- Fütüristler, Savaş öncesi giysilere aykırı tasarımlar yaptılar. 1914 yılında Giacomo Balla asimetrik kesimli, cepsiz, farklı renklerden oluşan geometrik desenli erkek ceketleri tasarladı. 1920’de Ernesto Thayaht, Amerikan iş tulumuna benzeyen, tek parça, giymesi kolay, gömlek ve kravat gerektirmeyen giysiyi satışa sunduğunda bir kaç gün içinde binlerce alıcı buldu.
- Dadacılar gibi Fütüristler de giysiler için alışılmışın dışında kumaşlar kullandılar. Kravat yapımında kağıt, ahşap ve metal kullanımı gibi. Asimetrik ayakkabılar, yamuk çantalar, kulaklıklı şapkalar yaptılar. 1920’de yayımladıkları Fütürist Kadın Modası Manifestosu’nda kağıt, cam, alüminyum, bitkiler hatta canlı hayvan kullanımını tavsiye ettiler. Bu konudaki manifestoları ütopik ve şiirseldi. Floransa sokaklarında defile yaptılar. İkinci Dünya Savaşı başlamadan az önce moda tasarımı yapmayı durdurdular. Uluslararası moda tasarımına etkileri güçlü oldu.
- Bu dönemde, hızla geçen tramvay, top atışları, fabrika düdükleri, sirenler, şiir ve resim gibi, Fütürist müziğin de konuları arasına girer.
- Claude Debussy (1862-1918), 1913 yılında, bestecilerin görevlerinin zamanlarını yansıtan bir senfonik biçim yaratmak olduğunu, uçak utkusunun müziğe yansıtılması gerektiğini söylemiştir.
- Duran motorun sesi, hız kazanırken geçirdiği aşamalar, gürültüsünün gecenin sessizliğinde yitip gitmesi müziğe yansır.
- Her çeşit sesin müziksel bir gereç olabileceğinin ileri sürülmesi ile mekanik bir ses aygıtı ile patlama, kırılma, vızıltı gibi seslerin orkestra içinde yer alması başlar. Böylece, müzik tarihinde ilk kez gürültü ile uyumlu sesler arasındaki duvar yıkılmış olur.
- Gürültü sesi üreten araçların orkestra içinde yer alması, geleneksel orkestra çalgıları arasına yerleştirilen patlayıcı ses üreteçleri, gök gürültüsü sesi veren aygıtlar, düdük, siren sesleri bu dönemin özelliği olur.
- Piyanola denen mekanik bir araç piyaniste meydan okumaya başlar. Mekanik sesler üreten ve elektronik müziğe doğru yol alan başka aygıtlar da ortaya çıkar.
- Orkestraya mekanik çalgıların yanı sıra çok sayıda vurmalı çalgı da katılır.
- Bale yapıtlarında fabrika işçilerinin kent yaşamı konu edilir, uçak pervaneleri kullanılır. Sergei Prokofyev’in (1891-1953), Çelik Çağı adlı balesi Paris’te ilgiyle izlenir.
- Çalgı birleşimlerindeki mekanik tınılar, yer yer uyumsuz sesler oluşur. Gürültünün estetiği, çağın ikinci yarısındaki müzik yapıtlarının öncüsü olur.
- Rugby maçını anlatan senfonik yapıtlar (1928) üretilir.
- O güne dek alışılagelmiş armoni ve melodi gibi ögelerin yerine tını, vurgu ve ritim ögeleri önem kazanır.
- Edgar Varés yaptığı Fütürist müziğe makinanın sesini de katar. Ziller ve telefon sesi de kullanır. Vurgu, ritim önem kazanır.

Fütürist ressam Luigi Russolo’nun 1913’te yazdığı Gürültü Sanatı adlı makaleden: “Antik yaşam tamamen sessizlikti. 19. yüzyılda makinelerin icat edilmesi ile birlikte, gürültü ortaya çıktı. Bugün artık farkında olmadığımız bir gürültü denizindeyiz. Gürültü de müziğin bir parçası olarak kullanılabilmelidir. Eğer dünyayı bu şekilde duymaya alışırsak etrafımızdaki seslerin çeşitliliğinin farkına varacağız. Çünkü pistonlardan çıkan sesler, sokaklardaki araba sesleri, fabrikadaki makine sesleri, kapıların çarparken çıkardığı sesler, trenlerin gürültüleri ve daha burada sayamadığımız bir çok şey yeni dünyanın yeni sesleridir” diye yazmıştır. Bir ressam olmasına rağmen Russolo’nun müziğe yeni sesler soktuğu, orkestranın çağın seslerini yakalamakta geri kaldığını söylerek yeni müzik aletleri icat ettiği bilinmekte. Fotoğrafta Russolophone.
taifu.wordpress.com
- İlk Fütürist film örnekleri Rusya’da verildi. Mayakovski bu işle de ilgilendi. Devrim ile yabancı sermaye, dolayısıyla ekipman yurtdışına çıktı. Lenin bu durumda teoriye, eğitime yönelmek gerektiğine karar vermiş. Lenin’e göre Devrim için en önemli sanat sinema idi. Karısı film işinin başına geçti. Dünyada ilk kez Moskova’da film okulu açıldı. İyi sinemacılar okulda teori üretti. 1916 yılında ABD’li sinemacı, Holywood’un kurucusu D. W. Griffith (1875-1948), sessiz sinema döneminin başyapıtı sayılan Intolerance adlı filmini çekmişti. Lenin bu filmi Rusya’ya getirtti, film Rusya’da kare kare analiz edildi, yeniden kurgulandı. Griffith’i Moskova Film Okulu’nun başına çağırdıkları ama Griffith’in kabul etmediği söylenir. Griffith’in film çekerken malzemeden tasarruf etmesi gerekmiyordu, oysa Ruslar için bu gerekliydi. 1929 yılında Vertov The Man with a Movie Camera adlı filmi, film nedir, kurgu nediri anlatan bir manifesto gibi çekiyor.
- Fütüristlere katılan Vertov (1896-1954), 1918 yılında Moskova Film Komitesi’nde yazar ve kurgucu olarak çalışmaya başladı. İlk isim olarak Dziga’yı kullanmayı seçti. Dziga, film makinesinin çıkardığı sesi tanımlıyordu. Vertov, dramanın burjuvazinin afyonu olduğunu savundu. Bu görüş Marx’ın, dinin kitlelerin afyonu olduğu görüşünü anımsatır. Sinemayı, kameranın kaydettiği görüntülerin organizasyonu olarak gördü ve Kino-eye, Sine-göz akımının kuramcısı oldu.
- Rus sinema kuramcısı Lev Kuleşov (1899-1970) bir yönetmenin filmi yapmak için ayrı, birbirleriyle ilgisi olmayan, farklı an ve günlerde çekilmiş parçaları bir araya getirerek, dağınık pozları en uygun, en anlamlı, eksiksiz ve düzenli bir şekilde sıralaması gerektiğini belirterek filmlerde montajın önemini ilk ortaya koyan sinemacı oluyor.
- Vsevolog Pudovkin (1893-1953) Kuleşov’un öğrencilerindendir. Beyin Mekanizması adlı filmini yapmış, dünya çapında ün yapmış Ana (Mat, 1926) filmini çekmiştir. Teorik makaleleriyle de bu sanata katkıda bulunmuştur.
- Kuleşov’un diğer iki ünlü öğrencisi ise Aleksandr Dovzenko (1894-1956) ve Sergei Eisenstein’dır (1898-1948). (Eisenstein ve ünlü filmi Potemkin Zırhlısı’ndan 22 Nisan 2013 tarihinde Odesa Merdivenleri adlı yazımızda bahsetmiştik.)
- 1930-1950 Rus sinemasının çöküş dönemi oldu. Stalin, yapılan filmlerde siyaset unsurunun yeterli kullanılmadığını düşündüğü için sanatçılara baskıyı artırınca çöküş başladı. Şöyle ifade edebiliriz:
- “Sinema bizim için en önemli sanattır”- Lenin. “….ama Devrim’in amaçlarına hizmet ederse”- Stalin.
- Fütürist akım, 1920’lerin ortalarına doğru etkisini yitirmeye başlar.




Leave A Reply