- Uluğ Bey (1394-1449), Timur’un torunu. Doğum adı Muhammed Taragay. Uluğ Bey adını ona Timur vermiş.
- Mirza (prens) Uluğ Bey, doğumundan bir süre sonra annesi Gevherşad Begüm’den alınıp eğitimi için Timur’un ilk eşi olan Saray Mülk Hanım’a verildi. (Timur, Bibi Hatun Camii’ni de bu eşine adamıştı.)
- Genç mirzanın atabeyinin (eğitmen) kim olduğu belli değil.
- Çok küçük yaşta okuma yazma öğrendi. Timur’un hayranlığını uyandıran bir belleğe sahip olduğu biliniyor. Akıldan hesaplama konusunda da olağanüstü yetenekli olduğunu yazılanlardan öğreniyoruz.
- Birçok kışı Timur’un en gözde kış karargahı olan Azerbaycan’da, Karabağ’da geçiriyor. 1403’te Erzurum’a dedesinin yanına gidiyor.
- 1404 yılının sonbaharında seferden dönen Timur, Semerkand bahçelerinden birinde bir şölen veriyor ve Timur bu şölende 10 yaşındaki Uluğ Bey’i, kardeşi İbrahim Sultan’ı, ve 9-17 yaşındaki üç kuzenini evlendiriyor.
- 1405 yılında Timur Çin seferine çıkarken, Semerkant’tan ayrılmadan önce Taşkent’i ve Moğolistan’ı Uluğ Bey’e; Fergana, Kaşgar ve Hotan’ı da Uluğ Bey’in kardeşi İbrahim Sultan’a bıraktı. Her iki mirza da dedelerine son seferinde eşlik ettiler. Timur, ordu Otrar’a vardığında öldü.
- Timur ölmeden önce ardılı olarak en büyük oğlu merhum Cihangir’in oğlu Pir Muhammed’i seçmişti. Ama son arzusuna uyulmadı, çalkantılı bir dönem başladı. Bu dönemde Uluğ Bey, Timur’un güvenilir adamlarından Şah Melik’e emanet edildi. Dört yıl boyunca Uluğ Bey’i Şah Melik eğitti.
- Uluğ Bey’in babası Şahruh düzeni sağladı ve 40 yıl boyunca hükümran oldu. 15 yaşındaki Uluğ Bey’i kral naibi ve Semerkand valisi olarak atadı.

Uluğ Bey Medresesi içinde Uluğ Bey ve bilginleri temsil eden heykel grubu.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu
- Uluğ Bey bu sırada kendisine geometri ve gökbilim öğreten Kadızade Rumi’den (gerçek adı Selahattin Musa) eğitim aldı.
- Çağının en büyük alimleri arasında olan Uluğ Bey, matematik ve gökbilime ilaveten felsefe, edebiyat, tarih, sanat, müzikle de ilgileniyordu.
- Doğu’da ilimler ve şiir genellikle birlikte ilerler. Uluğ Bey de çok iyi bildiği iki dilde, Farsça ve Türkçe dizeler yazıyordu. Uluğ Bey’den bir örnek:“Dinler sis gibi dağılıyor
İmparatorluklar çözülüyor
Ama alimlerin çalışmaları ebediyen baki kalıyor.”
Uluğ Bey’in kardeşi Baysungur da hat ve minyatür sanatlarında sivrilmişti.
“Kelile ve Dimne” adlı eserden Baysungur ‘un Meclisi.
Fotoğraf:gizlenentarihimiz.blogspot.com- Uluğ Bey ilimlerin dil ve din farklarını ortadan kaldırdığını düşünüyordu.
- Uluğ Bey, güzel nesnelerle çevrili olarak yaşamayı seviyordu. Yeşim taşına, özellikle de beyaz yeşim taşına düşkündü. Yiyecek ve içeceklerin yeşim kaplarla getirilmesinden hoşlanıyordu. Gur Emir Türbesi’nde Timur’un mezar taşı olarak kullanılması için Moğolistan’dan iki büyük nefrit denen siyah yeşim taşı kütlesi getirtmek için iki bin kişiyi seferber etmişti.
- Hemen bütün İslam ülkelerinde hükümdarlar ve ileri gelenler arasında doğanla avlanmak çok yaygındı. Doğanları av için evcilleştiren kişinin Büyük İskender’in ardıllarından olan Ptolemeus olduğu düşünülüyor. Uluğ Bey de doğanla avlanmaktan zevk alıyordu ve çok iyi bir doğancı idi.
- Dar görüşlü din adamlarını sarayından uzaklaştırmış, bu yüzden tarikat önderlerinin güvenini kazanamamıştır. Çevresine bol maaşlar bağladığı alimleri, sanatçı ve şairleri toplamıştı. Sarayında Çağatayca şiirler yazan şairler topluluğu olduğu biliniyor.
- Uluğ Bey, iki oğlundan, kendisinin Semerkand’da yetiştirdiği küçük oğlu Abdülaziz’i tercih ediyordu. Büyük oğlu Abdüllatif, babaannesi Gevherşad Begüm’ün yanında Herat’ta büyümüştü.
- Şahruh 1447 yılında öldüğünde resmen ardılını belirlememişti. Oğullarından sadece Uluğ Bey hayattaydı ve o da kendini Şahruh ’un ardılı kabul ediyordu. Ama annesi Gevherşad Begüm, Şahruh ‘un yerini, Baysungur ’un oğlu, yeğeni Alaüddevle’nin almasını istiyordu. Uluğ Bey Aalüddevle’ye karşı Abdüllatif’i de yanına alarak Horasan seferine çıktı ve Terbab zaferini küçük oğlu Abdülaziz adına ilan etti, bu da büyük oğlunu küçük düşürdü. Uluğ Bey, bilim ve kültür alanındaki başarısını devlet yönetiminde gösteremez. Kararlı bir yönetici değildir. Askeri işleri oğlu Abdülaziz’e devretmiştir ama o da becerikli değildir. Timurlu soyundan gelen öbür şehzadelerin ayaklanmalarını denetim altına alamaz. Oğlu Abdüllatif onu 1449’da tahttan indirir ve yine onun komplosu ile Uluğ Bey öldürülür. Altı ay sonra da Abdüllatif öldürülür.
- Uluğ Bey’in 600. doğum yıldönümü olan 1994 yılında onun döneminin eserleri restore edilir.
atabey, Azerbaycan, Baysungur, Bibi Hatun Camii, Gevherşad Begüm, Kadızade Rumi, Karabağ, Kelile ve Dimne, Mirza, Muhammed Taragay, Özbekistan, prens, Şah Melik, Şahruh, Selahattin Musa, Semerkand, Timur, Uluğ Bey, Uluğ Bey Medresesi



Leave A Reply