
“Proustonomics” denen, Proust’un ardından yaratılan bir ekonomi var. Çok sevdiği mekikler, onun vanilyasından yararlanılarak yapılmış oda kokuları gibi.
Fotoğraf: Open Food Facts
Alman edebiyat araştırmacısı ve filolog Ernst Robert Curtius (1886–1956), Fransız edebiyatı ve kültürü üzerine önemli eserler kaleme almıştır.
Marcel Proust’un ölümünden (18 Kasım 1922) kısa bir süre sonra La Revue Nouvelle dergisinin Ocak 1923’te yayınladığı “Marcel Proust’a Saygı” (“Hommage a Marcel Proust”) sayısında yer alan yazısında Proust’u “büyük sanat” terimiyle nitelemiştir.
Ernst Robert Curtius’un savına göre, çağdaş sanat üretiminde daha önce aktarılmış olan edebi biçimler ya aynen sürdürülmüş ya da tersi savunulmuştur. Tersini savunmak da onlara bağımlı olmanın başka bir biçimidir. Bir de içinde yaşanılan dönemin gerektirdiği gibi olmayan, dönemin edebi kaygılarının dışındaymış gibi doğmuş, alışılmış edebiyattan derinlemesine farklı, ama farklılaşma arzusunu da hissettirmeyen eserler vardır. Güçlü bir zihnin özgün çabasından doğmuş olan eserlere “büyük sanat” deriz.
Curtius, Proust’un sanatını, kültürle donanmış zekanın buluşması sonucu doğan, kültürle zekanın birbirine karışması ve birbirlerine destek vermesiyle yeşeren, yeni ve heyecan verici bir sanat olarak tanımlar. Zihinsel durumların birbiri içine geçerek homojen bir bütün oluşturmasının onun en derin özgünlüğü olduğunu söyler. Proust’un düşüncesinin yabancı ve dıştan bir öğe izlenimi yaratmadığını; yapıtlarında psikoloji, şiir, bilim, gözlem ve heyecan öğelerinin onda özdeş, önemli ve bölünmemiş bir deneyim oluşturduğunu yazar. Eserlerini, “yaratıcı aklın dışa vurumu” olarak nitelendirir.
Önceden belirlenmiş bir estetiğe uymadan kendini özgür bıraktığı için onu edebi nitelikler bakımından Balzac’tan, yaşama ve güzellik anlayışı bakımından Stendhal’den, zeka olarak da Flaubert’den üstün bulur.
Marcel Proust, Ernst Robert Curtius, kitap-lık, 233, sayfa 9-12.


Leave A Reply