“Kadim bir çınar ağacının fazla yakınına kök salmış bir fidan.
Fidanın ince ve zayıf kökleri su için aşağılara doğru iner, ama çınar ağacının kökleri daha derindedir ve daha çok susamıştır.
Fidan ışığa ulaşmak için ince bedeniyle uzar, ama geniş dalları ve yapraklarıyla çınar ağacı güneş ışığının çoğunu kendine alır.
Sonbahar geldiğinde ise, çınar ağacı yapraklarını döker, fidan da onların altında gömülü kalır.
Bütün çocuklar fidanlara, bütün ebeveynler de çınar ağacına benzemez mi? Onları bu yüzden terk etmemiz gerekmez mi?
Bir başka açıdan ise:
Çınar ağacının yaprakları fidanın etrafına dökülür, gübreye dönüşür, bu da fidanın beslenerek büyümesine yardımcı olur.
Şiddetli yağmurlar, acımasız fırtınalar geldiğinde de çınar ağacı, genç ağacı korur, belki hayatını kurtarır.
Ve oduncular geldiğinde, fidanla hiç ilgilenmezler; tek dertleri, çınar ağacıdır.
Çınar ağacı yıkıldığında fidanı da yıkmaz mı?
Sadece doğrudan onun üzerine düşerse. Fidan çok küçük olduğu için isabet almama ihtimal çok fazladır.”
Joyce’un Kızı, Annabel Abbs, hep kitap, 2017, sayfa 154, 155’den özet.
Daha önce aynı konuyu Mihail Bakhtin’in değerlendirmesiyle yazmıştık. Şimdi ise Macar asıllı düşünür Györgi Lukacs’ın…
Alt-yapı kurumları toplumun ekonomik yapısını (üretim araçlarına kimin sahip olduğu, hangi toplumsal kesimin ekonomiye egemen…
From the second half of the 4th millennium BC, the so-called Kura-Araxes Culture spread throughout…
Biliyorsunuz Roma’yı Nazlı Birgen rehberliğinde Caravaggio ve Pasolini’nin izinde gezmiş, anılarımı haziran ayında paylaşmıştım. Son…
Destan (epik), şimdiki zamanla ilişki kurma imkanı sunmayan, tüketilmiş bir geçmişe hapsedilmiştir. Roman ise epiğin…
1960’ların sonlarından itibaren edebiyat kuramları metinden okura doğru kaymaya başladı. Umberto Eco, o zamana kadar…