AVANGARD 2
- Alman edebiyat kuramcısı Peter Bürger, 1974 yılında avangard terimini toplumsal, ekonomik, politik, ahlaki, felsefi ve kültürel koşullar gibi gündelik hayata dair meselelerle ilgilenen ve geleneksel olmayan materyalleri kullanan sanatı anlatmak için kullanmıştır.
- Peter Bürger, 1848 yılını Modernizm’in ve Avangard’ın miladı gibi görmez. Sanatın özerkleşmesinin 18. yüzyılda, sanatın önce sarayın ve kilisenin himayesine, sonra da piyasaya ve kitle kültürüne direnmesiyle başgösterdiğini savunur. Özerkleşmenin 19. yüzyıl sonu, 20. yüzyıl başında estetizm ve Sembolizm ile zirveye ulaştığını, içeriğinin biçimi olduğunu öne sürer. Sanatın formlarıyla ve kurumlarıyla artık toplumu ve hayatı değil, kendisini temsil ettiğini savunur. Bürger’in kuramına göre Avangard, sanatın kurumlaşmaya karşı bir saldırısıdır. Gerçek dünyaya müdahale etmek, hayatın devrimlere açık hale getirilmesi hedeflenir, estetik haz nesneleri üretmek değil. Sorun, sanatın toplumsal faydası (Realizm) ya da bunun reddi (Estetizm) veya sanatın angaje/özerk olması değil, sanatın kendisidir. Avangard’ın hedefi sanat kurumunu yok etmektir. Bürger Modernizm ile Avangard’ın birliğini bozar. Çünkü Avangard Modernizm’in öngördüğü özerkleşme/kurumlaşma çizgisine meydan okur.
- Bürger, Frankfurt Okulu geleneğine bağlıdır. 1923 yılında kurulmuş Toplumsal Araştırma Enstitüsü’nün hem kapitalizme hem de Sovyet sosyalizmine eleştiriler yönelterek, yeni bir eleştirel toplum teorisi ortaya koymayı amaçlayan düşünce akımı Frankfurt Okulu olarak ifade edilir.
- Bürger, 1974 yılında yayımlanan Avangard Kuramı adlı kitabında, Avangard’ın modern sanattan farklı olduğunu savunuyor; iki dünya savaşı arasındaki avangard sanata “Tarihsel Avangard” adını veriyor ve bu dönemi, gelenekleri var eden toplumun bir eleştirisi olarak sesini yeterince duyuramadığı; özgürlük peşindeki işleri sanat yönetimlerinin emrine girdiği için, başarısız buluyor. Bürger, Savaş sonrası dışavurumu “Neo Avangard” olarak adlandırıyor. 1950’ler ve 1960’ların enstalasyon, happeningler, doğaçlama sanat olayları, performans ve kavramsal sanat gibi yenilikçi sanat pratiklerini tanımlamak için Neo Avangard terimini kullanır. Çağdaş Sanat da Neo Avangard’dan etkilenmiştir.
- Neo Avangard, ortama özgülük ve biçimin içerik üzerindeki hakimiyeti gibi Modernist fikirlere karşı çıkmıştır.
- ABD’de Enternasyonel Modernizm’in piri Clement Greenberg’dir (1909-1994). Greenberg’in tüm beklentilerine cevap veren Soyut Ekspresyonizm’dir. Greenberg’in teorik stratejileri, New York galerileri ve Modern Sanat Müzesi tarafından kurumlaştırılması sayesinde Soyut Ekspresyonizm, İkinci Dünya Savaşı ertesinde ABD’nin Avrupa’ya yaptığı kültürel çıkarmanın ve Soğuk Savaş dönemi kültürel politikalarının etkili bir silahı haline gelir.
- Parizyen Avangard’ı yürürlükten kaldıran Greenberg, New York’u dünya kültürünün merkezine yerleştirir. Enternasyonel Modernizm sanat tarihindeki Avrupa egemenliğine son vermiştir. ( Burada bize göre iki saptama yapmak gerekiyor: Birincisi, Savaş ABD sayesinde kazanılmıştır ve ABD politik olarak liderdir. İkincisi ise sanat dünyasındaki egemenliğini, böyle bir şeyi kabul etsek bile, yine Hitler ve Stalin Avrupası’dan ABD’ye kaçan sanatçılar sayesinde gerçekleştirmiştir.) New York 1940’larda Modernizm’i ve Avangard’ı himayesine alır. Soyut Ekspresyonizm, Greenberg Modernizm’i, 1960’larda Pop Art ve Postmodernizm Avangard işlemi görür.
- 1940-1985 arasında ABD’de sanatçı sayısı kat kat artar, sanat hızla akademikleşir. Dev bir müze ve galeri ağı kurulur, müzayede sistemi etkinleşir. Fiyatlar tırmanır, koleksiyonerler çoğalır, kişisel koleksiyonlara işletmelerin koleksiyonları eklenir, sponsorluk gibi özel himaye sistemleri gelişir. Sanat en ayrıcalıklı tanıtım mecraı haline gelir, sanat medyası gelişir, medya dünyasında sanata ait bölge genişler.
- Avangard’ın ABD’deki üçüncü döneminde ne burjuvaziye, ne 1848 öncesindeki gibi topluma, ne de 1920’lerdeki gibi sanata başkaldırıdan eser görülür. Avangard artık anarşist, asi, hayalperest değildir. Sanatla sanat yönetimi birbirine karışır. Sanatçılar kurumların sorumluları olurlar, akademik mevkilere gelirler.
- ABD’de 1950-1980 arasında 2500 yeni müze açılır. Yani haftada bir müzeden fazla. Bu müze patlaması sırasında Avangard işler koleksiyonların gözdeleri olur. Bir görüşe göre ‘yüksek kültür’ Avangard’ı müzeleştirip modern sanat tarihine eklemlerken, ‘aşağı’ kitle kültürü de Avangard stratejileri kendine mal eder. Aykırılık sıradanlaşır. Yürürlükteki kültürel politikalar yüksek/aşağı/seçkin/popüler sanatın harmanlanmasına dönüşür. Baudrillard’a göre herşey estetikleşmiş, güzel-çirkin, doğru-yanlış, iyi-kötü arasında ayrım yapabilme imkanı kalmamıştır. Bir eleştirmen, sanatın gösteri dünyasına yaklaştığını yazar. Sanatçının izleyicisi artık kalabalıklardır.
- 1950’ler ve 1960’ların Neo Avangard’ı içindeki Sitüasyonist Enternasyonel (SE), kapitalizmin ve tüketim kültürünün bir eleştirisi olmayı amaçlayan birçok yenilikçi ve deneysel uygulama formunu geliştiren sanatçı grubuna verilen addır. Bu sanatçı grubu, sanat dünyasının metalaştırmakta ve satmakta güçlük çekeceği türden sanat formlarını desteklemiştir. İki araç özellikle tercih edilmiştir: Bir kentsel alana yapılan turistik ziyaret ve mevcut sanatsal yapıların yeniden kullanımı veya adaptasyonu.
- 1960’larda Greenberg’in formalizmine (şekilciliğine, kurallara tabi tutmasına…) karşı çıkan Pop Art önce Avangardist bir yaklaşım olarak algılanır. Andy Warhol’un işleri önce sanatın tüketim kültürüne kaymasının protestosu, bir kapitalizm eleştirisi olarak karşılanır. Ama sonradan, aynı türden işlerin sürekli tekrar edilmesi Warhol’un alıntıladığı metaları ikonlaştırması olarak yorumlanır.
- Avangard ruhu, Fransa’da alevlenen isyanlarla 1968’de yeniden canlanır. 1968’lerin karşı-kültüründe SE’nin, Dadacıların, Sürrealistlerin, Fütüristlerin, kısacası Avangard’ın en isyankar temsilcilerinin işleri büyük ilgi görür. 1970’lerde Londra, Paris, Berlin, Chicago ve New York’ta avangard sergileri açılır. Londra tiyatroları bir ‘Brecht dönemi’ne girer.
- Pop Art’tan türeyen Postmodern Avangard veya Neo Ekspreyonizm sanat tarihini de salt imgelere indirger ve keyfince harmanlar.
- Bazı eleştirmenler sanatın ve hayatın, Avangard’ın değil, kültür endüstrisinin koşullarında, yeniden kavuştuğunu, ama bunu Fütürizm’in veya Sürrealizm’in değil, kapitalizmin başardığını düşünür.
- Avangard radikal retorikte sürmektedir.
- Avangard’ın sürekliliğine inananların düşüncesinde Pop, Op, Fluxus, Kavramsal Sanat, Minimalizm Neo Avangard’dır. Pop Art’ın, reklam estetiğini yeniden üreterek Amerikan tüketim kültürüne yaptığı referans Duchamp’ın hazır-nesne fikrinin tekrarı olarak yorumlanır.
- Avangard hem umut hem tehdittir.
Andy Warhol, AVANGARD, Avangard Kuramı, Berlin, Brecht dönemi, burjuvazi, Çağdaş Sanat, Çağdaş Sanata Varış, Chicago, Clement Greenberg, Duchamp, Enternasyonel Modernizm, Fluxus, Frankfurt Okulu, Hitler, Kavramsal Sanat, Lady Gaga, Londra, Minimalizm, Neo Ekspreyonizm, NEO-AVANGARD, New York, Op, Paris, Parizyen Avangard, Peter Bürger, Pop, Pop Art, Postmodern Avangard, Sanat Tarihi, Sitüasyonist Enternasyonel, Soyut Ekspresyonizm, Stalin, Tarihsel Avangard, Venüs



Leave A Reply