Japonya'da her şeyi kitabına göre ve harfi harfine yaparlar. Kurallara uymak, çok çalışmak, temiz olmak, kişinin kendine karşı katı, ama başkalarına karşı nazik olması beklenir. İlkokul ve ortaokul arasında büyük fark …

Okudum, çalıştım, gezdim,
okumaya devam ettim.
Aslında konu öğrenmekti.
Zamanla öğrenip paylaşmak oldu.
Paylaşımlar ilgi görünce yazılar devam etti.
İşte böyle oldu BÜ ve İTÜ ile başlayan serüvenin sonu.
Japonya'da her şeyi kitabına göre ve harfi harfine yaparlar. Kurallara uymak, çok çalışmak, temiz olmak, kişinin kendine karşı katı, ama başkalarına karşı nazik olması beklenir. İlkokul ve ortaokul arasında büyük fark …
Cage’in müziğe ve estetiğe dair devrimci görüşleri sadece müziği değil, 1950 ve 1960’ların avangard sanatının her alanını etkilemiştir. Cage, 1956 yılında New York’taki New School for Social Research’te deneysel müzik …
Flâneur, zaman ve paraya sahip, dikkatini vermesi gereken acil bir sorumluluğu olmayan erkeğe has bir ayrıcalık ve serbestliği tanımlayan bir kelimedir. Bu amaçsızca dolaşan kişinin, şehri pek çok kimseden daha …
Kurumsal Sanat Teorisi’nin kurucusu George Dickie (1926-), 94 yaşında ve bence çok mutlu. Gün geçmiyor ki teorisine uygun bir örnek ortaya çıkmasın! Sanat nesnesi veya uygulaması, insan müdahalesiyle değiştirilmiş ve sergilenmiş …
Son yıllarda kültür endüstrilerinden söz ediliyor. Kültür endüstrilerinin dinamiğini girişimci-sanatçılar oluşturuyor ve bu endüstriyi oluşturan işletmeler bilgi ekonomisinin üretim birimleridir. Kültür alanı, artık, devletin serbest piyasayı geliştirmek için desteklediği …