“Estonya, Sovyetler’e katıldığında radyodan duyulan yaşasın çığlıklarının ‘tamam artık yeter’ işareti verilene kadar sürdüğünü, bu çığlıkların kendiliğinden atılmayıp, dikkatle yazılmış bir senaryonun parçası olduğunu, bu senaryoya göre atıldığını anlayamıyorlardı. Sovyetler’deki bütün sevinç gösterileri ve tezahüratın böyle olduğunu.”
“Resmi bilgi ne kadar yüksekten geliyorsa o kadar yalan yalan içeriyordu.”
“Yahudiler, onlar yolcu listesine bile kaydedilmiyordu. Oysa Estonya’yı işgal edip Rusları kovan Almanlar kayıt işinde çok titiz davranacaklardı, hatta komünistlerin kötülük dolu eylemlerini araştırmak için bir kayıt bürosu bile kuracaklardı, ama insanların kaydedildiği listelerde Yahudiler elbette yer almıyordu.”
“1945 yılında Rus propagandası teslim olanların affedileceği söylentisini yayıyordu. Kaçakların eşlerine, kardeşlerine, anne babalarına, arkadaşlarına hep bu izlenim veriliyordu. Ormanın üzerinde dolaşan bir uçaktan af vadeden bildiriler atılıyordu.
İnanalar oldu.
Ya kurşuna dizildiler ya da Sibirya’ya gönderildiler.”
“Ormandaki kolhoz işlerinde çalışmaya evde çocuklara bakacak kimse olmadığından katılamayacağını söylediğinde, parti sorumlusu iş saatlerinde çocukları masanın bacağına bağlamasını önermişti.”
“Ruslaştırma politikası nedeniyle, kağıt kıtlığı bahanesine sığınıp daha az sayıda Estonca kitap ve gazete basıldığından, Estonca gazete almak için akşamdan kuyruğa giriliyordu.”
Stalin’in İnekleri, Sofi Oksanen, Pegasus Yayınları, 2013. Sayfa 40, 42, 248, 249, 276, 394, 402.

Jago Jacopo Cardillo’nun (1987-) eserleri, Roma’da, Via Amendola üzerindeki Gioberti Art Hotel’de sergileniyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2026.
“Bu siyah (resmi) arabalar genç kız avına çıkıyor, kızları takip ediyor ve birden yanlarında duruyorlardı. Daha sonra bu kızlardan haber alınamıyordu.”
“Estonya’nın temiz yiyecekleri Moskova’ya gidiyordu, Estonyalılar da Moskova’nın şu ya da bu nedenle istemediği yiyecekleri alıyorlardı.”
Araf, Sofi Oksanen, Pegasus Yayınları, 2011. Sayfa 43, 218.
“Adolf Hitler Polonyalıların insanlardan daha aşağı olduğunu ilan etmişti. Almanların imparatorlukları için ihtiyaç duydukları topraklara sahip olabilmesi için biz yok edilmeliydik. Hitler Almanların üstün olduğunu ve Polonyalıların arasında yaşayamayacağını söylemişti. Biz Almanlaştırılabilir değildik. Ama topraklarımız öyleydi.”
Denizin Tuzu, Ruta Sepetys, Pegasus Yayınları, 2020. Sayfa 21.


Leave A Reply