Daha çok şehzadelerin sünnet düğünlerini, padişah kızlarının doğum ve evlenmeleri nedeniyle yapılan tören ve şenlikleri anlatan manzum veya mensur eserler olan surnameler minyatürlerle de süslenirdi. Surname-i Hümayun’da Nakkaş Osman tarafından yapılmış minyatürlerde görülen cam eşyalara benzerlik taşıyan camlara Surname Camları adı verilir. Bunlar, değişik renk ve tonlarda serbest üflenmiş camın üzerine omuzdan aşağı gelecek şekilde, kaburgalı ikinci bir tabaka sarılmış şişelerdir. Boyunlarının omuzla birleştiği yerde bulunan boğum bunların alamet-i farikasıdır (1).
Surname Camlarına örnekler Marmaray kazıları sırasında Sirkeci’de bulunmuştur.
Fotoğraf: avys.omu.edu.tr
Yavuz Sultan Selim, 1516’da Tebriz’den cam ustaları getirmiştir. 1660 yılında Sur İçinde 27; Eyüp, Galata, Tophane ve Üsküdar’da birer tane olmak üzere toplam 31 cam atölyesi olduğu biliniyor. III. Mustafa (1757-1774), İstanbul’daki tüm cam atölyelerini Tekfur Sarayı’da toplamıştır (2).
Rivayet odur ki, Sultan III. Selim zamanında (1789-1807) Beykoz’da bir cam atölyesi kurulmuş. Kurucusu Mehmet Dede bir Mevlevi dervişi imiş ve Venedik’te opal cam yapım tekniğini öğrenip burada uygulamış (3). II. Mahmut döneminde (1808-1839) inşasına başlanan Beykoz Cam ve Billurat Fabrika-i Humayun’un inşaatı (tahminen 1837’den önce), Sultan Abdülmecid döneminde (1839-1861) tamamlanmıştır (4). II. Mahmut devrinde yurt dışından bu iş için usta getirilmiştir. 1845 yılında ise Beykoz’da kristal fabrikası açılmıştır (5). 1899 yılında Çubuklu’da Fabrica Vetrami di Modiano isminde bir cam fabrikası kurulmuştu. Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları AŞ’nin ise kuruluş tarihi 1935 yılıdır (6).
Osmanlı renkli camlarında kobalt mavisi ve kırmızı en yaygın renklerdir. Üzerleri mine ve yaldız bezemeli tercih edilir. Geometrik ve bitkisel motifli olurlar. Kırmızı camın imalatı zor ve riskli olduğundan kırmızı camlar renkli olmayıp çoğu boyalı renksiz camlardır. Opal taşını taklit etmek için üretilen cam, ışığa tutunca rengi kırmızıya döner. Opal camlar yarı saydamdır, ışığa tutulunca saydamlaşır. Opal, cam harmanına fosfat katılarak elde edilir. Fransa’da üretilenlerine opaline denir. Bülbülün gözündeki harelere benzetildiğinden Çeşm-i Bülbül adı verilmiş ünlü Beykoz camlarının ilham kaynağı Venedik camlarıdır – Vetro Filigranato. Renkli cam çubuklarının saydam cama gömülmesi ile yapılan Çeşm-i Bülbüller, Venedik camlarından daha kalın cidarlı ve daha sade motiflidir (7). Bu tip cam üretimi 16. yüzyılda Venedik’te başlamış, Venedik cam ustaları bu sanatsal cam yapımının sırrını bir asır boyunca saklamış ama sonra, 17. yüzyılda Almanya’da, 18. yüzyılda bütün Avrupa’da yapılmaya başlanmıştır (8). Bizde ilk Çeşm-i Bülbül üretimi 1846 yılında yapılmıştır (9).
Yararlanılan Kaynaklar
The history of the Capuchin habit dates back to 1208, when Saint Francis of Assisi…
Devrim öncesinde yazdığı romanlarında devrim davasını destekleyen Maksim Gorki, 1917’deki şiddet ve kaos yüzünden hayal…
“Hindistan’da, raga adı verilen müzik türünde, günün farklı zamanlarında farklı gamlar kullanıldığı, do majör tonunun…
O dönemde (15. yüzyıl) İtalya'da, Avrupa'nın her yerinde olduğu gibi ilk cinsel ilişkinin halka açık…
Alman edebiyat araştırmacısı ve filolog Ernst Robert Curtius (1886–1956), Fransız edebiyatı ve kültürü üzerine önemli…
In 1912 at Kalimpong, she met with the 13th Dalai Lama in exile. She met…