Categories: Kültür

Şiddet 34 | Hıristiyanlık’ta Kadının Konumu 1

  • Hem Yaradılış hem de ilk günah açısından Yahudi ve Hıristiyan kültürü benzerlik gösterir ancak İsa’nın kişilik özelliklerinde kadın düşmanlığı yoktur ve ona inananlar arasında çok sayıda kadın olduğu; Musevi Peygamberlerden hiçbirinin etrafında bu kadar büyük bir kadın grubunun toplanmadığı; ilk dönemlerde Hıristiyanlığa giren kadın sayısının erkeklerden fazla olduğu söylenir. İsa’nın on iki yıldan beri kanaması olan bir kadının eteğini öptüğü Matta İncil’inde yer alır.

Aziz Pavlus, Masaccio, 1426-28.
Fotoğraf: Pinterest

  • Birinci yüzyılın ortalarında Aziz Pavlus, mektuplarında36 inançlı kişiden söz eder, bunların 16’sı kadındır; hepiniz İsa nezdinde birsiniz, aynısınız der. Kadının bedenine hükmetme hakkı erkeğinindir; aynı şekilde erkeğin bedenine hükmetme hakkı da kadınındır, diye yazar. Ama “Erkek, kadının başıdır. Erkek kadından değil, kadın erkektendir. Kadın, erkek onu istediği için vardır” diye de yazar ve kiliseye giderken kadının başını örtmesini ister. Havari Paulus’tan beri cinsellik, inananlar için utanılacak bir olguydu.
  • İstenmeyen bebeklerin çöplüğe atılma töresi, Hıristiyanlığın Roma’da yayılmasına ve kabul görmesine kadar sürdü. Yeni inançta bebekleri öldürmek ve düşük yapmak yasaklanmıştı; dul bir kadını yeniden evlenmeye zorlamak yoktu; evlilik yaşam boyu sürmeliydi; sadakatsiz taraf ister kadın ister erkek olsun aynı derecede günahkar sayılıyordu. Bakirelik yüksek bir değerdi; bu yüzden kadınlar erken yaşta evlenmeye zorlanmıyordu. Kadınlara da erkekleri reddetme hakkı tanınıyordu.
  • Hıristiyan inancında ruhsal kurtuluş, ancak cinsellikten uzak durarak kazanılabiliyordu. 3. yüzyıldan başlayarak kadının cinselliğinden nefret güçlendi. İnsan topluluklarından uzak kalarak kadınlara yönelik arzudan uzak durmanın aracı, mağaralar, çöller, sütunlar üzerinde ve manastırlarda yaşam sürmek oldu.
  • 393 yılında çıplak bedenle yapılan Olimpiyat Oyunlarına son verildi.
  • Erkekle kadın arasındaki fark, değiştirilmesi mümkün olmayacak kesinlikte Tanrı tarafından belirlenmiş olduğu için homoseksüel ilişkiler lanetlendi.
  • Aziz Augustinus (354-430), kadın düşmanlığına vurgu yapan felsefi temelleri oluşturdu. Platon’un saf ve sonsuza kadar değişmeyen biçim (İdealar) düşüncesini Augustinus Tanrı ile özdeşleştirdi.
  • 4. yüzyılda tutucu Hıristiyanlara göre, kadınla aynı yatağı paylaşmak ahlaksızlıktı.

Meryem’in Günahsız Gebeliği, Giambattista Tiepolo, 1767-1769.
Meryem Ana’nın günahsız bir biçimde İsa peygambere gebe kalışını betimleyen tablodaki her ayrıntı İncil’deki bir ayrıntıyı betimliyor. Hz. Meryem, insana ilk günahı işleten yılanın üstüne basmakta.
Fotoğraf: Çok Gezen Çocuk

  • Bakir bir doğurganlık çelişkili gibi görünebilir ama çok eskidir. Mısır tanrıçası Net, partenogenesis (döllenmesiz üreme, kendini dölleme) ile Ra’yı yaratmıştır. Hera ve Afrodit yılda bir kere kutsal pınarda yıkanarak bekaretlerini geri kazanırdı. Aynı ikilik, hem bakire avcı hem de doğumun simgesi olan Artemis’te de görülmektedir. Yüce Ana da anne olmak için erkeğe ihtiyaç duymayan bir bakiredir. Bakir doğurganlık, Hıristiyanlıkta da devam etmiştir.
  • 431 yılında Meryem, Tanrı’nın Annesi makamına yükseltildi. Yaklaşık 50 yıl önce de bir başka kilise konseyi, Meryem’in ebedi bakireliğini ilan etmişti. Efes’te yaşayanlar, o çağda bakire Tanrıça Diana’ya tapıyorlardı. Meryem, Adem ile Havva’nın işledikleri günahı işlememiş, temiz ve kusursuz kalmıştı. Cinsel arzu, Kilise tarafından kirli ilan edilmiş oldu.
  • Katolik Kilisesi’nin ikonografi örneklerinde Meryem, ayağı ile yılanın başını ezerken şehvetin başını ezmektedir.
  • Musevi ve Hıristiyan geleneğinde insan, Tanrı imgesi ile canlandırılır; Mısır’ın aksine hiçbir zaman hayvanlara tapılmamış Yunan dininde Tanrı insan imgesi ile canlandırılmıştır. Yunan tanrılarının hayranlık uyandıran insani güzellikleri söz konusudur. Oysa Musevilik, yaratıcılığı Tanrı’ya özgü kılarak, sanatı ve sanatçıyı baskı altında tutmuştur.

 

 

Füsun Kavrakoğlu

Önceki Yazılar

Gurka, Gorka ya da Gorkhali

Gurkalar’ın çoğu Gurung, Magar, Rai ve Limbu etnik topluluklarından gelir. Güney Asyalı askerlerdir. Çoğu Nepal…

2 gün ago

Postkolonyalizm 19

İngiltere, sömürgeci ve işgalci politikalarıyla etkisi bugün de süren sorunlar bıraktı: Filistin meselesi, Kıbrıs meselesi,…

3 gün ago

Dünyadan Atasözleri

İnsanlar yaşadıkça ihtiyarladıklarını sanırlar, halbuki yaşamadıkça ihtiyarlarlar. Malezya Ne kadar alçaktan uçarsan, düştüğün zaman o…

4 gün ago

Müziğe Dair 4

Ortodoksluğun müzik enstrümanlarına koyduğu yasak, kilise vokal müziğinin gelişimine yol açmıştır. Rus halk şarkılarının çok…

5 gün ago

İngiliz Klasik Müziğine Kısa Bir Bakış 2

Müzisyen bir aileden gelen ve 1660’da başlayan Restorasyon Dönemi’nde Londra’da yaşamış olan Henry Purcell (1659-1695)…

1 hafta ago

İngiliz Klasik Müziğine Kısa Bir Bakış 1

Avrupa çok sesli müziği,  dini ve din dışı müzik olarak iki yönde gelişmiştir. Dini müzikte…

1 hafta ago