Eylül, bir platonik aşk romanı. 1901 yılında yayımlanmış ve büyük ilgi görmüş, beğenilmiş, hatta edebiyatımızda ilk mükemmel ve tam bir ruhi tahlil romanı sayılmış.
Benim okuma listeme dahil oluşu ise 2012 yılında Notos tarafından 192 yazar ve eğitimciye hazırlatılan 100 Temel Eser listesinde yer alması. Notos bu listeyi açıkladığında MEB tarafından hazırlanan 100 Temel Eser listesi ile karşılaştırdım. MEB listesine sadece aramızdan ayrılmış yazarları almış, söylentilerden kaçınmayı, doğru bir liste hazırlamanın önünde tutmuştu. Tabii bir de tam doğru liste olabilir mi, liste yapılması doğru mudur gibi konular var. Ancak ben yol gösterici olduğunu düşünüyorum. Notos listesinde yer alıp da okumamış olduklarımı okumaya karar vermiştim, sıra Eylül’e geldi.
Mehmet Rauf’un Eylül adlı romanı Notos listesinde 99. sırada yer alırken, MEB’de yok. Belki de bir yasak aşkı konu aldığı içindir, bilmiyorum.
İki erkek bir kadından oluşan aşk üçgeninde aşkla evlilik ahlakının çatışması işlenmiş, Mehmet Rauf, bu yasak aşka hoşgörüyle yaklaşmıştır.
Bu Servet-i Fünun romanında, 19. yüzyıl sonlarında Batı’da güçlenen estetizm akımından etkilenme çok bariz. Murat Belge estetizmi, romantizmin sulandırılmış devamı, olarak tanımlıyor. Bu akımda, hayatın en yüksek değeri güzeldir, aşk bir çeşit din haline gelmiştir, ölüm aşkın en yüksek mertebesi olarak kabul edilir, aylaklık bir yaşam biçimidir, kadın çelimsiz ve nazenindir, en sık yaptığı iş gözyaşı dökmektir, üretken olmak aşağı sınıflara özgü bir iştir, estetikçi asalak tip eyleme geçemez, olumlanan tip, ince zevkleri olan estetikçi aydın tipidir.
Eylül, Türk romanının ilk psikolojik romanı olarak tanınmış, ” görüş açısına” da çağdaş romanlar gibi yer vermiş olmasına rağmen, Berna Moran, bu tekniğin ilkin Recaizade’nin Araba Sevdası’nda kullanıldığına dikkat çeker. Bu tekniği tutarlı bir tarzda kullanan ise 1949 yılında yayımlanan Matmazel Noralya’nın Koltuğu adlı romanı ile Peyami Sefa olmuş.
Mehmet Rauf’un yapısal olarak karamsar bir kişi olduğu, intihara teşebbüs etmiş olduğu, kendisinin Tevfik Fikret’in karısına büyük bir aşkla vurulmuş olduğu, bu sebeple başına çok şey geldiği, romandaki aşık karakterinin yaratılmasında kendi kişisel yaşantısının büyük payı olabileceğini okudum. Aşık oluş süreçlerini çok iyi anlatması da biraz buna bağlanıyor. Cinselliğin çirkinliğine inanılırken, eldiven motifi ile cinsel fetişizme de yer veriliyor.
Mehmet Rauf süslü ve uzun cümleler yazmayı tercih etmiş. Romanda eylem az, zihin durumlarının anlatımları uzun tutulmuş. Eylül ayında yaprakların dökülmesi ile ruh hallerinin paralelliği, Eylül ayından hüzün ve matemden başka bir şey beklenemeyeceği vurgulanırken, sevgiliye kavuşup ölme motifi bir çok kez tekrar ediliyor ve okuyucu romanın sonuna hazırlanıyor. Eylül, yüzyıl sonra da okunabiliyor. Dilin sadeleştirilerek günümüz okurunun anlayacağı hale getirilmesi eski ifadelerin yanına parantez içinde yazılan yeni ifadelerle Sabahattin Çağın tarafından çok başarılı bir şekilde yapılmış. Özgür Yayınları’ndan iyi bir iş.
Yararlanılan Kaynaklar
Cevdet Kudret, Türk Edebiyatında Hikaye ve Roman, cilt 1, İnkilap Kitabevi
Murat Belge, Edebiyat Üstüne Yazılar, YKY
Fethi Naci, Yüz Yılın 100 Romanı, Adam Yayınları



2 Comments
Notumu aldım. Okuyacağım. Baş ucumda duran yığına bu da eklensin. Şu an tekrar dönüp dolaşıp İlyada ‘yı okuyorum. Azra Erhat’ın önsözü müthiş. Her şeyi çok iyi toparlıyor.
Mehmet Rauf’un Eylül’e yazdığı önsözden bahsetmemiş olmanıza üzüldüm.
Selam ve sevgiler.