Roma dünyasında lüksün ve zenginliğin göstergeleri altın, gümüş, bronz objelere sahip olmaktı. Öyle ki, önemli yıldönümlerinde, kutlamalarda bu objeler evin avlusunda mermer bir masanın üzerinde sergilenirdi. MS 1. yüzyılda kıymetli objelere çeşitli amaçlar için kullanılan camdan yapılmış olanlar eklendi. Cam, metal kaplar gibi yiyecek içeceğin tadını değiştirmediği için tercih ediliyordu. Bu yüzyılın en lüks merkezleri olan Pompei ve Herculaneum veya Ercolano’daki zengin evlerde kullanılan eşyaların bir kısmı Vezüv Yanardağı’nın 79 yılında etkinleştiğinde kül ve lavların altında kalarak korunmuştu. Bu felaket yaşandığında cam kullanımı artık çok yaygındı. Kazılarla bize ulaşanların bir kısmı Ercolano’da müzede sergileniyor (1).
Ercolano’daki müzede sergilenenler arasında fotoğrafta görülen 8 numaralı kuş cam üfleme bir eser.
Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu, 2019.
Mimaride kullanılan pencere camlarının ilk olarak ne zaman kullanıldığına dair kesin bir bilgi olmamakla birlikte en erken tarihli pencere camları Pompei kazısında ele geçmiş olup Roma İmparatorluğu dönemine, M.S. I. yüzyıla tarihlenmektedir (2).
Pencere camı yapımında üç farklı teknik kullanılmıştır:
Fil gözü ya da göbekli camların (crown glass) 4. yüzyıldan itibaren ilk defa Roma İmparatorluğu’nda kullanıldığı bilinmektedir. Üflenerek şişirilen cam, bir metal çubuk ile tutularak disk haline gelinceye kadar devamlı döndürülür. Ortası göbekli ve kalın, kenarları ince ve düzgündür. Ortalarındaki bombe, onlara fil gözü ya da boğa gözü denmesinin nedenidir (3).
Silindir cam yapımında, serbest üflenen cama silindir şekli verilerek kenardan uzunlamasına kesilir ve ısıtılıp düz yüzey elde edilir.
Dökme cam ise dikdörtgen kalıplara dökülen ergimiş cam merdanelerin ileri geri hareket ettirilmesi ile ezilerek elde edilir (4). Roma İmparatorluğu’nda dökme düz cam yapımında erimiş haldeki cam, kepçe ile kare veya dikdörtgen tablaların içine dökülür, sonra ıslak düz tahta spatula veya merdane yardımıyla yayılır, elde edilen cam, istenen boyutta kesilerek kullanılırdı (5).
Cam pencereler Roma döneminde kullanılmış, ama sonra Ortaçağ’a dek büyük ölçüde ortadan kalkmıştı. Geç Ortaçağ ve Erken Modern dönem pencerelerindeki, kurşun kayıtlar tarafından tutturulan küçük camların kullanımı, daha büyük cam üretimindeki güçlüklerden dolayı zorunluydu. Çok sayıda camlı pencere, evin sahiplerinin çok zengin olduğunu gösterirdi (6).
Alçı kayıtlı pencere camlarına Selçuklular revzen veya rovzen adını vermiştir. Pencere camları daha çok saraylarda ve zengin evlerinde kullanılmıştır. Sıradan evler için bunlar pahalı malzemelerdir (7). Kanuni Sultan Süleyman döneminde (1520-1566), saray pencerelerinde ve mimaride düz cam kullanılmıştır (8).
Geç 18. ve 19. yüzyıllarda cam yapım tekniklerindeki gelişmeler ve pencere camlarına uygulanan yüksek vergilerin kalkması, 19. yüzyılın ortalarında büyük boyutta cam kullanımını teşvik etti. 1851 Büyük Sergisi için Londra’da inşa edilen, devasa Crystal Palace’ta endüstriyel yöntemlerle üretilmiş camlı tonoz kullanılmıştı (9). Sera tasarımcısı ve bahçıvan Joseph Paxton (1803-65) tarafından tasarlanan Kristal Saray geçici bir yapı olarak düşünülmüştü. Uzunluğu 563 m, yüksekliği 124 m olan Kristal Saray bütünüyle dökme demir ve camdan yapılmıştı. Sergi bittiğinde sökülmüş, başka bir yerde yeniden kurulmuş ve 1936’da bir yangın sonucunda tahrip olmuştur (10).
Yararlanılan Kaynaklar
Avrupa çok sesli müziği, dini ve din dışı müzik olarak iki yönde gelişmiştir. Dini müzikte…
Gandhara bölgesinde taş levhalar, sütunlar, kaideler ve heykeller üzerine, çoğu kare ağızlı keski, delgi ya…
Gandhara, günümüzde Pakistan’ın kuzeybatısında Peşaver Havzası ve Afganistan’ın doğu sınırlarında yer alan, MÖ 1. binyıldan…
MÖ 6. yüzyılda yaşamış olan çeşitli etnik grupların adlarını Yunan ve Latin yazılı kaynaklarından öğreniyoruz. …
Kasım 2016’da Fukuoka’da Hakata İstasyonu yakınındaki ana caddede büyük bir göçük meydana geldi. Çöken yer…
Melezleşmiş bir ırk; etkilerin, geleneklerin ve ırkların piçi. Saflığa, daha doğrusu saflık ideasına güvenmemeyi öğrenmişti;…