Categories: Sanat

Çağdaş Sanata Varış 212| Postmodernizm ve Din 1

  • Modernizm, din düşüncesine, dinselliğe karşıydı. Arkasında Rönesans’tan, Protestanlık kültüründen gelen bir birikim vardı. Modernizm, insanın en geleneksel kurumu olan dine, yani geleneğe karşıydı; sekülerleşmenin son aşamasıydı. Modernizm’in seküler hümanizması, hayatın bir Tanrı’ya değil, insanın kendine ait olduğu varsayımından yola çıkmıştır. Teolojik olanın yerine logos, akılcı söylemler geçmiştir.
  • Sekülerleşme sürecinde her şey, insani boyutlara indirgendi. Lyotard modern söylemi, ben’in Tanrı tarafından ele geçirilmesini artık tanımak istemeyen; ben’in kendisi dahil, bütün verileri hükmü altına almak için güç sarf etmesini öngören bir sistem olarak tarif etmiştir.
  • Tepkisellik, yıkıcılık, sertlik ve yenilik anlayışı, akıl ve bilinç Modernizm’in temel kaynaklarıydı. Metafizik, Modernizm’in kendisine özgü bir yaklaşımla değerlendirdiği kavramlardandı.
  • İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra öne çıkan Amerikan sanatı dinsellikle bağ kuruyordu. Le Corbusier de, meslek hayatını bir şapel yaparak noktalamıştı.

Rothko Chapel, 1971, Houston, Teksas, ABD.
Mark Rothko’nun (1903-1970) yapıtları, dinsel bir mana üretsinler diye yapılmıştı, mistik resimlerdi bunlar. Sonunda Rothko’nun kendisine ait olan bir kiliseye, Rothko Chapel’a yerleştirildiler.
Fotoğraf: arthoth.blogspot.com ve mysims3blog.blogspot.com

  • Pop Sanat, gündelik hayatın nesnelerini sanata dahil ederek o mistik-metafizik bağı kopardı. Sanatın gerçek sekülerizmi Pop Sanat ile başlatılır.
  • 1960 ve 1970’lerde ortaya çıkan performans ve yerleştirme işleri aynı mistik-metafizik yaklaşımı bir bilgi nesnesi olarak temellendirmeyi öngördü. Bazı performanslar bedenin gündelik ve metafizik kullanımının ötesinde doğrudan Yahudi-Hıristiyan kültürünün muhakemesini ve mistik kapasitesini kullanıyordu.
  • Postmodernizm, geleneği içeren, öznelliği öne çıkaran anlayışı ile, hem mistisizmi hem de dinselliği sanata davet etti.
  • Üçüncü binyıla yaklaşırken dünya çapında çok mezhepli bir dinsel canlanma yaşanmaya başladı. Bu da aslında anlaşılabilir bir şeydi: Değişikliklerle çevrelendiklerinde insanların inanç gereksinimlerinin artar ve yaşamın anlamını açıklayamayan bilim ve teknolojinin yanına edebiyat, sanat ve tinsellik eklenerek bu ihtiyaç karşılanmaya çalışılır. Bu yönelim örgütlenmiş dine katılmak veya örgütlenmiş dine hayır, tinselliğe evet demek şeklinde olabilir.
  • Postmodern dönemde dinsel canlanma, örgütlü din kolektifinden inancın da bireyselliğine doğru bir geçişi yansıtıyor.
  • Britanyalı Çek filozof ve sosyal antropolog Ernest Gellner (1925-1995), dini inanç konusunda üç ideolojik seçenekten bahseder:

**Geleneksel içtenlikli ve sağlam inanç,
**Biricik doğruyu tümüyle yadsıyan ve doğruluğu, söz konusu toplum ya da kültüre göreliliği bağlamında ele alan görecelik,
**Biricik bir doğruluk olduğuna inanç.

  • Tekil bir doğruluğun varlığına ve bu doğruluğa vakıf olduğuna inanan köktendincilik; tek bir doğruluğun varlığını baştan yadsıyan, her tikel görüş açısını kendince doğru gören görecelik ve doğruluğun tekliğine olan inanç ama buna kesinlikle ulaşabileceğimize hiçbir zaman inanmayan Aydınlanma ussalcılığı.
  • Köktencilik çoğulculuğu, farklılığı ve demokrasiyi dışlar. Köktendincilik için tek hakikat vardır ve bunu sadece kendileri bilir.  Haklı ve doğru Ben ile yanılgı ve ihanet içindeki Öteki’yi yaratır.
  • İkinci seçenek olan görecelik, Postmodernizm’de ifadesini bulur.
  • Postmodernizm, antropoloji, yazın araştırmaları ve felsefeyi önceleri olduğundan daha çok birbirine yakınlaştırır. Her şeyin temel malzemesinin anlam olduğu anlayışı; anlamların kodlarının çözülmesi ya da Yapısöküm’e uğratılması gerektiği; nesnel gerçeklik fikrine kuşkuyla bakılması…Her anlam, öylesine Yapısöküm’e uğratılmalıdır ki, kendi karşıtını getirsin, içinde taşıdığı çelişkilerin altını çizsin. Postmodernizm, tek, kapsayıcı, nesnel, dışsal doğruluk tasarımını kabul etmez. Doğruluk, kaygan bir şeydir; çok biçimli, içedönük, özneldir. Dünya, nesnelerden değil, anlamlardan oluşan bir bütündür. Bir şeyin ne olduğu, ona yüklediğimiz anlamdır.

admin

View Comments

  • Çok faydalandim. Tesekkurler. Soyut sanat ve güncel sanat konusunda bilgilenmek isterim. Tesekkurler.

Recent Posts

Siyaseten Doğruculuk

Siyaseten doğruculuk, yeni entelektüel ahlakçılığın bir düşüncesidir. 2006 yılında Noel arifesindeki haftalarda, İsa Peygamber’in temsili doğum sahnesine ait malzemeleri bazı…

4 gün ago

Yemek Kültürü 6 | Ön Asya Mutfağında Yemek Çeşitleri 4

  ETLER Antik Yunan’da et pahalı olduğundan tanrılara kurban verilen dinî günlerde yenebilirdi. Hem Eski Yunanlılar hem günümüz Yunanlıları sakatata…

4 gün ago

Yengeç

  Bazı yengeç türleri, genç yaşlarında bir sünger ya da mercan oyuğuna yerleşip, tüm hayatlarını burada geçiriyorlar. Hızla büyüyerek, kovuktan…

7 gün ago

Yemek Kültürü 5 | Ön Asya Mutfağında Yemek Çeşitleri 3

YAĞLAR Zeytin ağacı İ.Ö. 6000 de bugünkü Lübnan ve Suriye’den bütün Akdeniz’e yayıldı. İ.Ö. 500’lerde Yunan’da tereyağı yoktu ama zeytinyağı…

7 gün ago

Diorama

Bu kelime, dia (içinden) ve orama (görünen) sözcüğünün birleşmesiyle oluşmuştur. Diorama, gerçek veya kurgu bir olayın, anın veya hikayenin ışık…

2 hafta ago

Yemek Kültürü 4 | Ön Asya Mutfağında Yemek Çeşitleri 2

HAMUR İŞLERİ   Orta Asya kökenli, Tatar diye anılan Türk boylarının mutfağında hamur işleri ağırlıktadır. Çin’in tahıl ağırlıklı beslenmesinden etkilenerek,…

2 hafta ago