- İyi hissetmek ve hissettirmek, yaşama karşı dayanıklı, sabırlı ve sağlam olabilmek için gerekli ilk şart sağlıklı olmaktır.
- Sağlık, kazanılan deneyimlerin, öğrenilen bilgilerin bir bütünüdür.
- Birçok hastalık;
*serbest radikallerin yarattığı oksidasyon,
*toksinlerin artması sonucu vücudumuzun pH dengesinin bozulması ile oluşuyor. - Bir hücrede proton ve elektron sayısı eşit olmalıdır. Bu durumda atom yüksüzdür, yani dengededir.
- Vücudumuzdaki olayları yöneten proton-elektron alış verişidir.
- Elektron alkali, proton asit yüklüdür.
- Proton sayısı artan, bir elektronunu kaybetmiş hücreler serbest radikal’e dönüşür.
- Serbest radikaller vücudumuzda asit düzeyini artırır.
- Bir elektronunu yitirip, serbest radikale dönüşen hücre, yitirdiği elektronu yerine koymak için en yakınındaki hücrelere saldırır ve onların elektronlarından alır. Bu döngü, proton ve elektron sayısı eşitlenene kadar devam eder. Bu eşitlenme sürecinde vücutta oluşan doğal tepki oksidasyondur.
- Oksidasyon, vücutta elektronlarını kaybetmiş hücre sayısının, yani serbest radikallerin çoğalması, vücudun paslanmasıdır.
- Vücuttan atılamayan fazla asit, vücudu paslandırır.
- Soluduğumuz hava, bozuk çevresel faktörler, kimyasallar, yanlış beslenme bizi paslandırır.
- Bu proton-elektron eşitleme süreci uzun sürerse, vücut direnci azalır, hastalığa uygun hale gelir.
- Serbest radikaller hücre proteini ve DNA’nın fonksiyonlarını değiştirir.
- DNA fonksiyonlarında oluşan değişiklikler, genetik hastalık olarak gelecek kuşaklara da geçer.
- Fazla elektron taşıyan her yapı alkali, aynı zamanda antioksidandır.
- Enzimler ve antioksidanlar taşıdıkları fazla elektronu eksik olana vererekserbest radikallerin kontrol altında tutulmasına yardımcı olur, hücreyi nötralize eder, asit-alkali dengesini sağlayarak hücre yıkımını önler.
- Enzim, hücrede meydana gelen kimyasal tepkimelerin olabilmesini sağlayan; protein, vitamin ve minerallerden oluşan; su yoğunluğu yüksek ortamda, düşük ısıda ve pH’ın 7 olduğu ortamlarda iyi çalışan organik maddedir.
- Enzimler ne kadar fazla sayıda ve ne kadar işlevselse insan metabolizması o kadar gençtir.
- Tükettiğimiz gıdalardan da enzim alırsak, vücudumuzda depolanmış enzimleri daha az kullanır veya yeniden üretmek için fazladan enerji harcayıp hücre yapısını yormaz, yaşlanmayı geciktirebiliriz.
- Gıda enzimleri her çiğ ve taze besinde bulunur.
- Enzimlerini yitirmiş gıda tükettiğimizde yeni enzim üretme gayreti, organların çalışması, yenilenmesi ve hastalıklarla savaşılması için yeterli üretimin yapılamaması anlamına gelir.
- Yüksek ısıya maruz kalmış (buzdolabında saklanmamış), okside olmuş (metal bıçak ile kesilmiş, hava ile temas etmiş), çürümüş meyva ve sebzeler tüketildiğinde vücuttaki asit yükü artar.
- Oysa organik ve taze gıdalar içerdikleri antioksidanlarla asit fazlalığı sonucu oluşan toksinleri temizleme gücüne sahiptir.
- Bazı uzmanlara göre 25 yaşından sonra vücudumuzun antioksidan üretimi durur, bazı uzmanlara göre durmaz ama azalır. En iyi ihtimalle üretim zamanla azaldığından beslenme yoluyla antioksidan almak şarttır.
- Tüketilen gıdanın antioksidan çeşitliliği önemlidir. Antioksidan bileşenleri çeşitlidir ve her birine günlük beslenme içerisinde yer vermek gerekir. Antioksidan özelliği olan bir-iki besini sürekli tüketmek yarar sağlamaz.
- Vücudun asit-alkali atık oranına pH dengesi denir.

pH, power/potential of Hydrogen, Hidrojenin Gücünü, potansiyel hidrojen iyonunu simgeler.
Vücudun sağlıklı kalabilmesi ve hijyeni ile ilgili olarak dikkat etmemiz gerektiği söylenen bir birimdir.
1 ile 14 arasında ölçülen, asit ya da alkali değerleridir.
pH 7 değeri nötr iken, düşük değerler asidik, yüksek değerler alkali ya da bazik olarak adlandırılmaktadır.
Sağlıklı bir cilt hafif asidik, 5,5 pH değerine sahiptir.
Cildin pH değerini destekleyerek cilt sağlığı korunabilir.
Sıradan bir sabunun pH’ı ise 9-11 dir.
Fotoğraf: sciencebasedpharmacy.wordpress.com.
- Tükettiğimiz tüm besinler, tüm fiziksel, duygusal ve zihinsel hareketler, vücuda alkali ya da asidik atık yükü bırakır. Fazla alkali olmak da vücut dengesi için uygun değildir.
- Konu edilen asit, tat olarak asidik olma değildir. Limon tat olarak asidiktir ama alkali atık bıran, alkali oranı yüksek bir besindir.
- Vücutta açığa çıkan asit ve alkali atıklar vücudun pH dengesini oluşturan ana unsurlardır.
- Fazla asit atık yükü vücudun mekanizmasını bozar.
- Vücudumuzdaki her sıvının bir pH değeri vardır. Kanımızın pH değeri 7,35-7,45 arasındadır. Kanımız daima bu değeri korur, korumak için savaşır.
- Vücudumuzun pH dengesi enerji üretimi, vitamin ve minerallerin kullanımı, toksinlerden temizlenme, yağların, karbonhidrat ve proteinlerin sindirimi, beyin ve sinir sisteminin görevlerini yerine getirebilmesi, zararlı bakterilere, virüslere karşı konulabilmesi gibi hayati işlemler için önemlidir.
- Denge bozulduğunda hücrelerdeki enerji üretimi olumsuz etkilenir; hücrelerin kendilerini onarma kapasitesini düşürür; vücudun detoks yeteneğini azaltır; vücudu hastalıklara açık hale getirir.
- Asit, terlemeyle deriden, solunum sisteminden, idrar ve dışkılama ile vücut dışına atılır.
- Savunma mekanizması, vücudun aşırı asidik olmaması için yağ üretir ve yaşamsal organlardan uzak yerlere depolar. Vücudun fazla asit atıklarıyla dolması sonucu oluşan yağ birikimi hastalıklara yol açar.
- Vücudumuzda asit fazlalığı olup olmadığını anlamanın en kolay ve güvenilir yolu idrar tahlilidir. Sabah ilk idrar ile, 45 dakika öncesinde bir şey yememiş olmak doğru pH değerini ölçebilmemizi sağlar. İdeal pH değeri 7,2-7,3’dür.
- Bir iddiaya göre, idrar pH’ının 5-5,5 civarında süreklilik göstermesi, alkali rezervlerin tükendiğini ve kanserin başlamış olduğunun sinyali olabilir.
- Tükürükten, terden, dışkıdan da ölçüm yapılabilir.
- Vücutta asidite göstergeleri kronik yorgunluk, kuvvet kaybı, fazla mukus üretimi, sürekli burun tıkanıklığı, enfeksiyona yatkınlık, heyecanlı ruh hali, asabiyet, alınganlık, kuru ve güçsüz saçlar, baş ağrısı, eklem ağrısı, kas ağrısı, kemiklerde zayıflık, uçuk, yumurtalık kisti, iyi huylu göğüs kistleri, böbrek taşları, dışkılama problemi, sindirim bozukluklarıdır. Bu sıkıntıları yaşayanların tahlil yaptırarak pH dengesini öğrenmesi gerekir.
- Girdikleri çözeltiye hidrojen iyonu bırakan besinler vücuda asit atık bırakır.
- Asit atık bırakan besin grupları içinde başlıcaları kırmızı et, gazlı içecekler, siyah çay, kahve, şeker, uzun zincirli doymuş yağlar (hayvansal yağlar, margarin, kuyrukyağı), trans yağlar, yanmış yağlar, yüksek ısıda pişmiş (kızartma, ızgara) gıdalar, hazır/işlenmiş gıdalar, gıda koruyucuları, gıda boyaları, tatlandırıcılar, mısır şurubu, rafine edilmiş karbonhidratlar, rafine edilmiş gıdalar, ekmek ve bira mayası, alkollü içkiler, tuz ve ilaçlardır.
- Tavsiye edilen pişirme yöntemleri poşe etme, buharda pişirme, fırında pişirmedir.
- İnanmak, affetmek, aşk, sevgi, kahkaha, yeni yerler görmek, yeni arkadaşlar, yeni birşey öğrenmek alkali tutumlardır. Dertleşmek asidi atmaktır. Buna karşılık stress, endişe, kontrol ve baskı asidik duygulardır.
- Gabriel Garcia Marquez, Başkan Babamızın Sonbaharı adlı eserinde, insanın kendi bedeninin ihanetine uğraması kadar alçaltıcı, hak edilmemiş bir ceza daha olmadığını, söyler.
Yaptığım derlemeyi tıp bilimi açısından kontrol ederek bana yardımcı olmak için kıymetli ve dar vaktini ayıran Prof. Dr. Melek Güra’ya teşekkür ederim.
Yararlanılan Kaynaklar
- Alkali Yaşam, Alkali Mutfak, Miyase Bülbül, Alfa Basım Yayım Dağıtım, 2013.


Leave A Reply