Categories: Kültür

Şiddet 37| Batı’da Kadının Konumu 2

Fotoğraf sanatçısı Melisa Mızraklı’nın Contemporary İstanbul 2015’te yer alan eseri.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Protestanlık, bütün baştan çıkarmaların ve günahların nedeni olarak görülen kadının imajını değiştirmiş, kadını erkeğin yardımcısı konumuna yükseltmişti.
  • Kuzey Amerika’da hem kadının hem de erkeğin işlediği seksüel suçlar, kamçıyla dövme, kızgın demirle dağlama ile cezalandırılıyordu.
  • Püritenlerin beden düşmanlığı, ruj sürmenin ve güzel görünmeye çalışmanın günah ve ahlak düşkünlüğü olarak görülmesine yol açarken, edepli bir kadının yüzünden ve ellerinden başka her yerini örtmesi gerektiği düşünülüyordu.
  • ABD Anayasası, vatandaşın devredilemeyen hakları arasında eşitlik ve mutluluğa ulaşma hakkını da içeriyordu.
  • 1835 yılına gelindiğinde Amerikalı kadınların çoğu dönemin İngiliz ve Fransız kadınlarından daha eğitimli ve daha bağımsızdı. Kadınlar, 1849’da hekim olarak çalışma hakkı elde ettiler. 20 yıl sonra Wyoming Eyaleti kadınların seçime katıldığı ilk eyalet oldu. Kadınlar bu eyalette mahkemelerde jüriye de katılabileceklerdi. Seçimlere katılma, 50 yıl sonra anayasal hak haline geldi.
  • Kadınların seçme hakkını kabul eden ilk ülke 1893 yılında Yeni Zelanda olmuştu. Onu Danimarka, Finlandiya, İzlanda ve Norveç izledi. Rusya’da kadınlar 1917 Ekim Devrimi ile seçme hakkı kazandılar. 1918’de İngiltere, 30 yaşından büyük kadınlara seçme hakkı verdi. On yıl sonra yaş sınırı 21’e indirildi. Bu hak ABD’de 1920’de tanındı. Türkiye’de kadınlara 1930’da belediye seçimlerinde seçme, 1933’te muhtar seçme ve köy heyetine seçilme, 1934’te milletvekili seçme ve seçilme hakları tanınmıştır. Fransa’da kadınlar bu hakkı 1944’te elde ettiler.
  • Freud, 1929’da erkekleri kültürle özdeşleştirmiş, kadını ise erkeği düşman olarak gören, olumsuz ve tutucu bir güç olarak tanımlamıştı. Kadın, kültürün rakibiydi.
  • Ünü, Avrupa’yı aşarak ABD’ye bile ulaşan Otto Weininger’e (1880-1903) göre, kadın maddeselliğin en alt basamağında olan bir nesnedir. Kendisi de bir Yahudi olan Weininger, kadınların yanı sıra Yahudilere de düşmandır. Ona göre Yahudiler ve kadınlar en yüksek düzeyde güvenilmezdir. 1903 yılında intihar ettikten sonra eserleri çok ilgi uyandırdı. Weininger’in kadınları aşağılama olgusu, Yahudi-Hıristiyan köklerine ve eski Yunan filozoflarının düşüncelerine dayandırılır. Onun fikirlerinde kadın eşitliğinin fahişeliğe geçme isteği olduğu; kadın hakları hareketinin bir Yahudi icadı olduğu savlanır. Adolf Hitler’in (1889-1945) Schopenhauer, Nietzsche ve Weininger’den etkilendiği düşünülür. Bu dördünün yaşamlarında da ortak noktalar bulunur: Dördü de tek başlarına kalmışlar, doygun bir aile hayatı yaşamamışlar; hepsinde toplumun dışında kalma duygusu ve kendi önderliklerine çok güçlü bir inanç vardı; hepsinde kadınlara yakın olma korkusu ve Yahudi düşmanlığı vardı.
  • Freud, Batı kültüründe, kadınları aşağılama ile antisemitizm arasında bir ilişki olduğunu yazar.

 

 

Füsun Kavrakoğlu

Önceki Yazılar

Çin 185 Eski Çin’de Müzik 1

Eski Çin kültüründe müzik, kalbin sesi ve evrenin imgesi olarak görülür (1). Eski Çin müziği…

1 gün ago

Edebiyata Dair 23 Lukacs’a Göre Destan ile Roman Farkı

Daha önce aynı konuyu Mihail Bakhtin’in değerlendirmesiyle yazmıştık. Şimdi ise Macar asıllı düşünür Györgi Lukacs’ın…

2 gün ago

Edebiyata Bakış Açıları 4 Toplum Odaklı Bakış Açısı

Alt-yapı kurumları toplumun ekonomik yapısını (üretim araçlarına kimin sahip olduğu, hangi toplumsal kesimin ekonomiye egemen…

3 gün ago

The Kura -Araxes Culture – Early Bronze Age

From the second half of the 4th millennium BC, the so-called Kura-Araxes Culture spread throughout…

4 gün ago

Pier Paolo Pasoloni (1922-1975) 2

Biliyorsunuz Roma’yı Nazlı Birgen rehberliğinde Caravaggio ve Pasolini’nin izinde gezmiş, anılarımı haziran ayında paylaşmıştım. Son…

5 gün ago

Edebiyata Dair 22 Bakhtin’e Göre Destan ile Roman Farkı

Destan (epik), şimdiki zamanla ilişki kurma imkanı sunmayan, tüketilmiş bir geçmişe hapsedilmiştir. Roman ise epiğin…

6 gün ago