- Aziz Basileios, Nikephoros Gregoras ve İoannes Khrysostomos ile kuralları konan ilk kilise, yalnızca bir erkekle bir kadının tekeşli birlikteliğinde cinsel ilişkilere ve arzunun ifadesine izin verir.
- Tensel günahların dereceleri vardır. Fahişelerle birlikte olma, eş aldatma, hayvanlarla cinsel ilişki, eşcinsellik; tümü de Kilise yasasına aykırıdır. Günah tektir ama cezalandırılması farklı farklıdır: Fahişelerle ilişki diğer tensel günahlardan daha az cezaya çarptırılır, çünkü bir başkasına zarar vermez. Eş aldatmaya, hayvanlarla ilişkiye, eşcinselliğe Kilise, önce aynı cezayı öngörüyordu; bu da Aziz Basileios’a göre on beş yıl, Nikephoras Gregoras’a göre ise on sekiz yıl komünyon dışında kalma cezasıydı. Kilise sonradan günahlar arasında bir fark gördü. Verilen cezalar ilgililerin sayısına, suçun tekerrür sayısına, partnerin toplumsal statüsüne ve günahkarın tövbesinin içeriğine göre değişirdi.
- 740 yılında III. Leon döneminde yayımlanan, Ekloga adlı Bizans medeni kanunu cinsel suçlarla ilgili yasalar da içeriyordu. Ekloga ve bundan kaynaklanan metinler zinayı kırbaç cezasıyla, eş aldatmayı burun kesmeyle, eşcinselliği ölümle ve hayvanlarla cinsel ilişkiyi hadım etmeyle cezalandırır. En hafif cezayı alan zina, evlilik kurumuna yönelik büyük bir tehdit olarak görülmüyordu. 8. ve 9. yüzyıllarda zinaya verilen cezanın önemli ölçüde hafifletilmiş olması, zinanın oldukça yaygın olduğu şeklinde yorumlanır. Zinanın gizli kaldığı sürece doğal ve kabul edilebilir olduğu konusunda Kilise ve laik toplum arasında zımni bir anlaşma var gibidir. Kilise ile ahlak ve terbiye literatürü yazarları eş aldatmayı sözlü olarak kınarlar.
- Kilise’nin güçlü olduğu 10. yüzyılda eş aldatma ağır ceza alır. VI. Konstantin eşini aldattı, çünkü o “arzularını gemleyemeyen” biriydi. Gözleri kör edilerek cezalandırıldı.
- İmparatoriçe Theophano, I. Nikephoros’u aldattığı ve onun öldürülmesinde rol oynadığı için sarayı terk etmek zorunda kaldı.
- Oysa 11. yüzyılda eş aldatma serbest ve neredeyse aleni hale geldi. IX. Konstantin döneminde sarayda resmi kabul gördüğü bile söylenebilir. 12. yüzyılda da eş aldatma, evlilik dışı ilişki ve ensest aristokrasi içinde yaygındı ve bunlar, ensestle ilgili bazı istisnalar hariç cezasız kalıyordu. Aristokrasinin aşk entrikaları; I. Manuel’in ve I. Andronikos’un ensest ilişkileri, imparatorların peşlerinden her yere götürdükleri fahişeler tarihlerde ayrıntılarıyla anlatılır.
- Eşcinsellik ve hayvanlarla cinsel ilişki doğaya aykırı edimlere giriyordu. Eşcinselin kendi hakiki doğasından saptığı düşünülürdü. Kilise yasalarına uygun cezalandırma, günahkarın eğitim düzeyini, bağışlama unsuru olarak kabul etmeye kadar varan 9. ve 10. yüzyıl pişmanlık belgelerinde önemli ölçüde yumuşatılmıştı. Oysa I. Justinyen döneminde, yüksek mevkideki eşcinseller hadım edilme ve ölüm cezasına çarptırılıyordu. Eşcinsellik, “Tanrının nefret ettiği” iğrenç bir arzu olarak görülür, sodomistlerin ruhunun ölümden sonra hayvan halini aldığına inanılırdı.
- Hayvanlarla ilişkiye giren kişinin 20 yaşın üstünde ya da altında olmasına, evlilik durumuna, günahın tesadüfen işlenip işlenmediğine bağlı olarak farklı cezalar saptanırdı. Yaşlılar, evliler, mevki sahibi olanlar için ceza daha sertti: 25 yıl ya da ömür boyu ceza. Nikephoros Gregoras, hayvanlarla cinsel ilişkiyi, eşcinselliği ve eş aldatmayı, başkasının mülküne yönelik olduklarından ciddi bir suç olarak kabul ederdi.
- Aziz Basileios’a göre, çokeşlilik insan doğasına aykırıdır. VI. Leon’un dördüncü evlilik akdi mahkum edildi. Sefahat, sapkınların kızları ve kız kardeşleriyle birleşmelerini ifade etmek için olduğu gibi fuhuş ve eşcinselliği nitelemek için de kullanılırdı. Dördüncü evlilik de sefahat olarak nitelendirildi.
- Tutkulu aşkın, tensel günahlara sürükleyebilen ve kurumlar için bir tehdit oluşturabilen şeytanın eseri olduğu düşünülürdü. Tutkulu aşk, genellikle kadınlara atfedilen bir cinsel sapma idi. Kadınlar, kaynaklarda, çoğu zaman, “arzuları doyumsuz” varlıklar olarak betimlenir. Şehvet şeytanının kadınlara kolaylıkla hakim olduğu ve yönettiği düşünülürdü. Yaşlı İmparatoriçe Zoe’nin genç ve yakışıklı IV. Mikhael’e aşkı, çağdaşlarının gözünde, büyük ölçüde ruhuna şeytan girmiş olmasına bağlı görülmüştür.
- Bizans’ta kadın cinselliği çok daha tehdit edici bulunmuş, çocukların meşruluğu gibi her türlü kurumu tehlikeye attığı düşünülmüştür. Eşini aldatan kadını cezalandıran yasalar daima daha sert olmuştur.
- Cinsel anormalliğin cinlerce kışkırtıldığı düşünülürdü.
- Kimi ruhbanlar evlilik çerçevesinde bile olsa cinsellikten rahatsız oluyorlardı. 13. yüzyılda erkeğin karısıyla üremek için değil, yalnızca zevki için yatmasının günah olduğunu öne süren ahlakçılar olmuştur.
- Kilise’nin temel hedefi evlilik kurumunu denetlemekti. Bu kurum sayesinde politik ve toplumsal ittifaklar imzalanmış, mülkiyet intikali sağlanmıştı. Bu çaba 10. yüzyılda başlamış ve 11. yüzyılda gelişmiştir. Evlilikle ilgili yasalar çıkarıldıkça patrikler, din işleri kurulları, Kilise hukukçuları fiili cinsel davranışa daha az dikkat ettiler, insan doğasını denetlemekle daha az ilgilendiler. O dönemde eşcinseller yakılmıyordu, daha ileride Rönesans Avrupası’nda yapıldığı gibi sapıklıklara zulüm uygulanmıyordu.
Aziz Basileios, Bizans İmparatorluğu, Bizans'ta Cinsellik, Ekloga, I. Andronikos, I. Justinyen, I. Manuel, I. Nikephoros, III. Leon, İmparatoriçe Theophano, İoannes Khrysostomos, IX. Konstantin, Nikephoros Gregoras, VI. Konstantin, Yaşlı İmparatoriçe Zoe



Leave A Reply