Edebiyat

Edebiyata Dair 10

“Bir yazar çocuksu neşeye, hatta afacan bir ruh haline sahip olmalı. Yoksa yaratıcılığı korumak, sürekli taze kalacak yaşam dolu eserler yazmak zor olabilir.”

Elveda Cariyem, Mo Yan, Kırmızı Kedi Yayınevi, 2025. Sayfa 74.

Sanal Kütüphane, Engin Beyaz, CI, 2021.
Sanatçı eserini şöyle anlatmış: “Disket, cd, taşınabilir bellek, bulut…Baş döndürücü bir hızla gelişen kayıt teknolojisi bildiğimiz anlamda kitabın ve kütüphanenin sonunu mu getirecek? Bilgi ağları boşluğu dolduruyor. Bu ağlarda akıp duran bilgi anaforunda durup nefeslenecek, düşünecek bir aralık arıyoruz. Sanal Kütüphane, içleri boşaltılmış mini kitapları geleneksel minyatüre gönderme yaparken günümüz dünyasına, tanrılaşan aklın oyununa da gönderme yapıyor.”
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

“Yazmak ‘sağlıklı’ insanın işi değildir; sağlıklı insan, her şeyden önce sağlıklıdır ve yaşamını sürdürebilmek için çalışır, yazar ise yapıtının derinlerindeki, tehlikelerin, göçüklerin, su baskınlarının ve grizu patlamalarının beklediği maden ocaklarına ulaşabilmek için..

Yazmak aslında her şeyden önce bir yaşam biçimidir. Yazdım çünkü anlatmak istediğim şeyler vardı; yazdım çünkü karakterime ve düşünce yapıma bu ‘yaşam biçimi’ uygun düşüyordu; çünkü yazarlık öyle yüksek bir yaşam kavrayışı anlamına geliyordu ki, yaşama eyleminin kendisi bunu asla duyuramazdı. Çünkü aslında bu yaşam kavrayışı da yazarın amacı değildir, onu da reddetmesi gerekir, yapıtını kendi kendisine yaşayabileceği, dış dünyanın gıdası olmadan, akrabalar, hayranlar, başarılar ve yankılar olmadan yaşamaya devam edeceği, kapalı bir forma büründürmesi gerekecektir.

Anlatmak istediğim şeyler vardı… Çünkü benim aracılığımla kendini anlatmak isteyen bir şeyler var.

Hiçbir zaman esinlenme anlarında ölümsüz cümlelerini ‘bulan’ yazarları anlayamamışımdır, iş bizi bulur, biz işi değil.

Tüm edebi ezgileri unutmalıyım…. Kitapları böyle, yazgısına vergi ödeyen ve küçük bağışlarla acımasız İlahları yatıştırmaya çalışan biri gibi yazdım.

Belki de bütün bir ömür boyunca ne yazacağımı bildiğimi düş kırıklığıyla fark ettim; sohbetler sırasında ileride belki yazacağım kitap tasarılarından söz ettim ve yıllar sonra o sıra yazdığım kitabın bundan yıllar önce laf arasında tasarı olarak söz ettiğim kitapla tıpatıp aynı olduğunu dehşetle fark ettim..

Bir yazar asla ‘her şeyi’ söylemeyeceğini bilir ve büyük kitapları yalnızca amatörler veya edebiyatın varoşlarında geçinip giden uzmanlar yazmaya hazırlanırlar.

Bir gün, başka birinin benim yerime söyleyemeyeceği bir şeyi söylemek imkanım olur sandım.

Yaşamda, edebiyatta olduğu gibi, çok önemli açıklama, insanı tümüyle anlatan söz ya da düşünce çoğu kez oldukça basittir.”

Bir Burjuvanın İtirafları, Sandor Marai, Can Yayınları, 2010. Sayfa 380-383.

 

 

admin

Önceki Yazılar

The Capuchins in Rome 1

The history of the Capuchin habit dates back to 1208, when Saint Francis of Assisi…

9 saat ago

Maksim Gorki ve Moskova’daki Evi 2

Devrim öncesinde yazdığı romanlarında devrim davasını destekleyen Maksim Gorki, 1917’deki şiddet ve kaos yüzünden hayal…

1 gün ago

Müziğe Dair 5

“Hindistan’da, raga adı verilen müzik türünde, günün farklı zamanlarında farklı gamlar kullanıldığı, do majör tonunun…

2 gün ago

Şiddet 25A Kadına Yönelik Şiddet 3

O dönemde (15. yüzyıl) İtalya'da, Avrupa'nın her yerinde olduğu gibi ilk cinsel ilişkinin halka açık…

3 gün ago

Proust’a Dair 7

Alman edebiyat araştırmacısı ve filolog Ernst Robert Curtius (1886–1956), Fransız edebiyatı ve kültürü üzerine önemli…

4 gün ago

Great Women in the Himalayas – Alexandra David-Neel (1868-1969) 3

In 1912 at Kalimpong, she met with the 13th Dalai Lama in exile. She met…

5 gün ago