
Katedralin tasarımında Lübnan sediri ve Fenike gemisinden ilham alınmış. Katedralin her bir tarafında 124 kaburga var. Katedral, 3500 kişi alacak şekilde inşa edilmiş ama 1997 yılında Papa II. John Paul geldiği zaman katedralde ayakta, 8000 kişi olmuş.

Harissa’daki Katedralin altarı granitten ve 5m uzunluğunda. Haç ise paslanmaz çelikten ve 8,5m yüksekliğinde. Asma yaprakları, buğday başakları ve güvercin ile süslenmiş olan Tabernacle İtalya’da yapılmış.
- 1516-1918 yılları arasında bölge Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetinde kaldı. Osmanlı Levant’ı (Filistin, Suriye ve Lübnan’ı kapsayan bölge) üç vilayete (Şam, Halep ve Trablus) bölerek yönetti. Bu yapılanmada Beyrut sancak oldu, Lübnan’ın bir kısmı Şam, bir kısmı Trablus vilayeti sınırlarında kaldı. Maruniler, Osmanlı Devleti’nin, egemenliği altındaki toplulukları, din ya da mezhep esasına göre örgütlediği, kendi dini liderleri tarafından yönetilen “millet sistemi” ne dahil oldular. 1550 yılında Maruni patriği Sultan Süleyman’dan Marunilere özerklik tanınmasını istemiş ve bu hakkı almıştı. Dolayısıyla Maruniler, imparatorluğun sınırları içinde yaşayan diğer Hıristiyan gruplar gibi liderlerini seçerken padişahın fermanını beklemek zorunda değildiler. Sultan Süleyman’ın Fransa ile olan iyi ilişkileri dolayısıyla 1535’te Batılı Hıristiyanlara bazı özel haklar tanınmıştı. 1670 yılında, XIV. Louis döneminde bu haklar Marunilere de tanındı ve Maruniler de Fransa’nın koruması altına girdiler.
- Papa, 1584’te Roma’da Maruni İlahiyat Okulu kurdu. 1610 yılında ise Levant’taki ilk matbaa kuruldu, Süryani alfabesi ile Arapça kitaplar basıldı. 1798 yılında Napolyon Roma’yı fethedince Maruni okulunu kapattı, kitapları, mobilyaları ve tüm kıymetli eşyayı savaş giderlerini karşılamak için sattı, okulun binası konut, kilisesi depo oldu. 1890’larda okulu yeniden açmak için çalışmalar başlatıldı. Marunilerin ve Papalığın sağladığı fona Fransa ve Avusturya katkıda bulunmayı reddettiler. Fransa, okul Paris’te açılırsa katkıda bulunacağını ifade etti. Sultan II. Abdülhamit 10000 Frank verdi. 1893 yılında Roma’da alınan yeni binasında okul tekrar açılabildi. 1931-1939 arasında okul Cizvit yönetimi altında gelişti. 1939 yılında, İkinci Dünya Savaşı başlarken okul kapandı ve bina, Maruni Patrikliği Genel Sekreterliği binası oldu.
- Dürzi Maan Ailesi, 12. yüzyılda Selçuklu sultanlarının Şam valiliğini yaparak yönetim kademesinde rol almaya başlamış, Yavuz Sultan Selim de aileye emirlik bahşetmişti. Ailenin Marunilerle arası hep iyi olmuştu ama Prens II. Fahrettin Maan (1572-1635) Maruniler ile birlikte Toscana Grand Dükü I. Ferdinand de Medici’den de destek alarak Lübnan’ı Türk hakimiyetinden kurtarmak için girişimlerde bulundu (1608). Saray girişimden haberdar olunca II. Fahrettin 1613-1618 yıllarını İtalya’da geçirdi, sonra Lübnan’a döndü, Osmanlı ile kanlı savaşlar yaşandı, 1635’te İstanbul’da asıldı. Ordusu 20.000 Maruni, 12.000 Dürzi’den oluşuyordu. II. Fahrettin dönemi Lübnan’da yaşayan farklı gruplara birlik olmayı öğreten bir dönem olmuştur. 1697 yılına kadar süren Maan Emirliği, Maruniler ve Lübnan için başarılı bir dönem olmuştur.
- Marunilerin Roma ile olan iyi ilişkileri Osmanlı’nın onlardan şüphelenmesine yol açan bir neden olmuştur.
- Roma ile olan yakın ilişkilerine rağmen Maruniler, Antakya ayin usulüne bağlı bir Doğu Kilisesi olmayı sürdürdüler, Papalık’ın baskılarına karşı durdular.
- Maan Ailesi’nden erkek varis olmayınca, Ahmet Maan’ın kızı tarafından torunu Beşir Şehab Emir oldu. 1697-1842 yılları arasında Kureyş Kabilesi’nden, Sünni, Şehab Emirleri dönemi başladı. Ancak Şehablar 1770 yılında Hıristiyanlığı seçtiler. Dürziler arasında yaşanan bölünme ve açılan okullardan mezun olan iyi eğitilmiş Marunilerin önemli pozisyonlara gelmesi ile Lübnan Dağı’nda Marunilerin politik gücü arttı. Ain Warka (1789) Maruni okulu açıldıktan sonra da köy okullarına verilen önem sürdü. Dürzilerden bir tek Cumbulat Ailesi gücünü koruyabildi. 1820’li yıllarda Emir II. Beşir ile Beşir Cumbulat arasında yaşanan silahlı çatışmalardan Emir’in galip çıkması Dürzilerin hiç unutmayacağı ve affetmeyeceği bir dönüm noktası oldu.
- 1831’de, Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa’nın bölgeyi işgaline Maruniler ve İngilizler destek verdiler. İşgalin ikinci yılında İbrahim Paşa para ve asker sıkıntısı çekmeye başlayınca ağır vergiler ve zorunlu askerlik hizmeti koyunca Maruni Patrik cemaatine işgalden kurtulmak için Şii ve Dürzilere katılıp savaşmalarını, karara uymayanların aforoz edileceğini duyurunca 1840 yılında Müslümanlar, Hıristiyanlar, Dürziler, Osmanlı ve İngiliz güçleri birleşip İbrahim Paşa’nın güçlerini kesin bir yenilgiye uğrattılar, Emir de sürgün edildi. 145 yıl süren Hıristiyan Şehab Emirliği 1842 yılında sona erdi.
- Ancak tüm bu gelişmeler bölgeye yabancıların ilgisini artırdı. İşgalin ardından Marunilerin güvenini kazanamayan İngilizler, Marunilerin Fransa’dan aldıkları desteği dengelemek için Dürzilere yaklaştılar. Ruslar Rum Ortodoksları, Avusturya Katolik Yunanları destekliyordu.
- 1841’de tekrar tırmanan Maruni-Dürzi gerginliğinde Şiiler Marunilerin, Ortodoks Rumlar Dürzilerin safında yer aldı. Avusturya Şansölyesi Prens Metternich, Lübnan Dağı’nı iki idari bölgeye ayırmayı, kuzeyin Maruni, güneyin Dürzi bir kaymakam tarafından yönetilmesini önerdi. Beyrut-Şam yolu iki bölgeyi ayıran sınır oldu. 1842- 1861 yılları arasında iki bölgeli kaymakamlık formülü uygulandı. Bu yöntem, Maruni-Dürzi sorunlarını derinleştirdi, karşılıklı misillemeler yapıldı. 1856 yılında Sultan Abdülmecit feodal sistemin kaldırılma fermanını çıkardı. Bu da başka bir çalkantıya yol açtı: Köylüler ağalara karşı ayaklandı. Ferman, Sultanın mülkünde yaşayan tüm cemaatlere eşitlik tanıyordu. 1860 yılında çıkan ilk iç savaşta binlerce kişi öldü, köyler kasabalar yakılıp yıkıldı. Çatışmalar Şam’a ulaşınca Hıristiyanlar saldırıya uğradı. Sultan, evsiz kalan Hıristiyanlara yardım parası dağıttırdı. Şam’daki olayları önlemeyen vali asıldı ve görevini yerine getirmeyen 111 memur kurşuna dizildi. Fransızlar yardım gönderdi. 1861 yılında Osmanlı Dışişleri Bakanı Fuat Paşa başkanlığında İngiltere, Fransa, Rusya, Avusturya, Prusya Beyrut’ta uluslararası bir komisyon oluşturdu. Burada alınan kararla Lübnan sancak oldu, böylece finansal, idari ve hukuki özerklik kazanmış oldu. Lübnan toprakları Beyrut ve Şam vilayetleri arasında bölündü. Mutasarrıf İstanbul’a sorumluydu. Yerel yönetimin 4 Maruni, 3 Dürzi, 2 Rum Ortodoks, 1 Katolik Yunanlı, 1 Sünni, 1 Şii olmak üzere 12 üyesi vardı. Tüm Lübnan halkı hukuken eşit haklara sahipti. Lübnan’ın mutasarrıflık dönemi 1861-1914 arasında devam etti ve ekonomik kalkınmanın devam ettiği bir dönem oldu. 1866’da, bir yıl boyunca süren, Maruni Yusuf Kerem (1822-1889)ile Mutasarrıflık güçleri arasında çatışmalar oldu. Dönemin mutasarrıfı Ermeni Davut Paşa idi. Uluslararası komisyonda üyesi bulunan devletlerin müdahalesi ile olaylar duruldu, Yusuf Kerem sürgüne gönderildi.
- 19. yüzyıl misyonerlerin Lübnan’a yoğun ilgi gösterdiği bir dönem oldu. Yabancılar da okullar, üniversiteler açtılar. Ekonomik kalkınma sağlanmasına rağmen Lübnan’dan, özellikle Marunilerden göç çok oldu.

Beyrut’un merkezindeki Maruni St. George Kilisesi’nin içi.
St. George Filistin doğumlu. İngiltere’de Roma askeri imiş. 203 yılında şehit olmuş. Efsaneye göre kral kızını kurban ederek şehri tehdit eden canavardan kurtarmayı düşünürken St. George atı ile gelip kızı kurtarıp canavarı öldürüyordu. Efsanedeki canavar, dragon, paganizmi temsil ediyor. St. George böylece şehri paganizmden kurtarmış oluyor. Olayın nerede geçtiğine gelince Kapadokya, Libya ve Beyrut’ta iki yer bu olaya talip. Beyrut’taki adaylardan biri Doğu Beyrut’ta, diğeri ise bu kilisenin bulunduğu Beyrut merkezdeki yer. Dragonla savaşın yapıldığı yer kutsal sayılıyor. Bu kutsal sayılan yere Haçlılar bir şapel yapmış. Bugünkü kilise o şapelin üzerine inşa edilmiş. Biz 2003 yılında ziyaret ettiğimizde restorasyonu yeni bitmişti. Ahşap olarak sedir kullanılmış.
- Mutasarrıflık dönemi Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşı’na katılması ile sona erdi. Osmanlı Savaş’a girmesiyle tüm vilayetlerdeki yabancılara tanınmış olan hakları kaldırdı. Osmanlı ordusu, stratejik konumlarından ötürü manastırlara yerleşti. Suriyeliler ve Lübnanlılar Osmanlı ordusunu terk etti. Savaş sebebiyle terk edilmiş, Beyrut’taki Fransız Konsolosluğu’nda Lübnan’ın bağımsızlık planları ele geçti, belgede adı geçenler idam edildi. Lübnan’a yiyecek ve para girişi engellendiği için açlık ve sefalet oldu. Fransızlar dolaylı yollardan Marunilere para yolladılar Savaş sonrası da verdikleri borcu geri istemediler. Avusturya’nın araya girmesiyle Padişah Cemal Paşa’nın Maruni patriğini hırpalamasına mani oldu.
- 1918 yılında Savaş bittiğinde, Osmanlı kaybeden tarafta olduğu için, Lübnan’da 402 yıl süren Osmanlı hakimiyeti bitti, Fransız mandası başladı.
- 1941 yılında Lübnan, Fransız mandası altında bağımsız oldu ve 1943’te manda da kaldırıldı. Lübnan Arap Birliği’ne üye bir ülke olarak Arap-İsrail savaşında yer aldı. Güney Lübnan’a 400.000 Filistinli mülteci geldi. 1975-1990 arasında devam eden iç savaş sırasında İsrail Chouf Bölgesi’ni işgal etti. Hıristiyan Falanjistler bölgeye geldi. 1983 yılında İsrail çekilince bir kez daha Dürzilerle Maruniler arasında savaş oldu. Maruniler bölgeden çekildi.
- Lübnan Cumhuriyeti’nin nüfusu Dünya Bankası 2012 verilerine göre 4,425,000 kişidir ve nüfusun %83’ü Arap, %11’i Yunanlı, %5’i Ermeni, %1’i Kürttür. Lübnan Arapları’nın %63’ü Müslüman, %8’i Dürzi, %29’u ise Marunidir. Başka bir deyişle Maruni nüfus 808,448 kişidir. (Yunanlıların %59’u Ortodoks, %41’i Katoliktir. Lübnan’daki Ermeniler Ortodoks, Kürtlerin tümü Müslümandır.)
- Lübnan devlet geleneğine göre, başbakan Sünniler, meclis başkanı Şiiler, cumhurbaşkanı Maruniler arasından seçilir. 2008 yılından bu yana ülkenin cumhurbaşkanı Mişel Süleyman’dır. Parlamentoda Hıristiyanlarla Müslümanlar eşit sayıda üyeye sahiptirler. Dürziler ve Nusayriler mecliste Müslüman kotasında temsil edilirler.
Yararlanılan Kaynaklar
- AnaBritanica Cilt 15.
- Religious, Cultural and Political History of the Maronites, Rev. Butros Dau, Lebanon, 1984.
- The Maronites, Antoine Khoury Harb, The Maronite Heritage Publications, 2001.
- Lebanon, Siona Jenkins ve Ann Jousiffe, Lonely Planet, 2001.




Leave A Reply