Categories: Eski Kültürler

Bizans İmparatorluğu 7 | Konstantinopolis 2

  • Konstantinopolis tek bir adamın iradesinin ürünüdür.
  • Konstantin, şehrin kuruluşundaki imar çalışmalarının masraflarını, ele geçirdiği Licinius’un hazinesinden ve bütün tapınaklardan toplanan altın ve değerli taşlardan karşılar. İmar faaliyetlerinde on binlerce kişi istihdam edilir, faaliyet gece gündüz 24 saat devam eder. I. Konstantin Avrupa ve Asya’dan sanat eserlerini şehre getirtir. Şehrin kuruluş evresi II. Konstantius (337-361) dönemini de kapsar. (Bu ilk Konstantinopolis tümüyle yitip gitmiştir.) Ancak Yeni Roma’nın Roma ile mukayese edilebilecek hale gelmesi için 200 yıl geçmesi gerekecektir.
  • Konstantinopolis, kozmopolit bir şehir. I. Konstantin’in yeni başkentine çoğunluğu Balkanlar’dan olmak üzere çok kişi yerleştirdiği, kentin nüfusunun başlangıçta sürekli arttığı biliniyor. Bizans’ta etnisite ayrı bir yazının konusu olacak..
  • Şehrin nüfusu hakkında döneme ait sayısal veriler bulunmadığından, kesin bilgi elde etmek mümkün değil. Tekrarlanan veba salgınları, diğer salgın hastalıklar ve sık sık meydana gelen depremler çok sayıda can kaybına neden oluyordu. Bazı anlatımlardan nüfus konusundaki tahminleri bilebiliyoruz:

    Şehir kurulduğunda nüfusu 80-100 bin arasındaydı.
    5. yüzyılda nüfusun 300.000,
    I. Justinyen döneminde (527-565) 600.000,
    543/544 yılındaki büyük veba salgınından hemen önce 375.000 ( bilgiler çelişkili gibi duruyor),
    Dördüncü Haçlı Seferi sırasında şehrin nüfusunun 400.000,
    1453’te 50.000 olduğu düşünülüyor.

Şehrin bir milyona varan nüfusu ile Antik Roma’nın boyutlarına ulaştığı,  1. binyıl bittiğinde Konstantinopolis’in, Çin metropolü ile, dünyanın en büyük şehirlerinden biri olduğuna dair iddialar da var.

  • Büyük Konstantin’in, Mısır, Suriye ve Anadolu’dan  tahıl getirterek halka bedava ekmek dağıtımını başlattığı yazıldığı gibi, bazı kaynaklarda da buralardan getirilen buğday, yağ ve şarabın halka ücretsiz dağıtıldığı öne sürülüyor. Jacob Burckhardt, 332’den sonra ücretsiz yiyecek dağıtımının olağan bir uygulamaya dönüştüğünü belirtiyor.
  • Şehirde temel gıda buğdaydı; büyük tahıl ambarları, 20 halk fırını ve 117 dağıtım merkezi vardı.  Kaynaklara göre, günde 80.000 somun dağıtılıyordu.
  • 332’den sonra inşaat yapanlar belediye vergisinden muafiyet, kendi evlerini yapanlara 361’e kadar bedava ekmek, Anadolu’da mülkü olana Konstantinopolis’te ev yapma zorunluluğu getirilmiş, Roma soylularına evlerini inşa etmeleri için hazineden yardım yapılmıştı. Nüfus istenilen yoğunluğa ulaştıktan sonra bu önlemler askıya alınmıştı.
  • Meryem Ana şehrin koruyucusu sayılıyordu. 860’da Ruslarla yapılan savaşta durum ümitsizken Meryem’in şalı/elbisesi savaş alanına getirilmiş ve savaş kazanılmıştı.
  • Konstantinopolis röliklerin toplandığı bir kentti. Bu nedenle de hacıların akın ettiği dinsel bir merkezdi.
  • Sayısız kentten ve geniş bir coğrafyadan getirilen çok çeşitli nesne şehirde sergilenir, imparatorluk imgesi vurgulanırdı. Yerli veya yabancı ünlü birinin kemiklerine sahip olmak, şehirler için bir şeref meselesi sayılırdı. Ortaçağ’da şehirler, azizlerin kemik veya daha başka kalıntılarına malik olmaktan gurur duyarlardı.

Konstantinopolis de, Roma gibi, 7 tepeli bir şehirdi ve yine Roma gibi yönetim açısından 14 bölgeye ayrılmıştı. Bölgelerin kesişme noktalarında birer forum yer alırdı. Büyük Konstantin zamanında sur dışında bulunan tek mahalle Blahernai idi.
Fotoğraf:İstanbul Dünya Kenti Sergisi, YKY.

  • Konstantinopolis kurulduğunda kahinler, bu şehir yine Mayıs ayında, yine Konstantin isimli bir imparator zamanında yıkılacağını haber verdiler.
  • Roma, hukuki gücü, dinsel gücü ve askeri gücü elinde tutardı. İmparatorlukta hukuki güç saray ile, dinsel güç katedral ile, askeri güç surlarla kendini gösterirdi. Konstantinopolis’de Hipodrom, Saray ve Aya Sofya ile sırasıyla, halkı, otoriteyi ve dini temsil ediyordu.
  • Askeri gücü temsil eden surlara çok önem verilirdi. Konstantinopolis zamanının en iyi korunan şehirlerinden biriydi. Şehrin etrafındaki 21 kilometre uzunluğundaki surlar ve 50 tane güçlendirilmiş kapısı şehri 1000 yıla yakın bir zaman Gotlar’dan ve Hunlar’dan ve diğer saldırılardan korudu. Theodosius’un surları 1453’e kadar dayandı.
  • Konstantinopolis, 1204-1261 yılları arasındaki Latin İşgali dışında:

    626 ve 648 yıllarında iki kez Avarların,
    674 yılından başlayarak neredeyse her yıl Muaviye’nin ve 717 yılında yine Emevilerin,
    860 ve 941 yılında iki kez Rusların,
    1397 yılında Sultan Bayezid’ın,
    1422 yılında Sultan II. Murad’ın saldırı ve kuşatmasına maruz kalmış, ama Fatih Sultan Mehmet’in 1453 yılındaki saldırısına kadar fethedilememişti. Fetih, gerçekten de Mayıs ayında, 29 Mayıs’ta tamamlanmıştı ve İmparator XI. Konstantin idi.

Konstantinopolis’in canlandırması.
Kaynak:wikipedia.org

Füsun Kavrakoğlu

Önceki Yazılar

Batı’da Doğu, İslam ve Türk Algısı 1

Avrupa Marksizminin önemli figürü Louis Pierre Althusser (1918-1990), ideolojinin açıktan değil örtük bir şekilde işlediğini söyler; ideoloji verili saydığımız pratikler,…

3 gün ago

Likya Işık Ülkesi 37 Likya Yolu

  Türkiye’nin ilk uzun mesafe yürüyüş parkuru olan Likya Yolu’nu, Likya’da ilk kez 1988 yılında yürümüş olan İngiliz Kate Clow…

3 gün ago

Likya Işık Ülkesi 36 Likya’da Adak Stelleri

  Antalya Müzesi’nde Kaş, Elmalı ve Kumluca’da bulunup, satın alma yoluyla müzeye kazandırılmış adak stelleri sergilenmektedir. Bunlar, MS 3. yüzyıla…

6 gün ago