Hegel için antik Yunan coğrafyası, Sokrates’i ile Oedipus ve Antigone’si ile özgür ve uygar birey fikrinin doğduğu coğrafyadır. Öyle ki antik Yunanca ve Sanskritçe arasında pek çok geçiş gösterildiğinde ve bir dönem Sanskritçe pek çok dilin anası olarak kabul edildiğinde bile buna itiraz etmese de ‘özgür ve uygar’ insanın doğuşunu daha geriye taşımaya razı olmaz ve bu payeyi Asyalılara bırakmaz. Ona göre Hindistan coğrafyasına hakim kast sistemi, bu bölgenin bireyselleşmenin tarihindeki önemini geriye düşürmekteydi. Oysa antik Yunan kültürü de pek çok sınıfsal çıkmazı barındırıyordu.
Hindistan’dan Atina’ya, İshak Sayğılı, Psikeart, Kasım Aralık 2021.

Modanın estetikle güç arasındaki mücadelede tarih boyunca siyah insanlar tarafından kullanılan bir manevra alanı olduğu biliniyor. Bu yüzden dandy olmak sırf iyi giyinme değil; görmezden gelinmeye karşı görünür olma,
Aşağılanmaya karşı asalet,
Sistemik dışlanmaya karşı bireyselliğini ve özgüvenini korumayı temsil eder.
Black dandyism’de gösterişli kumaşlar, bastonlar, keskin kravatlar yalnızca estetik değil, siyasal araçlardır. Harlem Rönesansı sırasında yükselen dandy figürü, siyahi kesimlerin varlık ve görünürlük haklarını hatırlatıyordu.
Met Gala, Ece Sükan, Oksijen, 9-15 Mayıs 2025.
“İngiliz çocuklar Hindistan’da kalırlarsa melezler gibi konuşmayı öğrenirlerdi ki bu büyük bir utançtır. Şu genç Hintli adam, Müslüman, İngiltere’de devlet okulunda okumuş, ama bu onu geliştirmiş mi? Bizden biri olduğunu sanıyor, ama kuşkusuz asla olamayacak.”
Britanyalılar da sınıfa yenik düşmüştü. En altta karışık bir ırk olan Avrasyalılar vardı. Ardından subay olmayan Avrupalılar, örneğin uzmanlar, demiryolu çalışanları, çay üreticileri geliyordu. Sonra subaylar, onların peşinden kibirli hükümet görevlileri, siyasi figürler ve nihayet, en tepede, göksel bir alanda vali ve çevresi geliyordu. Her biri kendi yerinin bilincindeydi ve bu yeri alttan gelen saldırılara karşı koruyorlardı. Ancak her kasabada bir tane olan kulüplerde bir araya gelip kaynaşıyorlardı. Hintlilerin buralara girmesi genellikle yasaktı, ama bazı işletmeler kuralları esnetip arada sırada bir mihracenin içeri süzülmesine izin veriyordu.
“Eskiden Hintlilerden nefret etmezdim, buraya geldiğimde onlara karşı kötü bir duygu yoktu. Ama şimdi onlara tahammül edemiyorum. Bu onların kendi hatası.”
“Din her şeyi değildir ama burada her şey gibi. Son zamanlarda mantıklı bir konuşma yapmayı hiç denedin mi? Din her zaman sohbetin parçası, kaçış yok. Ama bizim anladığımız tarzda din değil. Hayır, bu batıl inanç ve zalimlik, bunu düzeltemezsin. Pislikten ve düzensizlikten söz etmiyorum bile! Ne yaparsak yapalım, aradaki uçurumu kapatmak imkansız.”
Kutup Yazı, Damon Galgut, Delidolu, 2026. Sayfa 9, 93, 94, 97, 100.


Leave A Reply