Categories: Sanat

Çağdaş Sanata Varış 149| Postmodern Politika 3 Gilles Deleuze

Alman parlamentosu Reichstag’ın alınlığı üzerinde “Alman Halkı” yazısı. Postmodernizm, cinsiyet, politika ve etnisite konularını da sorgular. Kimlikle ilgili geçmişte doğal karşılanan değer yargılarını tekrar gündeme taşıyarak yeniden değerlendirilmesini temin etmeye çalışır.
Almanya, Berlin
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Gilles Deleuze (1925-1995) söz konusu olduğunda, düşüncenin ne olduğu içerikten çok biçim tarafından tayin edilir.
  • Düşüncenin oluş biçimleri üzerinde belirleyici etkiye sahip olanlar:
    * nerede ve nasıl ortaya çıktığı,
    *içerdiği fikirlerin nasıl organize edildiği ve sunulduğu,
    * kendi dışındaki güçlerle hangi yollardan bağ kurduğu,
    *zaman içinde nasıl bir yol kat ettiğidir.
  • Modern düşüncenin işe yaraması, insanlara hizmet vermesi beklenirdi. Modern ve akılcı insan dış dünyanın etkisini içselleştirir; Deleuze tarafından düşünce imgesi veya ortaya çıkan hiyerarşik ve merkezi organizasyon biçiminden ötürü devlet biçimi olarak adlandırılır.

New York’ta yaşayan Alman sanatçı Hans Haacke, 2000 yılında Reichstag binası için, sipariş üzerine, bir sanat projesi hazırladı ve iki oy farkla, zor da olsa, Sanat Komisyonu’ndan uygulama için onay aldı. Sanatçı, 1916 yılından kalma, Nazizm ile özdeşleşen “Alman Halkına” deyişine rakip, binanın içindeki yeni bölüme yerleştirilecek bu eser ile, Almanya’nın her seçim bölgesinden getirilmiş vatan toprağı ile büyük bir çiçek tarhı oluşturup, neon ışıklarıyla, “Almanya’da Yaşayan Nüfusa” yazacaktı. Sanatçının fikrine göre, nüfusunun %10’u yabancılardan oluşan Almanya’da, Nazizm’in kan ve toprak ritüeli de bu eser sayesinde büyük darbe yiyecekti.
Daha önce, 1995 yılında iki sanatçı Christo ve Jean-Claude Reichstag’ı kumaşla sararak paketlemişti. Projeyi sanatçılar kendileri finanse etmişler ve beş milyon ziyaretçi çekmişlerdi. Motoları ise “All our work is about freedom” idi.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

  • Deleuze’nin müdahalesi, zihinde şekillenen modelin uygulandıkça yeniden şekillenen, karşılaştığı engellerden ötürü yerini yeni söylemlere bırakan çift yönlü bir etkileşime maruz kaldığını açıklamaktır.
  • Deleuze ve Guattari göçebe düşünce kavramını ortaya atar. Göçebe düşüncenin hareket noktasını, her zaman dışarıyla bağ kurma isteği oluşturur, fikirler bir dışsallık formu içinde üretilir. Göçebe düşünce değişkenlikle karakterize edilir. Göçebe düşüncenin yaptığı iş, düşünce imgesini tahrip etmektir. Göçebe düşünce fikirlerinin, hiyerarşik bir yapı veya merkezi bir göstergenin buyurganlığı ile birbirine bağlanması söz konusu değildir.
  • Tıpkı kök bitkileri gibi göçebe düşünce de yeraltında gelişir. Uygun bulduğu bir anda yüzeye çıkması ve etkisini göstermesi mümkün olduğu gibi, belirgin bir merkezi olmadığı için tümüyle yok edilmesi de söz konusu değildir. Bir köksap kendini yeniden başka bir konumda tesis edebilir.
  • Göçebe düşünmek, nesnelerin zihindeki temsillerinden değil, gerçekliğin kendisi olan ve onun oluşumuna müdahil olan güçlerin varlığından destek alır.
  • Göçebe düşüncenin adlandırılma koşullarını, mekanlar boyunca gerçekleştirdiği seyahati, kat ettiği mesafe boyunca yaşadığı dönüşümleri ve konaklama mekanlarında hangi koşullar altında kabul gördüğünü bir arada değerlendirmek gereklidir. Bir düşünsel etkinin değerlendirilmesi, coğrafya ile bağlarını kurmayı, jeo-felsefi bir perspektifi gerekli kılar.
  • Deleuze ve Guattari’nin özel adlar kuramına göre, tarihsel bir isim, biz onu adlandırdığımızda ve kendimizi onunla özdeşleştirdiğimizde etkin hale gelir.
  • Azınlık, Deleuze felsefesinde sayıca az olanı değil, egemenlik aygıtı tarafından dışlanan ve tabi kılınan bütün toplumsal kümeleri temsil etmek için kullanılan bir kavramdır. Amaç, egemenlik aygıtının soyutladığı akışları yeniden serbest bırakmak, bu akışların yolunu tarihsel güçlerin yoluyla kesiştirmektir. Felsefenin yarattığı kavramların devlet tarafından temsil edilmediği alanda göçebe düşünür ve düşünce ortaya çıkar. Göçebe düşünce, felsefe, bilim, toplum, siyaset ve sanat gibi çok geniş bir alanda ortaya çıkar.

Füsun Kavrakoğlu

Önceki Yazılar

El Simgesi

Kur'an-ı Kerim'in Ahzab suresinin 33. Ayetinin tefsirine göre, Hz. Peygamber bir gün yanına gelen Hz. Ali'yi, kızı Hz. Fatma'yı ve…

3 gün ago

Kon-Tiki

           

3 gün ago

Zanaat, Uygulamalı Sanat, Sanat

Zanaat, uygulamalı sanat ve sanat arasında bir ayrım yapabilmek gittikçe güçleşmektedir. Louvre Müzesi’nde ve başka birçok müzede, resim, heykel, çizim,…

6 gün ago

Success And Failure

  Source: Harvard Business Review, January-February 2010   The brain can rewire itself in response to experience – this is…

6 gün ago

Sanat ve Şiddet 8

Karikatür de öyle kötücül olabilir ve değerleri öylesine çarpıtabilir ki, insanlar onun müellifine karşı ayaklanabilirler. 2005 yılında bir Danimarka gazetesinde…

1 hafta ago

Sanat ve Şiddet 7

1989 yılı, aynı zamanda Salman Rushdie’nin Şeytan Ayetleri kitabı hakkında Ayetullah Humeyni tarafından fetva verildiği yıldır. Urduca ve İngilizce konuşan…

1 hafta ago