Olması Gerektiği Gibi, Fatma Temel, 2021.
Genç sanatçı Fatma Temel (1998-) mektup zarflarından yaptığı origami kırlangıçları kimlik ve aidiyet konuları için kullanmış. Şöyle yazmış: “Bireyin toplum içinde varlığını tanımlayan kimlik ve aidiyet, birey ve toplumun kendi tarihini oluşturmada ve bir nesilden diğer bir nesle kültürünü aktarmada en önemli etmenlerden biridir. 1979 yılında Bulgaristan’da başlatılan politika ile Müslüman ve Türk halklarının isimleri zorla değiştirilerek asimile edilmeye çalışılması yakın tarihten bir örnektir.”
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Base, 2021.
Roma İmparatorluğu’nda koloni statüsündeki şehirlerin tüm sakinlerine tam Roma vatandaşlık hakkı verilirdi. Ayrıca, vatandaşlık genellikle yeni boyunduruk altına alınan şehir ve ülkelerin toprak sahibi üst sınıfına da verilirdi. Roma ordusunda görev yapan ya da bir Romalının azat edilmiş kölesi olanlar da sınırlı vatandaşlık hakkına sahipti. Kişi, bir Roma vatandaşı olarak daha az vergi ödüyor, Roma İmparatorluğu’na serbestçe yerleşebiliyor, Romalılarla evlenebiliyor, Romalılardan miras alabiliyor, Roma hukukunun koruması altında mahkemelere gidebiliyor ve ticaret yapabiliyordu.
Roma İmparatorluğu zamanından önce Asur gibi çok etnikli metropoller vardı. Ancak Asur’un nüfus artışı büyük ölçüde sürgünlere ve zorunlu iskana dayanıyordu. Buna karşın Roma, son derece başarılı sivil haklar kapsayıcılığının bir örneğiydi (1).
Zaman zaman yalnızca imparatorlukların çok kültürlü olduğu ve olabileceği iddia edilir. Bu tarihsel olarak doğru değildir. Londra ve Paris 19. yüzyılda sömürge imparatorluklarının merkezleriydi, ancak bu şehirlerin çok etnikli olmasının ana nedenlerinin imparatorlukla hiçbir ilgisi yoktu, çünkü göçleri açlık, şiddet ve işgücü alımı tetiklemişti. Bu üç faktör sadece imparatorluklar tarihinin değil insanlık tarihinin bir parçasıdır.
10. ve 11. yüzyıllarda refah içinde olan Kiev, 12. yüzyıldan itibaren önemini ve gücünü kaybetmiştir. Nedeni çok etnikli olması değil, askeri çatışmalar ve rakip alt prenslikler/beylikler olmuştur. Çok halklı şehirlerin Doğu Avrupa’da yüzlerce yıllık bir geleneğe sahip olduğu görülür.
Bari, Ortaçağda Bizans, Arap ve Norman kültürünün merkeziydi ve Yunanlıların, Lombardların, Frankların, Slavların, Ermenilerin, Arapların ve Yahudilerin yaşadığı ve Doğu Akdeniz ve Kuzey Afrika’dan birçok tüccarın kaldığı çok etnikli bir şehirdi. Bari şehri, 400 yıllık bir dönemde (10. ila 14. yüzyıllar) bir Latin-Yunan-Germen-Arap-Slav- Venedik-Fransız resmi verir.
Ortaçağ Avrupa’sındaki çok etnikli şehirlerin en ünlü örnekleri Konstantinopolis ve Kurtuba/Kordoba metropolleridir.
Konstantinopolis‘te gayrimüslimler Osmanlı devletine servete göre derecelendirilen bir kafa vergisi (cizye) ödedikleri, belirli kıyafet ve bina düzenlemelerini uymak zorunda oldukları, mahkemede Müslümanlara karşı şahitlik edemedikleri ve diplomatik hizmet dışında devlet dairelerinde yer alamadıkları için dezavantajlıydılar. Bununla birlikte, şaşırtıcı bir istikrar ve nispeten büyük bir barış ile şekillenen bu düzenli birliktelik 400 yıldan fazla devam etti.
Yararlanılan Kaynak
(1) Avrupalı Nedir?, Dag Nikolaus Hasse, Vakıfbank Kültür Yayınları, 2024. Sayfa 91.
(2) A.g.e., sayfa 86-91.
Kelt yayılması MÖ 3. yüzyılın son çeyreğinde durur. Hannibal'ın babası Hamilkar Barca, İspanya'da Kartaca topraklarını…
Kıta Keltleri ve Ada Keltleri’nden söz edilir. Dilleri, Britanya ve İrlanda adalıları sayesinde günümüze ulaşabilmiştir.…
Efsaneye göre, Herakles’e aşık olan Keltine, ondan bir oğlan doğurur. Ona, Keltos adını verir. Keltler’in…
Popülizmin düalist mantığı bakın ne kadar güzel özetlenmiş: “Doğal aileye evet, LGBT lobisine hayır! Haçın…
MÖ ikinci binyılın son çeyreğinde İber halklarının dış dünya ile çok ilişkisi olmuş, bu yüzden…
İnsanın şematik betimi Bronz Çağ (MÖ 2200-1300) figüratif sanatında çok görülür. Taş üzerine yapılan eserler,…