Gordion Müzesi’nde sergilenmekte olan Roma Döneminden mavi cam bilezikler.
Kırıntı bezemeli bilezikler, cam hala sıcakken farklı renkte cam kırıntılarının yapıştırılmasıyla yapılırdı. Kırıntılar bileziğin üzerinde çıkıntı yapardı.
Yama dekorlu bilezikler, camlar sıcakken yassı bir şerit haline getirilip üzerlerine önceden hazırlanmış çok renkli opak cam plakalar yapıştırılmak suretiyle dekorlanırdı.
Dalga bezemeli bileziklerde ise renkli sıcak cam iplikleri ile dalgalı yollar yapılırdı. Dalgalar kabarık da olabilirdi.
Spiral şeritli bilezikler, değişik renklerde opak cam iplikleri birbirine sarılarak oluşturulur, aplike bantların uzunluğuna yapıştırılmasıyla elde edilirdi. Memluk ve Osmanlı camları arasında yaygın uygulanan bir modeldi (1).
Erken Yunan Çağına (MÖ 6 – 4. yüzyıl) ait günümüze ulaşmış cam kaplar genellikle opak ve bezemeli küçük parfüm şişeleridir. Başlıca şişe tipleri alabastron, amphoriskos, aryballos ve oinochoe’dir. İçlerine parfüm, merhem ve benzeri kozmetiklerin konulduğu bu kaplar, pişmiş toprak örneklerinin cama dönüşmüş formlarıdır. Suriye, Mısır ve kısmen Fenike başlıca üretim merkezleridir. MÖ. 3. binden itibaren Doğu Akdeniz’de denize egemen olmayı başaran, tüccar koloniler kuran Fenikeliler, cam sanatının da ustası olmuşlardı.
Klasik Yunan çağından (MÖ 510-323) Helenistik Çağa (MÖ 323-33) kadar kum kalıp tekniğinde yapılan camlar, bütün Doğu Akdeniz dünyasında yaygın olarak kullanılmıştır.
Üfleme tekniği ile yapılan cam kaplar, kesin olmamakla birlikte, MÖ 1. yüzyıl sonunda görülmeye başlar ve Roma çağında yaygın bir şekilde devam eder. (Kahire’deki Mısır Müzesi kaynakları, gerek bilgilendirme levhaları, gerekse müze kitapçığı, üfleme tekniğinin tarihi olarak MS 1. yüzyılı verir.) İlk defa Fenike ve Suriye çevresinde imal edildiği, İskenderiye’de de önemli bir atölyenin bulunduğu bilinmektedir. Mavi ve yeşil saydam ve yarı saydam camdan çok çeşitli formları olan bu kaplar, Roma çağı boyunca Batı ve Doğu Akdeniz dünyasında kullanılmışlardır (2).
Frig (MÖ. 800 – 676) ve Helenistik (MÖ 323-33) dönemlerde var olan fayans, kum sırlı çanak çömlekler, kalıplanmış cam ve bir metal çubuğun etrafına kil ve gübre kaplanıp sıvı camın içinde döndürülerek şekil verilen yani iç kalıp tekniği ile üretilmiş parçalardır (3).
MS 1. yüzyıla tarihlenen cam dilimli philae, Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir.
MS 1. yüzyılda çok çeşitli cam kap yapılmasına karşın, indirme tekniğiyle şekillendirilmiş kaburgalı kaseler popülaritesini devam ettirmiştir (4). Philae, çanak formu gösteren kaidesiz ve kulpsuz
libasyon‐ kült kabıdır ve form olarak bir Frig mirasıdır (5).
Roma camcıları, MS 1. yüzyılda girift desenli, kesme ve traşlama teknikleri kullanılarak üretilen kafesli, kazıma veya kabartma desenli pahalı camlar üretmeye başlamıştır (4).
MS 3. yüzyılın ortalarına gelindiğinde süslenen tek malzeme artık metal objeler değildi. Cologne şehrindeki (günümüzde Almanya’da) atölyelerde Yunanlar çalışıyor ve cam objelere mitolojik sahneler ve manzaralar işliyorlardı. Bu tür ürünler Tuna ve Ren Nehri vadilerinde yaygındı (6). Belçika’da ve Ren Vadisi’ndeki çömlek ve cam atölyelerinde, 3. yüzyıldan başlayarak doğulu ve Afrikalı zanaatkarlar çalıştırılmaya başlanmıştı. Ren ve Sen Nehirleri arasındaki bölgede, Britanya’nın doğu kıyılarında çeşitli işlikler arasında cam atölyeleri de olduğu düşünülüyor (7).
Bizans cam eserlerinin serbest üfleme, kalıba üfleme, cam ipliği bezeme, aplike, kesme, mineleme, yaldızlama teknikleri yaygın olarak kullanılmıştır. Geniş bir form çeşitliliğinden de bahsedilebilir (8).
MS 8. yüzyılda lüster tekniği cam süsleme tekniklerine ilave olmuştur. Zeminin ve motiflerin iç kısmının tıraşlanarak konturların yüksek kabartma haline getirildiği cameo tarzı da Bizans’ta sevilmiştir (9).
Yararlanılan Kaynaklar
“Kaşif” tartışmalı bir unvandır. “Keşfettiği” yer, yereller tarafından uzun zamandan beri bilinir; bu bilgi kendisi…
Paranoyak milliyetçilik, vatandaşın korkularını istismar ederek, güvensizlik ve nefreti körükleyerek kendilerine yarar sağlamaya çalışan siyasetçilerin…
Kaya sanatı, Paleolitik dönemin en önemli kültürel dışavurumudur. Kendini, mağara duvarlarında, sığınılan kaya altlarında göstermiştir.…
Almanya’daki sığınmacıların üniversite eğitimi alamıyor, çalışamıyor ve yaşadıkları yerden ayrılamıyorlar. Barakalarda yaşıyorlar ve yaşadıkları barakalar…
19. yüzyılda demiryolu bir yenilik simgesiydi; yeni bir hayat getiriyor ve eskisini yok ediyordu. Bu…
Rusya’nın Altay Cumhuriyeti’nin Gorno-Altaysk şehrindeki müzede gördüğüm balbal ve balbal parçalarını da balbal dosyamıza eklemek…