- Buhara eskiden zengin bir şehirdi; çok tüketiyor ama aynı oranda da üretiyordu. 19. yüzyılda Buhara’ya gelmiş bütün seyyahlar dükkanların bolluğu karşısında şaşkınlığa uğramış ve şehir çarşısında ne kadar çok çeşitli ürün bulunduğuna tanıklık etmişlerdir. Buhara’nın özelliği, şehirle ticaret yapan çok sayıda halka ayrılmış farklı kervansarayları olmasıydı.
- En fazla ticaret Rusya ve Kaşgar ile yapılıyordu. Buhara’ya girebilen Rus uyrukları sadece Tatarlardı.
- Eski Buharalıların süslü ve şık olduğunu seyyahlardan öğreniyoruz. Bu durumun halkın zenginliğine ilaveten, terziler loncasının zenginliğine ve kumaş çarşısının büyüklüğüne işaret ettiğini belirtiyorlar.
- 19. yüzyıl sonunda moda olan hilat, bir tür geniş kaftanmış.
- Seyyahlar, ipekli ve pamuklu makbul bir Buhara kumaşı olan adras’tan söz ediyorlar.
- Pamir’den gelen, Buhara kürkçülerinin hazırladığı, astragan diye bilinen, karakul denen kuzu postları da ünlüdür.
- Buharalı kadınlar ve erkekler çok yumuşak konçlu çizmeler severler, yürürken ayağa tahta kundurular geçirirlermiş.
- Taşkent ve Semerkand’da kapalı çarşıya carsu denirken, Buhara’da tak (kubbe) de denir. Car- su, dört yolun kesiştiği yer demek.
- Çarşı, çok çeşitli malların satılmasının yanı sıra, ceza ve infazların da uygulandığı yerdi.

Buhara’da çarşıların dört yanından girişi var. Bu, sıcak ülkelerde uygulanan bir plan. Arkada suzani örnekleri var.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu

Orta Asya ülkelerine özgü geleneksel dekoratif bir örtü/kumaş olan suzani, pamuklu veya ipekli kumaş üzerine el işlemesidir. Çiçek, yaprak, meyve desenleri tercih edilir. Günümüze ulaşmış en eski suzaniler 18. yüzyıldandır. Çeyizlerde mutlaka suzani bulunur ve düğün günü damada hediye edilir.
Fotoğraf: 30meeting.com
adras, astragan, Buhara, hilat, karakul, Medrese, Orta Asya, Özbekistan Gezisi, Semerkand, suzani, Taşkent






Leave A Reply