Türklerin cam sanatıyla buluşmaları Ortadoğu’da, 11. yüzyılda, Büyük Selçuklu döneminde olmuştur. Yapım tekniği olarak üflemeyi kullanırken, ahşap süsleme tekniğinde Türklere has olan eğri kesim tekniğini cama uygulamışlardır. Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubat’ın (1220-1237) yaptırdığı Kubadabad Sarayı kazılarında renkli pencere camları, sofra eşyaları ve çok miktarda cam buluntu ele geçmiştir. Pencere camlarının çoğu fil gözü denilen ortası göbekli yuvarlak camlardır. Selçuklu saraylarında kullanılan pencere camlarında crown-glass veya göbekli cam adı verilen serbest üfleme camlar, kalıba üflenmiş bal peteği dekorlu camlar da ele geçmiştir (1).
Konya Karatay Müzesi’nden Beykoz’a getirilen Kubadabad Tabağı insanı hayran bırakıyor. Ne yazık ki güzelliğini yansıtan bir fotoğraf bulamadım. Mine ve yaldızla bezenmiş, bal rengi tabağın çevresindeki sülüs yazıda Sultan II. Gıyaseddin Keyhüsrev’e (1237-1246) sıhhat ve afiyet dilenmekteymiş. Tabağın dış çeperinde dalgalı bitkisel motif yer almaktadır (2).
Fotoğraf: cnnturk.com
Memluk camları, mineli ve yaldızlı bezemeleriyle; hayvansal motifler, arabeskler ve Arapça yazı süslemeleriyle ve renklerin birbirine karışmadan uygulanması ile dünya çapında ün kazanmıştır. Haçlılar kanalıyla Avrupa’ya taşınmıştır. Bu camların önemli üretim merkezleri Halep, Şam ve Rakka şehirleridir. Moğol akınları Uzakdoğu süslemelerini, motiflerini Ortadoğu’ya taşımış, şakayıklar, Çin bulutları gibi da süslemelere dahil olmuştur. Timur ise Suriye’den pek çok cam ustasını Semerkant’a götürmüştür (3). Timur’un cam ustalarını kendi ülkesine götürmesiyle Suriye ve Mısır’ın hayran olunan mineli cam sanatı sönmeye yüz tutmuştur (4). Memlük kandilleri Osmanlı camilerinde de kullanılmıştır (5).
Fatımiler döneminde yerel gelenekler gelişen camcılığı da etkilemiştir. Dönemin necef taşından işlenmiş ürünlerini Louvre Müzesi’nde görmek mümkündür (6).
Yararlanılan Kaynaklar
“Kaşif” tartışmalı bir unvandır. “Keşfettiği” yer, yereller tarafından uzun zamandan beri bilinir; bu bilgi kendisi…
Paranoyak milliyetçilik, vatandaşın korkularını istismar ederek, güvensizlik ve nefreti körükleyerek kendilerine yarar sağlamaya çalışan siyasetçilerin…
Kaya sanatı, Paleolitik dönemin en önemli kültürel dışavurumudur. Kendini, mağara duvarlarında, sığınılan kaya altlarında göstermiştir.…
Almanya’daki sığınmacıların üniversite eğitimi alamıyor, çalışamıyor ve yaşadıkları yerden ayrılamıyorlar. Barakalarda yaşıyorlar ve yaşadıkları barakalar…
19. yüzyılda demiryolu bir yenilik simgesiydi; yeni bir hayat getiriyor ve eskisini yok ediyordu. Bu…
Rusya’nın Altay Cumhuriyeti’nin Gorno-Altaysk şehrindeki müzede gördüğüm balbal ve balbal parçalarını da balbal dosyamıza eklemek…