1868’deki Meiji Restorasyonu’ndan önce, feodal Japonya‘da eğitim, farklı türde kurumlarla plansız yapılan bir işti. Askeri soyluların mensubu olan Samuraylar devlet okullarına gittiler. Burada Konfüçyüs klasiklerini, aritmetiği ve kaligrafiyi öğrendiler Toprakta çalışan insanların çocukları- eğer eğitim alırlarsa-tapınak okullarında okuma, yazma ve matematik konularında temel eğitim aldılar. Bunların dışında, bir dizi özel akademi (tıp ve Çince gibi) uzmanlık konularını samuraylara ve hatta bazı sıradan insanlara öğretti.
1868’de iktidardaki Tokugawa rejimi, bir grup genç Samuray tarafından devrildi. Japonlar Batılı güçlere karşı koyabilecek bir Japonya istiyorlardı. Japonya’nın mevcut zayıflıklarından feodal, sınıf temelli sistemin sorumlu olduğuna inanıyorlardı. Samurayların sınıf ayrıcalıklarından ve ayrı eğitim sistemlerinden kurtuldular. 1872’de herkes için ilkokul ve ortaokul ve daha yüksek seviyeli üniversiteler kurulmasına karar verdiler.
Bu aşamada, ilkokul ve ortaokula devam zorunlu değildi. O zamanlar erkeklerin yalnızca %40-45’i ve kızların %15’i herhangi bir eğitime sahipti. Zaten yeterli okul da yoktu. Yaklaşık 14 yıl sonra 4 yıllık ilköğretim zorunlu hale getirildiğinde, sıradan insanlar eğitime ihtiyaç duymadığından bunu uygulamak çok zordu.
1912’ye kadar ilkokullar bazı sınıf karakterlerini korudular, ortaokul ise hala zorunlu değildi. 1900’lü yıllarda askeri okulların sayısında artış oldu. 15 yaşına kadar tam kapsamlı eğitim İkinci Dünya Savaşı yenilgisinden sonra yürürlüğe girdi. General Douglas MacArthur’un yetkisi altındaki Eğitim Yenileme Komitesi, herkes için tek, zorunlu, 9 yıllık bir eğitim getirdi: ilköğretimde 6, ortaokulda 3 yıl. Japonya’da da aynı ABD’deki gibi ortaokula alt lise (junior high school) denir. Sonra lisede 3 yıl ve ardından üniversitede 4 yıl, buralara girmek, gerekli sınavları geçen herkese açıktır. Farklı sınıflardan çocuklar 15 yaşına kadar ilk ve orta okula birlikte devam ederler. Liseler çeşitli prestij seviyelerine sahiptir ve rekabetçidir. Prestijli bir üniversite, iyi ücretli bir işe girme olasılığı sağlar.

Fotoğraf: https://www.turkedebiyati.org/
Öğretmenler doğrudan okullar tarafından değil yerel eğitim kurulu tarafından işe alınır ve başlangıçta her iki yılda bir, daha sonra her 4 ila 6 yılda bir yerleri değiştirilir. Okullar arasında rotasyona girmek, öğretmenleri işlerini önemsemeye ve mesleki öğrenimlerinde aktif olmaya zorlar.
Çocuklar 15 yaşına kadar yeteneklerine göre farklı sınıflara veya gruplara ayrılmaz. Japon eğitimciler, doğuştan gelen farklılıklar olduğuna pek inanmazlar. Japonya’nın eğitim sistemi, herkesin en azından başlangıçta entelektüel olarak eşit olduğu ve akademik yetenekte nihai farklılıklara yol açan etkenin çevre ve bireylerin çalışma ettiği olduğu varsayımına dayanır. Farklılıkların çok çalışıp çalışmamaktan kaynaklandığına dair bir algı vardır. Bütün çocuklar öğrenebilir, hepsi öğrenmeli, aynı temel dersler ve aynı öğretim teknikleri bütün çocuklar üzerinden etkili olabilir, diye düşünüyorlar. Japonya, PISA’ya katılanlar arasında, sosyo-ekonomik durumun, matematik puanları üzerindeki etkisinin, uluslararası ortalamanın altında olduğu ve aynı zamanda bu puanları uluslararası ortalamanın üzerine çıkaran 10 ülkeden biridir. Japon öğrenciler, PISA’da matematik, fen ve okumada Singapur ve Kore dışındaki diğer tüm ülkelerden daha iyi performans gösteriyor.
Yararlanılan Kaynak
Dahiler Ülkesi, Lucy Crehan, Epsilon Yayınevi, 2022. Sayfa 96-105.


Leave A Reply