Çin’de tabuta kanatları açık turna resmedilirmiş, çünkü ruhları cennete götürdüğüne inanılırmış (1).
“Üç gün görmediğin bir insanı yeniden tanıman gerekir.”
“İnsan elbisesi ile, at eyeriyle güzeldir.”
“Gençliği giden bir kadının kalbi de vücuduyla birlikte yaşlanırsa işte o zaman bitti demektir!”
“Bir imparatorun yetiştirilebileceğini mi sanıyorsun? Dağlar, nehirler kendine yeni yollar çizse de tabiat değişmez.” (2).

Lahor Müzesi’nde Konfüçyüs.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Pakistan, 2024.
Çin inançlarında kutsal kitaplar yok, kutsal değişmez amentüler yok, peygamber gibi kavramlar yok. Dolayısıyla bir Çinlinin din dediğimiz zaman anladığı şey bizimkinden çok farklı. Onlar inançlarını bir din olarak değil bir öğreti olarak görüyorlar (3).
Onlara göre dünyayı yaratan bir tanrı değil, dünya hep vardı. Çin tanrıları da Eski Yunan tanrıları gibi ölüyorlar, yok oluyorlar, zayıflıyorlar, güçleniyorlar, geri geliyorlar, kayboluyorlar. Kadir-i mutlak Tanrı kavramı Çin’de karşılığı olmayan bir düşünce (4).
Öbür dünya inançları yok, öldükten sonra yaşama inanıyorlar ama Cennet ya da Cehennem diye bir yere gitmiyorlar. Ölen bir Çinlinin ruhu ailesi ile beraber kalmaya devam ediyor; onları seviyorsa onlara yardımcı oluyor. Her Çinli evinin bir köşesinde onlara tütsü yakıyor, ara sıra ruhlarına, atalarına kutsiyet atfederek onları yad ediyor. Konfüçyüs, insan ruhunun göç edeceği, başka yerlere gideceği düşüncesini tamamen reddetmiş. Öbür dünya düşüncesinin dünyevi görevleri sekteye uğrattığına inanıyor Konfüçyüs (5). Öbür dünyayı önemseyen birinin bu dünyayı ihmal edeceğine, görevlerini terk edip kendini ibadete vereceğine inanıyor. O zaman yavaş yavaş Budistler Çin’e geliyor ve tapınağa kapanıp 40 gün çıkmıyor, yemek yemiyor, çalışmıyor. Konfüçyüsçüler, dünyevi görevlerini, tarımı ihmal ettikleri için Budistlere çok kızıyor (6).
Uzak Doğu’da doğruya giden birçok yol olabileceğine inanıyorlar. Emekli oldukları zaman Taoizm’e geçiyorlar çünkü Taoizm bu dünyayı çok önemsemeyen bir akım. Görevinin başında bir insandan Konfüçyüsçü olması, emekli olduktan sonra dünyaya çok karışmaması, artık Taoist olması bekleniyor. Uzak Doğu tarihinde dinler savaşı yok. Budizm’de 70’ten fazla ekol varmış. Bu ekollerin hiçbiri diğeri hakkında hiçbir şey yazmamış. Bizim coğrafyamızda neredeyse her mezhep kendi fıkhını, kendi ekolünü, kendi külliyatını diğerini eleştirmek üzerine kurar (7).
Yararlanılan Kaynaklar
(1) Yaşamın Sonuna Geldiğimizde, İrem Uzunhasanoğlu, Oksijen, 16-22 Mayıs 2025.
(İsveçli yazar Lisa Ridzen’in Turnalar Güneye Uçarken adlı kitabı hakkındaki makalesinden.)
(2) Elveda Cariyem, Mo Yan, Kırmızı Kedi Yayınevi, 2025. Sayfa 50-52.
(3) Geri Dönüyoruz, Mahir Ünsal Eriş, Töre Sivrioğlu, Kafka Kitap, 2025. Sayfa 36.
(4) A.g.e., sayfa 50.
(5) A.g.e., sayfa 51.
(6) A.g.e., sayfa 52.
(7) A.g.e., sayfa 53.


Leave A Reply