlık araziler gibi zorlu doğal koşulları söz konusudur. Bu alanlara eski dönemlerde ulaşmak neredeyse imkânsızdı.
Sıtma gibi hastalıklar, aşırı sıcak ve nem de kaşifler için zorluk yaratan şartlardı ve bu engeller, birçok keşif girişimini başarısızlığa uğrattı.
Söz konusu bölgelerdeki kabileler, krallıklar, yabancıya alışık olmayan ve yabancıdan korkan/güvensizlik duyan yerel siyasi ve toplumsal engeller de kaşiflerin ilerlemesini zorlaştırdı.
Antik çağdan itibaren Herodot gibi tarihçiler Nil hakkında çeşitli teoriler öne sürmüştü ancak bu bilgiler çoğunlukla eksik veya yanlıştı. Yanıltıcı bilgi ve efsaneler de keşifleri kısıtlamıştır.
Dolayısıyla hem doğal hem de insan kaynaklı engeller söz konusu olmuştur.


Leave A Reply