
1930’lu yılların başında angaje edebiyat (committed literature) denen bir akım doğdu. Bu, bir biçimde toplumla bir sözleşme imzalayan edebiyattı. Her kesimden yazarlarla sanatçıların temsil ettiği bu akım ABD’de Steinbeck ya da Erskine Caldwell, Fransa’da da Sartre ve Camus gibi birçok saygın kahraman gördü. Yazarlar aynı zamanda azınlık haklarını savunan militanlara dönüştü, gösterilere gidip bildirilere imza atıyorlardı.
Bu bir süre sürdü, savaştan sonra hareket zayıfladı. Zayıflamasının nedeni belki de düş kırıklığı yaratmasıydı. Hareket herkes için doyurucu değildi. Angajmanları, katılımları etki yapmıyordu. Örneğin, Steinbeck Güney’den gelen göçmenlerin haklarını savunuyordu, ama ırk ayrımı, sınırların kapatılması ABD’de olağan bir duruma dönüşmüştü. Angaje edebiyat Fransa’da da doyurucu olmadı, çünkü angaje edebiyatın büyük yazarları birtakım konularla ilgili düşüncelerini söylemediler. Sartre Sovyet despotluğunu kınama konusunda çok kararsız kaldı, Camus’nün de Cezayir sorunuyla ilgili sözleri çok kaçamaklıydı. Dolayısıyla onlara inananları büyük düş kırıklığına uğrattılar.
Angaje edebiyatın bir yanılsama olduğunun ortaya çıkmasına ve yok olup gitmesine karşın, akım yine de bir şeyleri değiştirdi. Öncelikle Fransa’da, ayrıca Almanya’da, İngiltere’de bir dönemin önünü açtı, bu o yıllarda biçimci edebiyat olarak adlandırılan şeydi. Fransa’da adı Yeni Roman’dı. Yeni idi çünkü yalnızca Sartre’cı düşüncelere, Camus’cü düşüncelere karşı çıkıyor, angajmanı küçümsüyordu; artık politik angajman söz konusu değildi, söz konusu olan bir tür sanat için sanattı.
Asya’da, Latin Amerika’da, Afrika’da genç yazarlar mücadeleyi sürdürmek için angaje edebiyatı devraldı. Kore’de savaşın sonunda doğan kadın ve erkek yazarlar militarizme karşı duran angaje kitaplar yazdılar. Lao She, ya da Mo Yan gibi Çinli yazarlar başkaldırı ruhunu ve Kültür Devrimi’nde yaşanan zulümler sırasında edindikleri deneyimi eserlerine yansıttı. Meksika’da Juan Rulfo kardeş kavgası üzerine, Peru’da José Maria Arguedas Kızılderili köylülerin başkaldırısı üzerine yazdılar. Büyük zihinler artık Sartre ve Camus değil; Franz Fanon, Aimé Césaire, Edouard Glissant, Maryse Condé, Déwé Gorodé, Marcel Cabon oldu. Edebiyat, istismar ve köleliğe karşı bir mücadele biçimi oldu.
Göçebe Kimlik, J.M.G. Le Clézio, YKY, 2026. Sayfa 44-49.


Leave A Reply