Evlilik, çiftin dünyevi evlerini terk edip kilise ailesine katıldıkları an olduğundan gelin ve damadın aileleri kilise törenine katılmaz; onlara vaftiz ebeveynleri eşlik eder. Evlilik törenine taç giyme denir. Taçlar, acının ve sevincin taçlarıdır ve genellikle yapraklardan ve çiçeklerden yapılırdı.
Geleneksel Rus evliliği ataerkil bir evlilikti. Kocanın hakları, kilise, gelenekler ve sivil kanunlar tarafından destekleniyordu. 1835 Kanunnamesi’ne göre kadının esas görevi “kocasının iradesine boyun eğmek” ve her koşulda onunla kalmaktı. Devlet ve Kilise, kocayı bir otokrat, karısı ve ailesi üzerindeki mutlak otoritesini ilahi ve doğal düzenin bir parçası olarak görüyordu.

M. A. Vrubel’in (1856-1910), 1900 yılında yaptığı ve adına Kuğu Prenses dediği tablosu 1917 yılında M. A. Morozov’dan devralınmıştır. Günümüzde Moskova’da Galeri Tretyakov’da sergilenmektedir.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2018.
Rus kadınlarının yasal olarak kendi topraklarını kontrol etme hakkı 18. yüzyılda verilmişti. Bu açıdan Avrupa ve Amerika’daki kadınlardan daha iyi durumdaydılar. Ama aile arazisini miras olarak alma konusunda dezavantajlıydılar; ayrılmayı talep etme ya da kocalarının otoritesine karşı çıkma hakları yoktu; ciddi yaralanma dışında fiziksel tacize karşı da hiçbir korumaları yoktu.
Geleneksel köylü evinde erkek kardeşlerin aileleri ebeveynlerle yaşar, yeni geline serf muamelesi yapılırdı. Koca dayağı köyde meşhurdu, kibar sınıfta nadir bir olaydı. Bazı Rus atasözleri:
Yaşlı kadını ne kadar döversen çorba o kadar lezzetli olur.
Karını kürk mantoymuş gibi döv, o zaman daha az ses çıkar.
Bir eş iki kere güzel olur: Eve gelin olarak getirildiği zaman ve mezarına taşındığı zaman.
Halıya ilk basan evin başı olmalıydı.
Ataerkil kültür 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar taşrada oldukça yaygındı.
Boşanmalar çok nadirdi; 1850’lerde bütün Rusya’da yılda 50 taneydi. 19. yüzyılın son on yılına girildiğinde ise birkaç yüzden fazla artmamıştı. Bu o dönem Avrupa’sının çok altındaydı. Rus Kilisesi 1917’ye kadar evlenme ve boşanmaları denetimi altında tutmuş ve Avrupa’nın, boşanma kanunlarını gevşetme eğilimine direnmişti.
Nataşa’nın Dansı, Orlando Figes, YKY, 2021. Sayfa 241-245.


Leave A Reply