Categories: Edebiyat

Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde 1

“Hayvanlara olan yaklaşım, yaşadıkları ülke hakkındaki gerçekleri gösterir.”

Nadir bir tür olan Kızıl Panda. 1500-2500 m yüksekliklerdeki ormanlar onun orijinal yaşam alanı. Çin, Tibet, Kuzey Hindistan, Laos, Nepal, Bhutan ve Myanmar’da az sayıda bulunuyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Sichuan Eyaleti, Chengdu, ÇHC, 2017.

  • Hem Nobel Edebiyat hem de Booker International Ödülü sahibi Polonyalı yazar Olga Tokarczuk’un (1962-) Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde adlı romanı bizde Şubat 2020’de Timaş’tan çıktı ama yayın tarihi 2009. Yeşiller Partisi üyesi Tokarczuk’un ekolojik bilgi birikimiyle eğitimini aldığı psikolojiyi harmanlayarak yazdığı çağımızın en önemli sorunlarını tekrar gündeme getiren romanı, yazarın benim okuduğum ilk kitabı ama son olmayacağı kesin.
  • Romanın adı, metindeki epigraflar ve alıntılar William Blake’in eserlerinden alınmış.
  • Ana karakter bir kadın. Mühendislik eğitimi almış, köprüler yapmış, sonra farklı işlerde çalışmış: İngilizce, el işleri ve coğrafya öğretmeni; astrolog, tercüman ve site yöneticisi/bekçisi olmuş. Roman boyunca süren izleklerden biri yıldız haritalarının benzersizliği. Bu vesileyle astrologların Dante’nin Cehennem’inde yer bulduklarını hatırlarken; Himmler’in astroloğunun Wilhelm Wolf olduğunu ve Kurt İni’nde Hitler’e karşı girişilen suikastı tarihi ile önceden haber verdiğini öğreniyor ve Dante’ye hak veriyoruz.
  • Roman, Adalet üzerine. Adalet ise ölümle sağlanıyor. “Ah evet, birden ölümün ne kadar iyi bir şey olabileceğini hatırladım, nasıl doğru ve adil, hani bir dezenfektan veya bir elektrikli süpürge gibi.” (s.15). Bir nevi ilahi adalet ile hayvanların avcılardan, doğanın insanlardan intikamını alması bekleniyor/isteniyor.
  • Adil olmak adına din, melekleri, azizleri, rahipleri ile sorgulanıyor.  Yazar tanrı’yı küçük harfle, İnsan’ı büyük harfle yazıyor.

İlk ölen kişi hakkında ana karakter şöyle düşünüyor: “Bana göre şimdiye kadar birkaç Ceza (ceza büyük harf ile) almalı, hatta cezaevine bile gönderilmeliydi. Bunlardan nasıl kurtulduğunu bilmiyorum. Belki de onu izleyen melekler bazen yanlış tarafta duruyorlardı.” (s. 16)

Aziz Hubert, St. Patrick’s Basilica, Ottawa, Kanada.
Paskalyadan önceki cuma günü, İsa’nın çarmıha gerildiği günün yıldönümü, Kutsal Cuma (Good Friday) günü herkes kiliselere giderken karısının ölümünden sonra kendisini ava çıkmaya veren Hubert, kilise yerine yine avlanmaya gitti. Efsaneye göre avlayacağı geyiğin boynuzları arasında haç belirdi ve Tanrı ona hayatını kiliseye adamasını buyurdu. Geyik ise Tanrı’nın yarattıklarına şefkatle davranılmasını, hamile ve genç hayvanların esirgenmesini, öldürüleceklerin ise acı çekmesine izin verilmemesini tembih etmiş, Hubertus’un dine kazandırılmasına ön ayak olmuştur.
Fotoğraf: Wikipedia

  • Hayvan hakları romandaki ana izlek. “Hayvanlara olan yaklaşım, yaşadıkları ülke hakkındaki gerçekleri gösterir.” (s. 118)
    “Şimdi Mart’tayız, şimdi yaban domuzu vurmak yasalara aykırı…Gerçi mantıken bakıldığında 28 Şubat tarihinde birini öldürebileceğiniz, ancak ertesi gün bunu yapamayacağınız…” (s. 119)
    “Kaçak avlanmak ile avlanmak arasındaki farkı hiç anlamamışımdır. İki sözcük de öldürmek anlamına geliyor. İlki gizli, yasalara aykırı, sonrakiyse açıkça, yasanın tam yetkisiyle.” (s. 281)
    Av kulübelerinin Hayvanları cezbetmek için etrafa çeşitli yiyecekler saçtığı, hayvanlar yiyeceği almak için yaklaştığında avcıların saklandıkları yerden onları vurduğu, yani insanın yemleyerek tuzağa düşüren, vahşice öldüren ve bunu da haklı gerekçelere dayandırmaya çalışan yapısı gözler önüne seriliyor: Özgür yaşama alışık değiller, avlanmayı bilmiyorlar, sindirim sistemleri artık farklılaşmış, kasları zayıflamış, serbest bırakırsak telef olurlar, gibi. (s. 218). Yazar, “Bu birini yemeğe davet edip öldürmeye benziyor,” diyor. (s. 267)
    Katolik dünyada avcıların bir de koruyucu azizi var: Aziz Hubert. Dolayısıyla rahiplerin avlanması da doğal karşılanıyor. Peder Hışırtı’nın kitaptaki vaazının, internetten toplanan av papazlarına ait gerçek vaazlardan bir derleme olduğu kitabın sonunda belirtilmiş.
    Turistler için paralı avlanmaya yönelik hazırlıklar yapılması, sülünler alınıp doğaya salınması gibi, eleştiriliyor.

Füsun Kavrakoğlu

Önceki Yazılar

Yaratıcılık – Apollon – Dionysos 1

İlkçağ yaratıcılığı, iki tanrının simgelediği iki karşıt varlığın birleşmesinden doğmuştur, diye kabul edilir. Bu iki…

2 gün ago

Urartular 1 Yararlanılan Kaynaklar

  Doğu Anadolu ve Urartular, Prof. Dr. Afif Erzen, Türk Tarih Kurumu, 1992. Urartu Doğu’da…

2 gün ago

Batı’da Doğu, İslam ve Türk Algısı 28

Doğu Hindistan Kumpanyası 2     Dünyanın uygar ve barbar uluslardan oluştuğunu düşünen Baron Thomas…

2 gün ago

Manzum Roman / Uzun Anlatı Şiiri / Epyllia

Uzun anlatı şiirlerinin dünya edebiyatındaki geçmişi çok eskidir. Bu kafiyeli anlatılara epyllion (çoğulu epyllia) adı…

6 gün ago

Şanlıurfa Müzesi ve Tarih Öncesi Devirler 8 Demir Çağı

DEMİR ÇAĞI MÖ 1100-330   Çağın başlangıç evresi, Anadolu’da imparatorlukların çöktüğü, kentlerin boşaldığı, kırsal nüfusun…

6 gün ago

Batı’da Doğu, İslam ve Türk Algısı 27

Doğu Hindistan Kumpanyası 1         Hindistan modern, Avrupalı ya da Hıristiyan değildi…

6 gün ago