Bir kova dolusu votka içebilmek ‘gerçek bir Rus’ olmak için bir sınavdı. Damıtma sanatı 16. yüzyılda Batı’dan Rusya’ya geldikten sonra, bayramlarda ve şenliklerde büyük içki alemleri düzenlemek gelenek halini almıştı. İçki içmek sosyal bir şeydi, yalnız başına yapılmazdı. Bir yıl içerisinde içki içmenin yasak olduğu 200 perhiz günü vardı. Ama Ruslar içince inanılmayacak kadar çok içerdi; aynı şey yemek için de geçerliydi: Önce perhiz, sonra şenlik!
Düğünlerde ve ziyafetlerde bazen 50’nin üzerinde kadeh kaldırılırdı, konuklar kadehlerindeki içkiyi bir dikişte içerlerdi ve en son ayakta kalan kişiye Votka Çarı denirdi.
1841-1859 yılları arasında Rusya’da her yıl içkiden 1000 kişi ölürdü. Ancak Rusların içki tüketim seviyeleri ulusal yaşama karşı bir tehdit haline 18. yüzyıl sonundan itibaren geldi. 18. yüzyılın ikinci yarısına kadar yıllık içki tüketimi yetişkin erkek başına iki litreydi. 1790’da Büyük Katerina’nın saltanatının sonunda ise beş litreye yükselmişti. Hükümet artan sarhoşluğun sosyal maliyetinin farkındaydı ve kilise de sürekli bu konuyu ortaya atıyor, içki dükkanlarına karşı kampanyalar yürütüyordu. Ama devlet toplam gelirinin en az dörtte birini votkadan kazandığı ve soylu sınıf da bu ticaretten çıkar elde ettiği için reform yapma konusunda çok fazla baskı yoktu. Devlet ancak Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra ayık kalma taraftarı olmaya başladı. Ama getirilen votka yasağı içki sorununu daha büyük bir sorun haline getirdi. Ruslar çok daha tehlikeli olan yasadışı parafin ve alkol üretimine yöneldiler. Votka satışlarından sağlanan vergi gelirlerindeki düşüş de rejimin 1917’deki çöküşüne önemli ölçüde sebep oldu, denir.

Fotoğraf: Medya Günlüğü
Rusların öğle ya da akşam yemeklerinde kapıyı rütbe sahibi herkese açma geleneği konukseverlik kültürlerinin en önemli parçasıydı. Aristokrat evlerinde her öğün 50’ye yakın konuk olabilirdi. Bazı asilzadeler, herkese açık olan sofralarıyla tanınır, konukların çoğunun adı bilinmezdi. Bir evde bir kez yemek yedikten sonra aynı eve düzenli bir şekilde gitmeniz beklenirdi, bu bir adetti, tekrar gitmemeniz ise hakaret sayılırdı. Soyluların asalakları vardı: Bir General 20 yıl boyunca aynı evde yemek yedi; bu öyle bir alışkanlık haline geldi ki kont her öğünden yarım saat önce generale arabasını gönderiyordu. Bu ziyaretleri ancak ölüm bitiriyordu.
Sabaha kadar süren partilerde önce çay içilir, ardından yemek yenirdi. Güneş batar, ay çıkar ve oyunlar, dedikodu ve kağıt oyunları başlardı. Sabah üç civarında konuklar gitmeye başlar ama arabacılarına da alkollü içecek verildiği için eve dönüşleri tehlikeli olabilirdi. Bazı ev sahipleri konukları gitmesin diye bütün pencereleri perdelerle kapatıp saatleri durdururdu.
Moskova baloları Petersburg’dakilerden daha büyük olurdu. Bütün gece şampanya su gibi akar, ilk konuk gün ağarmadan evden ayrılmazdı. Sabahın erken saatlerinde yatağa giren eğlence düşkünleri öğle saatlerinde kahvaltı yapıp saat üçte hatta daha geç saatte öğle yemeklerini yiyor ve akşam saat onda dışarı çıkıyorlardı. 1850’de hükümet saat sabah dörtten sonra canlı müzik yapılmasına yasak getirince Moskova ayağa kalktı.
Yararlanılan Kaynak
Nataşa’nın Dansı, Orlando Figes, YKY, 2021. Sayfa 171-174.


Leave A Reply