• Erken emperyalist örnekler çoğunlukla bağımsız girişimciler tarafından başlatıldı. Onları devletler takip etti ve dünyada çeşitli Avrupa güçlerine bağlı topraklar oluştu. Geç 19. yüzyılda Afrika kapışması yaşandı.
  • Avrupalılar gittikleri yerlerde dağınık haldeki prenslikleri birleştirdi. Britanya Hindistan’da öyle yaptı. Merkezi başkentler kurdular, ulaşım ve iletişim sistemleri inşa ettiler. Amaç, özellikle askeri açıdan yönetimi kolaylaştırmaktı.
  • Daha önce yerel diller ve lehçelere bölünmüş ülkeleri, Avrupa dilleri ve öğrenimi ile birbirine bağlayan yeni eğitim sistemleri geliştirdiler. Kendi dillerini kültürel emperyalizm için yayarken, sınırları aşan yeni iletişim imkanları yaratmış oldular.

 

Haritada hiç Britanya işgaline uğramamış ülkeler beyazla işaretlenmiş. Dünya üzerinde Britanya tarafından hiç işgal edilmemiş sadece 22 ülke var.
Fotoğraf: Telegrapf.co.uk

 

  • Avrupalılar yıllardır Amerika kıtasındaki sömürgeci keşiflerini ve oraya yerleşmelerini terra nullius ya da boş toprak miti ile anlatır. Bu mit, iki öncüle dayanır: İlki, Yerli halkların, toprağın üzerinde ve onunla yaşıyor olarak kabul edilmesidir. İkincisi, toprağın üzerinde ve onunla yaşıyor oldukları için “insan” olarak düşünülmeye değmedikleri görüşüdür. Bu nedenle toprak, Göçmenlerin kullanımı içindir, insansızdır. Emperyalizm, Yerli halkların hayatlarını sonradan gelenlerinkinden net bir şekilde ayrı tutan bir tarih yazar.
  • Hardt ve Negri’nin tanımladığı İmparatorluk, daha önceki emperyalizmlerden daha fazla merkezsizleşmiştir: Kontrolü elinde tutan tek bir grup, kurum ya da şahıs yoktur. Günümüzdeki İmparatorluk, devletlerden oluşan egemen bir grup tarafından da kontrol edilmez: Ulus-devletleri, Dünya Bankası gibi uluslaraşırı kuruluşları, birlikte çalışan ve rekabet eden diğer kurumları kapsar. Devredilecek merkezi bir iktidar mevkii yoktur.

 

Yararlanılan Kaynaklar

Milliyetçilik, Craig Calhoun, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2007.

Radikal Demokrasi, Der.: Alexandros Kioupkiolis, Giorgos Katsambekis, Koç Üniversitesi Yayınları, 2016.

 

 

Füsun Kavrakoğlu

Önceki Yazılar

Edebiyata Dair 23 Lukacs’a Göre Destan ile Roman Farkı

Daha önce aynı konuyu Mihail Bakhtin’in değerlendirmesiyle yazmıştık. Şimdi ise Macar asıllı düşünür Györgi Lukacs’ın…

24 saat ago

Edebiyata Bakış Açıları 4 Toplum Odaklı Bakış Açısı

Alt-yapı kurumları toplumun ekonomik yapısını (üretim araçlarına kimin sahip olduğu, hangi toplumsal kesimin ekonomiye egemen…

2 gün ago

The Kura -Araxes Culture – Early Bronze Age

From the second half of the 4th millennium BC, the so-called Kura-Araxes Culture spread throughout…

3 gün ago

Pier Paolo Pasoloni (1922-1975) 2

Biliyorsunuz Roma’yı Nazlı Birgen rehberliğinde Caravaggio ve Pasolini’nin izinde gezmiş, anılarımı haziran ayında paylaşmıştım. Son…

4 gün ago

Edebiyata Dair 22 Bakhtin’e Göre Destan ile Roman Farkı

Destan (epik), şimdiki zamanla ilişki kurma imkanı sunmayan, tüketilmiş bir geçmişe hapsedilmiştir. Roman ise epiğin…

5 gün ago

Edebiyata Bakış Açıları 3 Okur Odaklı Bakış

1960’ların sonlarından itibaren edebiyat kuramları metinden okura doğru kaymaya başladı. Umberto Eco, o zamana kadar…

6 gün ago