Kültür

Batıda Doğu, İslam ve Türk Algısı 84

Şubat 1917’de Çarlık kurumunun çöküşü, Rusya’da tüm Müslümanlar tarafından özgürlüğe kavuşulan gün olarak kutlandı. Oysa muhafazakar ya da solcu tüm Ruslar İslamiyet’i gerici bir din, Müslümanları feodal bir toplum, çiftçileri de hala hayvanlar gibi yaşayan geri kalmış insanlar olarak görüyorlardı. Bolşevikler de aynı düşünceyi paylaşıyorlardı, ama göstermeye çekiniyorlardı, çünkü daha iktidarda değillerdi (1).

Kolonyalizm, modernleşmeyi temel ilke olarak algılar ve Avrupalı olmayan bütün ulusları Öteki olarak görür. Ötekini ele geçirme politikasını evrensel ilerleme bağlamında modernleşme ile bağdaştırır.

Kolonyal bakış açısı, kendinden olmayanı ötekileştirir ve ötekileştirdiğini de baskı altında ezik bir biçimde yaşamaya zorlar. Kolonileştirilmiş ülkenin bireyleri artık birey olma özelliğini kaybetmiştir. Batı, insanları hem ötekileştirir hem de nesne konumuna sokar. Onlar birey değil artık “şey”dir. Kolonileştirilmiş halklar sadece emekleri başkaları tarafından sömürülen değil, kültürel özgürlükleri katledilen ve bu yüzden ruhlarında aşağılık kompleksi oluşan insanlar olarak tanımlanır. Aime Cesaire bu durumu Kolonileşme = Şeyleşme olarak ifade eder (2). Şeyleşme bir anlamda kolonileştirilmiş kişinin bir nesneye ya da bir üretim aracına indirgenmesidir.

Ernst Renan, ırkçı ideolojilerini mantıklı bulur ve gerekli olduğunu vurgular:

“Doğa bir işçi ırkını, kol işçiliği konusunda harika bir ustalığa ve neredeyse hiçbir onur duygusuna sahip olmayan Çinli ırkını yarattı; toprağı işleyen bir çiftçi ırkı Zenciler…; bir efendiler ve askerler sınıfı, Avrupalı ırk. Bizim işçilerimizin isyan etmelerine yol açan hayat düzeyinde bir Çinli ya da Fellah mutlu olacaktır, çünkü bunlar askeri bir yaratık olma imkanından zerre kadar nasiplenmemişlerdir. Bırakın her ırk hangi görev için yaratıldıysa onu yapsın, böylece her şey yoluna girecektir.” (3).

Şarkiyatçılar, yıllarca Şark hakkında konuşmuşlar, metinler çevirmişler, uygarlıkları, dinleri, hanedanları, kültürleri, zihniyetleri hakkında açıklamalarda bulunmuşlardır. Şarkiyatçılar, bu kültürel, zamansal, coğrafi uzaklığı çoğunlukla derinlik, gizlilik, cinsel vaat eğretilemeleriyle dile getirmişlerdir. “Doğulu gelinin peçesi” ya da “akıl sır ermez Doğu” gibi söylemler Batılı dile yerleşmiştir (4).

Şark’ın Batı’da/Avrupa’da bıraktığı izlenim daha çok Şarklının ezikliği ve kolay ele geçirilebilirliği olmuştur (5).

 

Yararlanılan Kaynaklar

(1) Orta Asya Tarih ve Uygarlık, Jean-Paul Roux, Kabalcı Yayınevi, 2006. Sayfa 409.

(2) Uwe Timm’in Morenga Romanı Örneğinde Alman Edebiyatında Postkolonyalizm, Zennube Şahin Yılmaz, Akçağ Yayınları, 2017. Sayfa 52.

(3) A.g.e., sayfa 53.

(4) A.g.e., sayfa 57.

(5) A.g.e., sayfa 62.

 

admin

Önceki Yazılar

Rusya’da Moğol ve Türk Kökenler

Kandinski, Moğol görünüşüyle gurur duyuyordu ve 17. yüzyıl Tunguz başbuğu Cantimur'un soyundan gelmekle övünüyordu. Pek…

6 saat ago

Roma İmparatorluğu’nda Kölelik 2

Kölecilik yadsınamaz bir gerçeklikti; insanlıkçılık (hümanizm), iyi bir efendi gibi davranmaktan ibaretti. Romalılar köleleri büyük…

2 gün ago

Roma İmparatorluğu’nda Kölelik 1

Antik köleliğe en az uzakta (yakın denebilir herhalde) duran psikolojik örnekseme ırkçılıktır. Kölelik, ekonomi dışı…

3 gün ago

Çin 184 Çin’de Kadın 7

İmparatorluk döneminde kadına karşı ön yargılı bakış açısı dul kadınların tekrar evlenmesini istememek, bedensel hareket…

4 gün ago

Çin 183 Çin’de Kadın 6 Çin Tarihinin Üç İmparatoriçesi

7. yüzyılda, imparatorluk sarayına Wu Zetian (saltanatı 690-705) hükmediyordu. Çin tarihinde Hükümran İmparatoriçe unvanını alan…

5 gün ago

Çin 181 Çin’de Kadın 4 Çin’in Dört Güzeli

Kadın güzelliğini anlatan bir Çin atasözü “Balıklar batmış, yaban kazları düşmüş,” der. Eski Çin’de güzellik…

1 hafta ago