Buhara’nın en yüksek yapısı ve külliyenin en eski bölümü Kelan Minaresidir. 12. yüzyıl başında, Karahanlılar’dan Arslan Han’ın yaptırdığı külliyeden geriye kalan tek parçadır.
Mukarnas konsollu şerefesinin orijinal olduğu söylenmektedir. 1920 yılındaki Rus bombardımanında tepesinden küçük bir bölüm kopmuştur.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu
Minarenin gövdesindeki çini kitabede Karahanlı Arslan’ın adı ve 1127 tarihi yazılıdır.
Minarenin üstü 13 kuşak halinde geometrik kabartmalarla süslüdür.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu
Minare, çölün ortasında geceleri şehre doğru ilerleyen kervanlara yol gösteriyordu. Yüksekliği 45 metredir. Tabanı 9, tepesi 6 m genişliktedir. Minare, Orta Asya mimarisinin tipik bir örneğidir. Temel çukurunun derinliğinin 10 m olduğu, temele üzüm sirkesi ile yumurta konduğu ve mimarın temeli attıktan sonra üç yıl beklediği, sonra minarenin yapımını tamamladığı rivayet ediliyor. Başka bir rivayet ise Cengiz Han’ın minareyi yıkamadığı şeklinde. Efsaneye göre Cengiz Han kılıcını yere düşürmüş, eğilip almış. Minarenin kendisini önünde eğilmeye zorladığını, bu yüzden onu yıkamayacağını söylemiş. Ama Cengiz Han camiyi yıkmış. Buraya ölüm minaresi dendiği, çünkü idam mahkumlarının bu minareden aşağı atıldıkları da söylenir.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu
Kelan/Kalyan/Bayram Camii, Kelan Minarenin yanındaki Saray Camii Cengiz Han tarafından yıkıldıktan sonra, onun yerine eski plana sadık kalınarak, aynı boyutlarda 1514 yılında yapılmıştır. Bu camiyi Şeybanilerden Özbek Han yaptırmıştır. 20. yüzyıl başında harap durumda olan Kelan Camii, Sovyetler tarafından restore edilmiştir. 127 metre uzunluğunda ve 78 metre genişliğinde merkezi bir avluya açılan dört eyvanlı geleneksel plana göre yapılmış caminin cephesi çok görkemlidir ve dip eyvanın üstünde Kök Gümbaz adı verilen büyük mavi bir kubbe vardır. Cami, 10 bin kişinin namaz kılabileceği şekilde tasarlanmıştır.
Fotoğraflar: Füsun Kavrakoğlu
Kök Gümbaz’ın önünde şadırvan gibi gözüken yapının yerinde bir kuyu olduğu, Cengiz Han’ın kuyuyu cesetlerle doldurduğu rivayet edilir. Cami yeniden yapılırken ölenlerin anısına bu küçük yapının inşa edildiği söylenir.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu
Mir Arap Medresesi de 16. yüzyıl yapısıdır. 1535 yılına tarihlenir. Simetrik kubbeleri 40 m yüksekliktedir. İç kubbe yüksekliği 23 metredir. Taçkapı 35 metre yüksekliğinde, 25 m genişliğindedir.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu
Sovyet döneminde Orta Asya’da açık kalmasına izin verilen tek medrese Mir Arap Medresesi olmuştur. 1945’ten itibaren sınırlı bir personel ve öğrenci sayısıyla çalışmış ve 1991 yılındaki bağımsızlıktan sonra eski saygınlığına kısmen yeniden kavuşmuştur.
Medresede eğitim sürmekte olduğu için avluya giremedik. Dört eyvanlı bir avlusu var. Burası için tipik bir Şeybani yapısı deniyor. 111 hücreli bir medrese.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu
MÖ ikinci binyılın son çeyreğinde İber halklarının dış dünya ile çok ilişkisi olmuş, bu yüzden…
İnsanın şematik betimi Bronz Çağ (MÖ 2200-1300) figüratif sanatında çok görülür. Taş üzerine yapılan eserler,…
Livingstone ABD’li gazeteci Henry Morton Stanley’nin New York Herald’da başlattığı yayın bombardımanı aracılığıyla efsaneleşti ve…
Kasım 1855’te yerlilerden hep duyduğu şelaleye vardı. Çavlana hayran kaldı ve ona Kraliçe Victoria’nın adını…
“Kaşif” tartışmalı bir unvandır. “Keşfettiği” yer, yereller tarafından uzun zamandan beri bilinir; bu bilgi kendisi…
Paranoyak milliyetçilik, vatandaşın korkularını istismar ederek, güvensizlik ve nefreti körükleyerek kendilerine yarar sağlamaya çalışan siyasetçilerin…