Eski Alman sömürgesi Güneybatı Afrika‘da (bugünkü Namibya) yaşayan yerli bir kavme Hollandalılar ve Almanların taktıkları ad (Hottentotten). “Hot und tot (sıcak ve ölü) gibi seslerden oluşturulmuş aşağılayıcı, yapay bir adlandırma. Bu kavmin üyeleri kendilerini Koikoiler olarak tanımlıyordu. Diğer Afrika kabilelerine göre renkleri daha açık olan Hotantolar daha ziyade hayvancılıkla geçiniyordu. Hotanto kelimesi ayrıca kara cahil anlamında, sömürgecilik kalıntısı, küçültücü bir terim olarak çeşitli dillere girmiştir (1).
Günümüzde bile bir Boer, bir Hotanto’yu Schepsel, yani dünyada var olan diğer anlaşılmaz veya lüzumsuz şeyler gibi, mecburen yan yana yaşadığı bir yaratık olarak görür. Veya bir Hotanto’yu geel goed diye çağırır, ki bu, bir hayvan gibi koşulan veya alınıp satılabilen ‘sarı eşya’ demektir. Hotanto çocuklarını esir alıp büyütmek, artık eskiden olduğu kadar revaçta değil, çünkü evin efendisi eskiden kölesi üzerinde tüm haklara sahipti ve emirlere uymayan veya kaçmaya kalkışanları sorgusuz sualsiz öldürerek cezalandırabiliyordu. Bu geleneksel alışkanlıkların İngiliz idaresinin getirdiği yeni kültür tarafından elinden alınması, Boer tipinin İngiliz hakimiyetinden nefret etmesinin ana nedenidir; bu hakimiyet ona her türlü özgürlüğü verdiği halde (2).

MS 1000 yılından itibaren avcı-toplayıcı yaşam, yerini göçebe çobanlığa bırakmaya başladı. Damara halkının ataları da koyun, keçi ve büyükbaş hayvanlar edindiler. 1897’deki sığır vebası salgını, kuraklık ve sömürge yönetiminin etkisiyle göçebe çobanlar, az sayıda Damara hariç, Twyfelfontein bölgesinden çekildiler. 1999 yılında, Damara-Nama dili konuşan yaklaşık 230 kişinin yaşadığı alan Uibasen- Twyfelfontein Doğal Yaşamı Koruma Alanı ilan edildi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Namibya, 2024.
Piç (bastard) sıfatı, anne ve babası siyahi yerli olan kişiler için kullanılan bir sözcüktü (3). Sömürgeciler yerlilere, (siyahiler Herero, kahverengi olanlar Hotanto) piç diyorlardı (4).
Hotantolar, çocuklarına çok düşkün, kabilelerine çok bağlıdır, asimile etmesi kolay değildir, ölü ve yaralılarını asla geride bırakmazlar. Etle beslendikleri için gut hastalığı belli başlı dertlerinden biridir (5). Hotantoların kabile yapısında yardımlaşma ilkesi güçlüdür, rekabet hiç yoktur. Hiç kimse yokluk günleri veya yaşlılık için önlem alma ihtiyacı duymaz. Diğerlerinin elindekini onunla paylaşacağını bilir. Aklını rahat yaşamak, hayatın tadını çıkarmak için kullanır (6). Dagga, yaygın olarak kullandıkları hint keneviri cinsinden uyuşturucu otun adıdır. Düzenli çalışmayı külfet olarak görür, yemek içmek için yaşarlar (7). Hotantolar, disiplinli bir işçi olma konusunda eğitilememişlerdir. Bir Hotanto, yeni olan her şeye yönelik zinde bir içgüdüye sahiptir. Fakat aynı zamanda çok tembel ve üstüne üstlük uyanıktır. Almanların çalışkanlığı ile dalga geçtikleri de biliniyor (8). Hotantoların tapındıkları yarı tanrı-yarı insan Heiseb’in özelliği, ölüp ölüp dirilmesidir. Taş yığınlarına da Heiseb’in mezarı derler. Hotantolar için ölümün hiçbir korkutucu yanı yoktur. Ölüme karşı tavırları soğukkanlıdır (9).
Hererolar sığır beslerler, onlar sığır dostudur, bazı sığırlara hiç dokunulmaz, atalara tapınma geleneğine dahil edildikleri için onlar kutsal olan sığırlardır ve atalarının ışığı sayılırlar (10). Hereroların bütün toprakları, Güneybatı’nın en değerli toprakları, iyi otlaklar bol suyu olan yerler, Almanlar tarafından satın alınıp hazine malı yapılıp göçmen yerleşimine açılmıştı (11).
Yararlanılan Kaynak
(1) Morenga, Uwe Timm, Can Yayınları, 2010. Sayfa 9.
(2) A.g.e., sayfa 314, 315.
(3) A.g.e., sayfa 12.
(4) A.g.e., sayfa 27.
(5) A.g.e., sayfa 333, 114.
(6) A.g.e., sayfa 318.
(7) A.g.e., sayfa 120, 125.
(8) A.g.e., sayfa 317, 319.
(9) A.g.e., sayfa 266, 125.
(10)A.g.e., sayfa 132, 175.
(11)A.g.e., sayfa 26.


Leave A Reply