Üç bölümden oluşacak ÜTOPYA Dosyası hazırlanırken yararlanılan kaynaklar:
ÜTOPYA
Ütopya, bizce, toplumların hayallerini yansıtması açısından çok önemlidir. Ütopyalar, geleceği arzulanır kıldıkları gibi, geleceğin biçimlenmesinde de söz sahibi olurlar. Yaşadıkları ortamın sorunlarını gören ve bu sorunlara çözüm önerileri geliştiren ütopyaların her birinde, toplumun sorunlarını çözmeyi amaçlayan bir kaygı bulunduğu açıktır. Ütopyaların işlevsel, akılcı, verimli ve yalın olmaları, önerdikleri sistemi donuk pozlarla anlatmayı seçmeleri, tek bakış açılı olmaları, doğrudan ileriye dönük tasarımlar yapmaları, düzenli olma zorunluluğu/organizasyon olmazsa olmazlarıdır. Hiçbirisinde yanlışlığa ve belirsizliğe yer yoktur. Anlatılan genellikle toplum-mimarlık-yönetim üçlemesinin ilişkileri sonucunda ortaya çıkabilecek toplum-mutluluk-ülke varsayımları hemen hepsinin ortak yanıdır. Hayal edilen noktaya ulaşılmaya çalışılacağı için o toplumun hedefini gösterdiği gibi, nelere karşı çıkıldığını da gösterir. Çünkü bütün ütopyalar içlerinde bir anti-ütopya da barındırırlar.
Ütopya, yaşanılan toplum düzeninin kusurları karşısında kusursuz, hatta ideal bir toplum düzeni önermektir. Ütopya yazarları ideal toplum diye düşündüklerini resmederler. Bir ütopya her zaman durağandır, her zaman betimseldir ve her zaman ya da hemen hemen her zaman, olaylar dizisinin canlılığından yoksundur. Ütopya, ülküsel bir devletin yönetiminde mutlu bir halkın yaşadığı ülke, düşlemsel devlet tasarısı, ülkü, yön gösterici bir hedef, hedef olarak en doğru, en güzel olanı imliyor. Gelecekte ulaşılması gereken durum anlamını taşıyor. Ütopya hep tarihin, gelişmenin sonu, insanlığın varabileceği en mükemmel toplum biçimi olarak tasarlandı.
“Mevcut durum, Tanrı böyle olmasını istediği için böyledir ve dolayısıyla herhangi bir yenilik bozulma olarak algılanacaktır” felsefesinin hakim olduğu bir kültürde doğal olarak bir alternatif toplum modelleri geleneğinin var olması beklenemez.
Ütopya, insan aklına güvenin ürünü olan; seküler bir dünya görüşü üzerine inşa edilen; şimdi ve burada’dan farklı bir zamanda ve/veya yerde geçen; mevcut düzene açık ya da örtük eleştirel bir bakış getiren; ana teması bu düzene alternatif bir ideal toplum tasavvuru olan, bu ideal toplumu zihinde canlandırmaya yetecek kadar ayrıntılandırılmış kurmaca anlatıdır.
Ütopya, cenneti yeryüzünde kurmak iddiasının bir dışavurumudur. İnsanın kendini aşma gereksinimi duymasını, kendini aşmaya çalışmasını, kendini aşmasıyla daha iyi, daha üstün bir yaşama ulaşmayı ummasını, bu umudunu bir inanç haline getirmesini ifade eder. Ütopya düşüncesi Batı insanını ilerleme yönünde güdüleyen tinsel bir motor gibi çalışmış, Aydınlanma, liberal demokrasi, Amerikan ve Fransız Devrimi, 1917 Devrimi gibi akımlar cennet düşüncesini yeryüzüne indirmeyi vaat etmiştir.
İlk ütopya örneklerini, yaşanmış olan tarihsel süreç yüzünden, yazarların önerdikleri gibi pozitif değerli toplum düzenleri olarak göremiyoruz. Aksine, tam birer totaliter devlet örneği olarak karşımıza çıkıyorlar.
19. yüzyıl sonu ya da 20. yüzyıl başına kadar olan durağan yapılı ütopya edebiyatına Klasik Ütopyalar, daha sonrakilere ise Çağdaş Ütopyalar adı veriliyor.
Özel ütopyalar da var. Kadın ütopyaları, ekoloji ütopyası….gibi. Küreselleşme de zaman zaman yeni ütopya olarak sunulmaya çalışılmaktadır.
Ütopya çalışmaları literatüründe, geleceğin belirsiz olduğu toplumsal kriz dönemleri ile bu dönemlerde yazılan ütopyaların sayısı arasında bir doğru orantı olup olmadığıyla ilgili araştırmalarda çelişkili sonuçlara varılmıştır. Krishan Kumar böyle bir ilişki olmadığını söylerken (Utopianism, Buckingham Open University Press, 1990), Chris Ferns aksini iddia eder (Narrating Utopia: Ideology, Gender, Form in Utopian Literature, Liverpool University Press, 1999).
Görüşümüze göre ütopya, yalnızca edebi bir konu değil, aynı zamanda, toplumsal, mimari, teknik, yönetimsel gelişmeleri de etkileyen, belki de daha fazla, politik bir konudur.
“Kaşif” tartışmalı bir unvandır. “Keşfettiği” yer, yereller tarafından uzun zamandan beri bilinir; bu bilgi kendisi…
Paranoyak milliyetçilik, vatandaşın korkularını istismar ederek, güvensizlik ve nefreti körükleyerek kendilerine yarar sağlamaya çalışan siyasetçilerin…
Kaya sanatı, Paleolitik dönemin en önemli kültürel dışavurumudur. Kendini, mağara duvarlarında, sığınılan kaya altlarında göstermiştir.…
Almanya’daki sığınmacıların üniversite eğitimi alamıyor, çalışamıyor ve yaşadıkları yerden ayrılamıyorlar. Barakalarda yaşıyorlar ve yaşadıkları barakalar…
19. yüzyılda demiryolu bir yenilik simgesiydi; yeni bir hayat getiriyor ve eskisini yok ediyordu. Bu…
Rusya’nın Altay Cumhuriyeti’nin Gorno-Altaysk şehrindeki müzede gördüğüm balbal ve balbal parçalarını da balbal dosyamıza eklemek…