Bir çay ustası kendi zevkine göre çiçek düzenlediğinde onu Japon odalarının şeref konuğu için ayrılan bölümü olan tokonoma’ya koyar. Çiçeğin etkisine engel olabilecek hiçbir şey, bir tablo bile eğer farklı bir estetik amacı yoksa onun yakınlarına konulmaz. Odaya giren ziyaretçiler ev sahibine yönelmeden önce onu saygıyla selamlar. Çiçek solduğunda usta onu nazikçe nehre bırakır ya da dikkatle toprağa gömer.
Çiçek düzenleme sanatı 15. yüzyılda çay seremonisi ile eş zamanlı olarak ortaya çıkmıştır. İlk çiçek düzenlemesinin Budist evliyalar tarafından yapıldığı kabul edilir. Soami, bu alandaki ilk ustalardandır. Çay ustası Juko ile çiçek düzenleme sanatı ikebana’nın kurucusu Senno onun öğrencilerindendir.
Gösterişli çiçekler çay odalarından uzak tutulmuştur. Bir çiçek aranjmanı desenleri ve boyutları çevresine uyum sağlayacak şekilde tasarlanır.
Çiçeğe duyulan hayranlık 17. yüzyılın ortalarına doğru çiçek ustalarının yetişmesiyle artmış, günümüzde çay odalarından bağımsız bir hal almıştır. Çiçek düzenlemesiyle ilgili binden fazla ekolün olduğu söylenir. Bu ekoller şekilci ve doğala yakın olarak ikiye ayrılır. İlk örneği, ikebana‘nın en eski, en büyük ve kökü kabul edilen ikenobo olan şekilci ekoller klasik düşünce tarzını benimsemiştir. Ekolün ilk ustalarının ünlü çiçek tablolarını yeniden oluşturan eserleri vardır. Doğallık ekolü ise doğayı kendine örnek almıştır ve sadece sanatsal uyumu yakalamak için yapılan değişiklikleri kabul eder.
Çay Kitabı, Kakuzo Okakura, Alakarga Yayıncılık, 2014. Sayfa 66, 67.

Japon çağdaş sanatçı Takashi Murakami’nin gülümseyen çiçekleri, gülümseyen ağzı ve kapalı gözleriyle, neşe ve pozitifliği temsil ederken gizli gözyaşları duygusal yansımaları yansıtıyor.
Murakami’nin çiçekleri Japon halkının kolektif travmasını da çağrıştırıyor. Murakami, deprem ve tsunami sonrası molozlardan çıkan canlı çiçekleri sergileyerek umut ve direnç vurguluyor; bu çiçekler yenilenme potansiyelini simgeliyor. Eserlerine manga ve anime unsurlarını ustalıkla dahil ediyor. Bazı eleştirmenler, Murakami’nin çiçek temalı eserlerini büyüleyici ve neşeli bulurken, diğerleri aşırı anlamsız ve ticarileştirilmiş olmakla eleştiriyor. 1990’larda Japonya’daki bir çok sanatçı Superflat hareketinin kurucusu olan Murakami’nin canlı renklerinden, cesur çizgilerinden ve eğlenceli görüntülerinden ilham alarak benzer temaları kendi eserlerine dahil etti. Çizgi film benzeri figürleri, canlı renk şemaları ile çiçekleri hem sanat dünyasını hem de popüler kültürü dönüştürdü; mutluluk, umut ve direncin ikonik ifadeleri olarak öne çıktı. Yüksek ve düşük kültür arasındaki sınırları bulanıklaştırarak, sanat izleyicisini genişletti. Temaları arasında tüketim toplumunu hicveden anlamlar da barındırıyor.
Fotoğraf: zarastro.art
Japonya Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, Japonya’da kendini toplumdan soyutlayan ve evden çıkmadan yaşayan yaklaşık bir milyon varmış. Bu sendrom Japonya’ya özgüymüş gibi görünse de dünya genelinde olan bir problem. Japonya’da hem yalnızlıkla ilgili sorunlara hem de artan intihar vakalarına çözüm üretmek için 2021 yılında “Yalnızlık Bakanlığı” kuruldu. İlk uygulama 2018 yılında Birleşik Krallık‘ta yapılmıştı. Kanada gibi çeşitli ülkelerde de yalnızlık ve sosyal izolasyonla mücadele için yürütülen hükümet politikaları var.
Vesvesaire, Instagram.
Japonca’da ‘hastalık zihinden ileri gelir’ diye bir özdeyiş vardır. Yani düşünce tarzımız bizi hasta edebilir ya da tam tersine iyileşmemize yardımcı olabilir.
Kitapklubu, Instagram.


Leave A Reply