
17. İstanbul Bienali’ne katılan Güney Afrika ve Mauritius kökenli olup 1972’de Sidney’de doğan, Avustralyalı sanatçı olarak anılan Newell Harry’nin yapıtları, sömürgecilik sonrası ve yeni sömürgeci çatışmaları, göçün doğurduğu kültürel sürtüşmeleri ve buna eşlik eden kimlikle, yerinden edilmeyle ilgili karmaşık durumları ele alıyor. Bienal rehberinde yer alan eser, Papua Yeni Gine’de 2015 yılında dağıtılan bir misyoner kitapçığından.
Fotoğraf: 17. İstanbul Bienali Rehberi, sayfa 150.
Göçmenliğin insanı daha atak, daha çalışkan kıldığı düşünülür.
“Yurtsuzluk korkusu, yurduna bir daha dönememek korkusu…Yurt, bir toprak parçası olmanın ötesinde geçmiş demektir, anılar demektir. İnsan başka topraklarda yeniden yurtlansa bile geçmişinin, anılarının toprağına dönmek, suyunu içmek, havasını solumak ister. Yurt özlemi, insanın içini sürekli kemiren, bir daha dönememek korkusu insana sürekli tedirginlik yaşatan bir duygudur.”
1771-1891 yılları arasında Kırım’dan Anadolu’ya gelenlerin sayısı 2 milyondan fazlaydı. 1768-1886 yılları arasında Kafkasya’dan göçen çoğu Çerkez kökenli insan sayısı da 2 milyondan fazlaydı. O dönemlerde Anadolu’daki yerli nüfusun 8-10 milyon olduğu göz önüne alındığında bu göçlerin toplam nüfus içindeki payının önemi görülebilir.
1800’lü yılların ikinci yarısından itibaren Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Romanya, Makedonya, Arnavutluk gibi bölgelerden Osmanlı tebaası milyonlarca Müslüman Anadolu’ya göç etmek zorunda kalmıştı. Bunların tümü Müslüman olmakla birlikte çok etnik anlamda Türk değildi: Kırımlılar Tatar; Kafkasyalılar Çerkez, Gürcü, Acar, Gagavuz, Ahıskalı; Bulgar göçmenlerinin önemli bir kısmı Pomak, Sırp, Hırvat; Bosna-Hersek göçmenlerinin çok büyük bölümü de Boşnak yani Slav kökenliydi.
Hüzün Adasında Bir Köy, Deniz Kavukçuoğlu, Can Yayınları, 2013. Sayfa 86, 93, 94, 208.
Ahıskalılar’a daha yakından baktığımızda, 1578 yılında Osmanlı İmparatorluğu‘nun günümüz Gürcistan’ını fethetmesinden sonra, İç Anadolu Bölgesi’nden özellikle Konya’dan, Tokat’tan, Yozgat’tan seçilen Türkler, Ahıska ve civarına yerleştirilerek bölge tamamen Türk yurdu haline getirilmek istenmiştir.
1578 yılından, 1828 Rus işgaline kadar, Osmanlı İmparatorluğu’nun elinde bulunan, 50.000 Türk nüfuslu Ahıska, önce Kars’ı ele geçiren Ruslar tarafından işgal edilmiş, 1829’da imzalanan Edirne Antlaşması ile Rusların eline geçmiştir. 1921 yılında sırasıyla Ahıska, Batum ve Ahılkelek Türk ordusu tarafından geri alınmış, ancak imzalanan Moskova Antlaşması ile Batum, Ahıska, Ahılkelek ve Acara bölgeleri Sovyet Rusya’ya bırakılmış, Sovyet Rusya da buraları Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti‘nin Tiflis Vilayeti’ne bağlamıştır.
1938’de Ahıskalıların dilleri Azeri olarak kaydedilmiş, 1940 yılında ise resmi dilleri Gürcüce olmuştur.
Kıskaçtaki Bölge Kafkasya, Dr. Hakan Kantarcı, IQ Kültür Sanat Yayıncılık, 2006. Sayfa 93, 94.


Leave A Reply