
Midilli Adası’nda, Mytilini’de, Alley Dog adlı lokantadaki ırkçılık karşıtı bu tablo çok hoşuma gitmişti.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Yunanistan, 2025.
“Derin korku, bireylerin, toplumların ve devletlerin mantığını işlemez hale getirir, hukuku ortadan kaldırır. Devlet eliyle gerçekleştirilen tehcirler, mübadeleler, kasıtlı istimlak, yeniden isimlendirme, haksız vergiler, korkulan gruba kurulan komplolar bu derin korkunun ve buna karşı önlem alma kaygısının sonuçlarıdır.
Ulusun, maddi ve manevi unsurlarla fertlerin birbirine bağlı olduğu bir insan grubu olduğunu, maddi unsurların dil, din ve ırk, manevi unsurların ise tarihi ve psikolojik faktörler ve kültür birliğinden ibaret olduğuna inanıldığında, ırkı, dini ve dili farklı olan etnik gruplar ulusun dışında kalırlar.
Ülkelerin söz dağarlarında yer etmiş, ardında hiçbir kötü niyet olmadan, bir espri olarak kullanılsa dahi, başka milletleri hor gören, aşağılayan deyişler vardır.
Milliyetçilik ile ırkçılık arasına kesin bir çizgi çekmek olası değildir. Çünkü iki kavram kolayca iç içe geçmektedir.”
Hüzün Adasında Bir Köy, Deniz Kavukçuoğlu, Can Yayınları, 2013. Sayfa 204-210.
“Günümüzde herkes, mesleki kimliğinden başka, üç kültürel, bir de hukuki/anayasal kimliğe sahiptir.
Nerelisin/Kimlerdensin sorularına cevap olan ilk kültürel kimlik, Aile/Aşiret kimliğidir.
İkinci kültürel kimlik dindir.
Üçüncü kültürel kimlik ise ırk ve milliyettir.
İnsanların içine doğdukları, tercihlerine ve iradelerine bağlı olmaya bu üç kimliğe Kutsal Kimlikler denir.
Dördüncü kimlik olan Anayasal Kimlik, hukuksal ve siyasal olarak bütün Kültürel Kimlikleri eşit sayan ve onlara eşit muamele eden bir vatandaşlık kavramına dayalıdır.”
Kültürel Kimlik ile Siyasal Kimlik Farkı, Emre Kongar, Cumhuriyet, 3 Temmuz 2025.
Ülkeleri, Kültürel Kimlikler bağlamında bölerek çökertmek yaygın bir uygulamadır.
“İsrailli siyaset kuramcısı Yoram Hazony’e göre çökmekte olan eşit yurttaşlık, yerini ilkel aidiyetlere bırakmaktadır. Bu, eşitliği reddeden faşist bir anlayıştır. Çünkü, kabile/millet demokratik bir yapı değildir: Kadın-erkek eşitliği yoktur, eleştiriye, çoğulculuğa kapalıdır, reisçidir ve dışlayıcıdır. Bu görüşün yerleştiği her yerde cumhuriyet, ulus devlet parçalanmaya başlar.”
Amerika’dan İthal Faşizm, Ergin Yıldızoğlu, Cumhuriyet, 7 Ağustos 2025.
“Azınlık, Deleuze felsefesinde sayıca az olanı değil, egemenlik aygıtı tarafından dışlanan ve tabi kılınan bütün toplumsal kümeleri temsil etmek için kullanılan bir kavramdır. Aslında felsefe de halka, ulusa değil, düşünce imgesinin dışladığı veya yok saydığı söz konusu azınlıklara seslenir. Felsefenin ve halkın ortak yanı direnmektir, ölüme, tutsaklığa, hoş görülemeyene, utanca ve şimdiki zamana direnmektir.”
Göçebe Düşünmek, Der. Ahmet Murat Aytaç ve Mustafa Demirtaş, Metis Yayınları, 2014.


Leave A Reply