Rönesans’ın iki büyük tutkusu kitaplara ve mimariye düşkünlüktür. Sistematik şekilde Yunanca’dan çeviriler yapılması 16. yüzyılda başlamıştır. Papalar için kitap toplamak ve yazmaları kopya ettirmek yoğun bir uğraş olmuştur. Papa V. Nicolaus öldüğünde geride 9000 kitap bırakmıştı. Bu kütüphane, Papalık Sarayı mensuplarına açıktı ve Vatikan kitaplığının çekirdeğini oluşturmuştur. Veba salgını dolayısıyla saray göç etmek zorunda kaldığında çevirmenlerle yazıcılar da giderdi. Kitap kopya edenlere müstensih denirdi.
Bütün servetini kitap almaya harcamış, parası bitince Büyük Cosimo Medici’nin himmetiyle alımlarına ölünceye kadar devam edebilmiş Floransalı Niccolo Niccoli’nin 800 ciltlik kitaplığı ölümünden sonra Floransa’daki San Marco Manastırı’na taşınmıştı.
Büyük ve zengin adamlar tarafından ısmarlanan kitaplar, parşömen üzerine yazılırdı. Dışları genelde kırmızı kadife kaplı ve gümüş kakmalı olurdu. İlk başlarda basılı kitap sahibi olmak utanılacak bir şeydi. Bu “Alman icadı” çok geçmeden İtalya’ya da girdi. Önce eski Latince ve Yunanca metinler matbaada çoğaltıldı. Klasik yapıtların basılması uzun zaman İtalya’ya özgü kaldı. İtalyanlar, İlkçağ klasik kültürünü 14. yüzyılda benimsemeye başlamışlardı.
İtalya’da Rönesans Kültürü, Jacop Burckhardt, Okuyan Us, 2018. Sayfa 217, 229, 230, 234.

Jacqueline Rush Lee’nin eserlerini oluşturduğu kitaplar serisinden 2007 yılına ait Antoloji. Bu eser adını, edebi parçaların koleksiyonu olan antolojiden alırken, kelimenin Yunanca aslı çiçek toplamak anlamına gelmektedir. Sanatçı da kullandığı mürekkep ile kitapları çiçeğe dönüştürmüştür. Antoloji, Jim & Kelley Pollison çiftinin özel koleksiyonundadır.
Fotoğraf: www.jacquelinerushlee.com/inked
“Uzun süre bir şeyler okumaya dalarak ya da birbirlerine şiirlerden alıntılar yaparak bazen onu çok sinirlendiriyorlar. Utanç verici bir huy onlarınki, insanı yumuşatan psikolojik bir çürüme.”
“Kelimeler hala bazı insanları etkileyebiliyor, bu inanılmaz. Belki de içlerinde hala bir nebze ışık mevcuttur, belki de hala umutları vardır her şeye rağmen.”
“….okumayı becermek başka şeydir, okumayı bilmek başka şeydir. İkisinin arasında büyük fark vardır.”
Cennet ve Cehennem, Jon Kalman Stefansson, Kafka, Epsilon Yayıncılık, 2016. Sayfa 34, 39, 225.


Leave A Reply