
Eski Çinlilerin tanımına göre ancak ahlaksal ya da siyasal bir değeri olan yapıt yazınsal sayılabilir. Bir eser, sadece estetik değeri için önemsenmezdi, denir. Memuriyete giriş sınavlarında sorulan şeylerin hepsi, yazın türünden şeylerdi. Sınavı kazanana “bilgin” deniyor, yani klasik edebiyatta bilgili; makale, şiir, rapor yazmakta yetkili bir kişi oluyordu. Yazarlar, genellikle memurluk sınavlarını kazanamamış ya da memurlukta ilerleyememiş kişiler arasından çıkıyordu.
En eski Çin şiiri okunmaktan çok şarkı halinde söylenirdi. İlahiler ve halk şarkılarının sözlerini içeren Şarkılar Kitabı en az 3000 yıllıktır, denir. (1). Şiir Klasiği, Shi Jing, ilk Çin şiir antolojisidir ve içinde 305 şiir vardır. Yung, Şiir Klasiği’nin dördüncü kitabıdır ve her ikisinin adı da Konfüçyüs’ün Lun Yu adlı eserinde geçer.
Du Fu ve Li Bo gibi şairlerin yetiştiği Tang Hanedanı dönemi (618-907), Çin şiirinin altın çağı olarak kabul edilir. Ama her hanedanın ünlü şairleri olmuştur. İyi eğitimli Çinlilerin çoğu şiir yazmıştır.
Avrupa ve Türk yazınında önemli yer tutan destan türü Çin’de gelişmemişti. Kendisini yalnızca “en yüksek memur” sayan imparatordan Tanrı’nın istemini yerine getirmesi beklenir, kendi güç ve istemini kullanarak yiğitlik gösteremezdi.
Han Hanedanı döneminde (MÖ 206- MS 220) çok balad yazılmış; uyaklı, çoğunlukla 100 dizeyi geçmeyen, müzikle birlikte söylenen, ahlak dersi veren baladlardır bunlar.
Uyaklı, bir olay anlatan ve buna, ahlaksal bir öğüt ekleyen moritatlar, genellikle kuzeyli budunlar tarafından işlenen, toplumun aşağı tabakalarının yazınsal biçimidir.

Öykülerin üçte ikisinde yüksek tabakadan olanların serüvenleri anlatılır, dolayısıyla öykülerin kentsoylu toplumun oluşum tarihi olan MÖ 3. yüzyılın sonlarından başlayarak, Han Hanedanı döneminde ortaya çıktığı kabul ediliyor ama bu dönemden günümüze ulaşmış öykü yok. MS 4. yüzyıldan kalma öyküler toplamı bize kadar gelmiş en eski öyküler. İlk gerçek öyküler ise Tang döneminden. Bu hanedan zamanında yazılmış öyküler konuları açısından aşk öyküleri, yiğitlik öyküleri, cin-peri öyküleridir. Bu dönemde düşlerin anlatıldığı öyküler de yazılmıştır. Düşler 19. yüzyıla dek öykülerde görülüyor, bu konu birçok tiyatro yapıtının da konusunu oluşturuyor.
Öykünün klasik dönemi Qing Hanedanı dönemi (1644-1911) oluyor. Bu dönemde yeni olarak hafif, alaylı bir eda bulunur, yazar anlattığı öyküye artık inanmaz; bunları kısmen salt estetik nedenlerle, kısmen de toplumsal eleştiri yapmak için anlatır. Qing Hanedanlığının ilk zamanlarında, on yedinci ve on sekizinci yüzyıllarda elit kadınlar matbaacılık alanında aktif oldular. Hanedanlığın son dönemlerinde ise hali vakti yerinde olan ailelerin kadınların okuryazar olması konusunda ısrarcı davrandığı biliniyor. 20. yüzyıl başlarında eski biçimde öykü artık ölmeye başlıyor. Avrupa yazınının etkileri kendisini gösteriyor.
Erken dönem Çin edebiyatında kadın hortlaklar yaygın bir temadır (2).
Yararlanılan Kaynaklar
(1) Çin İmparatorluğu, Philip Steele, İş Bankası Kültür Yayınları, 2012. Sayfa 50.
(2) Sarı Yüz, F. Kuang, İthaki Yayınları, 2025. Sayfa 273.


Leave A Reply