
Tanrı Haldi adı, Urartular’ın ikinci kralı olan Kral İşpuini (MÖ 830-810) dönemine ait yazıtlarda yer almaya başlar.
- Urartu Krallığı’nın oluşmasından önce, Van Gölü havzasında beyliklerin egemen olduğu aşiret sisteminin, dinsel inanış ve uygulamalarının Urartu dini üzerinde etki yapmış olması beklenir.
- Bu bölgelerdeki kale odaklı yerleşim tarzı, Doğu Anadolu ve komşu ülkelerde Demir Çağ kültürünün ve bu kültür içindeki siyasi, ekonomik ve dinsel inanışların da temelini oluşturmuştur.
- Birbirleriyle yoğun organik bağları olmayan beylikler hayvancılık, tarım ve madencilik etrafında yoğunlaşan ortak davranışlara sahiptir. Ortak inançların başında bereket kültü Dinsel inanış ve uygulamalar doğa ve doğayı oluşturan ögelerle alakalıdır.
- Toplumunu bir tanrılar alemi etrafında toplayabilme başarısı kurucu kralın oğlu ve torununa, Kral İspuini (MÖ 830-810) ve Kral Menua’ya (MÖ 810-786) atfedilir. Van’da, Meher Kapı Anıtı’nda çivi yazısıyla Urartu tanrı ve tanrıçalarının listesi ve kurban edilecek hayvanların sayısı belirtilmiştir. 79 tanrı ve tanrıçanın adı ve karşılarına bu tanrılara ne kadar canlı kurban kesileceğinin kaydı konmuştur. Üç baştanrıdan bahsedilmektedir.
- Urartu ve Hurri tanrı ve tanrıçaları arasında da yakın ilişkiler vardır. Urartu baştanrıları, devletin baştanrısı ve savaş tanrısı Haldi; Hurriler’in baştanrısı ve fırtına tanrısı Teşup ile aynı olan Teişeba ve yine Hurriler’in Güneş Tanrısı Şimigi ile aynı olan Şivini. Teşup ile Teişeba’nın eşleri de aynıdır: Sırasıyla Hepat ve Huba. Haldi’nin eşi ise Bagmaştu’dur.
- Listede yer alan tüm tanrı ve tanrıçalara belli sayıda kurban kesilmesi gerekliliği nettir. Tanrı Haldi için 17 boğa ve 34 koyun; Tanrı Teişeba için 6 boğa ve 12 koyun; Tanrı Şivini için 4 boğa ve 8 koyun kurban edilmesi gerekliliği ifade edilmektedir. Kurban kesilmesi istenen kutsal kavramlar da vardır: Haldi’nin ordusu, Haldi’nin mızrağı, Haldi’nin gücü gibi tanrısal kavramlara da kurban kesilmelidir.

Fırtına ve Savaş Tanrısı Teişeba, taş kabartma, Adilcevaz.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Gaziantep Arkeoloji Müzesi, 2018.
- Ekin alanlarında, göllerin su seviyesi değiştiğinde, bazı yapıların inşasında da kurban kesilmesi emri vardı.
- Urartu Krallığı’nın egemenlik sahasının genişlemesi, krallığa yeni katılan toplumların tanrılarının da Urartu toprakları içinde kutsanmaya başladığı, onlar için de tapınaklar yapıldığı bilinmektedir. Dolayısıyla Meher Kapı/Meherburç yazıtında yer almayan tanrılar da zaman içinde tapım görmeye başlamıştır.
- Dinsel uygulamaların büyük bölümü kaleler içinde inşa edilmiş olan tapınaklarda gerçekleşmiştir. Urartu Krallığı’na ait tapınakların boyutları farklı olsa da mimari planları aynıdır. Avluda bir çekirdek tapınak ve avlu çevresine yerleştirilmiş adak eşyalarının saklandığı depo ve hizmet yapıları olurdu.

Adilcevaz Kabartması
MÖ 7. yüzyıla ait kabartmalı sütun elemanı, Urartu Kralı II. Rusa’nın Adilcevaz Kef Kalesi’nde, Tanrı Haldi için yaptırdığı tapınak-sarayda bulunmuştur. Merkezdeki Büyük Salon’un çatısını taşıyan ikinci kat kare sütunlarının kabartmalı elemanıdır. Bu mimari özellik, Helen mimarisinin columnae caelatae örneklerinin Anadolu öncülerinden biridir.
Boyutları 140x140x110 cm ölçüsünde olan kabartmalı sütun elemanının her bir yüzünde aynı sahne işlenmiştir. Bir Urartu sarayının cephesinin işlendiği sahnenin merkezinde, bir aslan üzerinde karşılıklı duran tanrısal figürler, aralarındaki Hayat Ağacı motifini döllemektedir. Blok, dört bir yandan bir yazıt ile çevrelenmiştir.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Anadolu Medeniyetleri Müzesi.


Leave A Reply