Categories: EdebiyatSanat

Biyografi ve Henri Troyat

Baştan başa zevkle, heyecanla, ilgiyle okunan biyografiler yazan Stefan Zweig kadar severek okuduğum bir de Henri Troyat var. Troyat’nın kalemiyle de biyografi herhangi kuru bir hayat hikayesi olmaktan çıkıyor. Troyat yazdığı kişileri iyi anlamış oluyor ve onları iyi de anlatıyor. Roman tadındaki biyografilerini okuduğumuzda o kişinin  çağını, insanlarını, idare şartlarını, kişiliğini anlıyoruz, sayfa sayıları çok olmasına rağmen gereksiz ayrıntılarla sıkılmıyoruz. Bir kere okumaya başlayınca bitirmeden elimizden bırakamıyoruz.

1911 yılında Moskova’da doğmuş olan Ermeni kökenli yazarın ailesi Devrim’den kaçıp önce İstanbul’da, sonra Venedik’te yaşayıp, Paris’e yerleşmiş. Troyat müstear adını almış, ilk romanı ile Goncourt Ödülünü 27 yaşında kazanmış. 20 yıl sonra da Fransız Akademisi’ne seçilmiş.

Biyografilerinde daha ziyade ana vatanının önemli şahsiyetlerine odaklanmıştır. Biyografilerinden  bazıları, Dostoyevski, Tolstoy, Turgenyev, Çehov, Gorki’ninkilerdir.

En sevdiğim ise Doğan Kitap’tan çıkan Dört Çariçe’dir. 1725 yılından başlayarak 37 yıl içinde tahta çıkan dört kadını; I. Katerina’yı, Anna İvanovna’yı, Yelizaveta’yı ve II. Katerina’yı ve dönemlerinin Rusyasını anlatmaktadır.

1722’de Büyük Petro, töreyi bozarak, bundan böyle hükümdarın, yerine geçecek kişiyi hanedan sırasına aldırmadan, dilediği gibi seçebileceğine karar verdi. Bu sayede, bir kadın, soylu olmamasına ve siyasal sıfatı bulunmamasına rağmen, tahta çıkmak için erkeklerle eşit hakka sahip oluyordu.
Petersburg’daki Petropavlovsk Katedrali’nde Çarlar yatıyor. I. Katerina, kocası Büyük Petro’yu ve altıbuçuk yaşında ölen kızı Natalya’yı çifte cenaze töreni ile buraya 10 Mart 1725’de defnetti ve Çariçeler Dönemini başlattı.
Biz Petropavlovsk Katedrali’ne gittiğimizde, turistlerin yanı sıra Çarlarını ziyaret etmekte olan pek çok Rus da vardı. Bu ana bölümde fotoğraf çekilmiyordu, sadece yeni açılan son Çar ve ailesinin bölümünde fotoğraf izni vardı.
Fotoğraf: keyfimizvebiz.worldpress.com

Füsun Kavrakoğlu

Paylaş
Published by
Füsun Kavrakoğlu

Önceki Yazılar

Faşizm Diktatörlük 54 Irkçılık ve ‘Sıradan Faşizm’

Her şey, ırkçılığın son zamanlarda yeni bir güç ve yayılım kazandığını gösteriyor. Nazizm’i oluşturan parçalardan…

15 saat ago

Faşizm Diktatörlük 53 Faşizm ve Totaliter Diller 2

Spinoza (1632-1677), kutsal kitap dilinin insanlara kendi hakikatlerini, beklentilerini, isteklerini vererek onların aklına değil, deneyim…

2 gün ago

Faşizm Diktatörlük 52 Faşizm ve Totaliter Diller 1

Milliyetçilik, ‘ilerici’ bir kisveden 18. yüzyıl sonlarında tutucu bir ideolojiye dönüştü. Neo-nasyonalizm, ‘bastırılmış milliyetçiliklerin geri…

3 gün ago

Faşizm Diktatörlük 51

“Estonya, Sovyetler’e katıldığında radyodan duyulan yaşasın çığlıklarının ‘tamam artık yeter’ işareti verilene kadar sürdüğünü, bu…

4 gün ago

Umami ya da Derin Lezzet

Tatlı, tuzlu, ekşi ve acı dört temel lezzet. Tatlı damağın her tarafına yayılırken ekşi canlılık…

5 gün ago

Çin 171 Edebiyat 4

Ming Hanedanı döneminde (1368-1644) edebiyat gelişti, yayıncılık işi patlama yaptı. Çin’de yaşayan İtalyan Cizvit misyoner…

6 gün ago