1988 yılında, Avrupamerkezcilik kavramını üreten, Mısırlı ekonomist Samir Amin’dir (1931-2018). Amin, kapitalizmin Avrupa’dakine benzer şekilde çevre ülkelerde gelişebileceğini varsaymanın imkansız olduğunu öne sürer. Hıristiyanlığın ve Yunanistan’ın Avrupalı ve Doğu ile bağlantısız gören Avrupa’nın temelinin ırkçı olduğuna dikkat çeker.

Avrupamerkezciliği, Küresel Güney’deki kaynaklara yasadışı şekilde el koyan ve halkları sömüren küresel bir sistemi meşrulaştırarak, emperyalizmi ve sistematik eşitsizlikleri pekiştiren, kutuplaştırıcı ve ideolojik bir küresel proje olarak tanımlar.
Tarafsız ve apolitik olduğunun iddia edilen Avrupamerkezci sosyal bilimlerin, sermayenin somut şekilde önemli etkiler yaratmış sınırsız talanlarını meşrulaştırmaya katkıda bulunduğunu öne sürer.
Amin, Marksizm’in gelişmekte olan ülkelerin kapitalist kalkınmanın daha erken bir aşamasında olduğu ve zamanla Avrupa’yı yakalayacağı varsayımlarının da Avrupamerkezci olduğunu söylüyordu. Küresel kapitalist ekonominin, sömürgeciliğin mirası olduğunu ve Küresel Güney’deki ülkeleri yapısal anlamda dezavantajlı hale getirmeyi sürdürdüğünü söylüyordu.
Değerin, çevre ülkelerden merkezdekilere akmaya devam ederek, uluslararası bir iş bölümünü ve coğrafi düzlemde eşitsiz servet dağılımını yeniden ürettiği mekanizmaların, kolonizasyondan ve onun yapılarından kaynaklandığını gösterdi ve emperyalist rant kavramını oluşturdu. Amin için emperyalist rant, fazla artı değerden elde ediliyordu. Çevre ülkelerdeki düşük ücretli işçilerin, merkez ülkelerdekinden daha az üretken olmamasına rağmen yarattıkları değerin daha az ödüllendirildiğini, böylesine bir rant yaratan unsurun emperyalist rant olduğunu savundu.
Sömürgecilik, postkolonyal ekonomileri öyle şekillendirdi ki sermaye birikimi özellikle adaletsiz veya eşitsiz biçimlerde gerçekleşti. Amin, iki farklı sermaye birikimi arasında ayrım yaptı. Bunlardan birini, merkez ülkelerde yer alan ve sermayenin genişletilmiş yeniden üretimini teşvik eden içedönük birikim diye adlandırdı. Çevre ülkeler ise, Amin’in dışadönük birikim adını verdiği, kendisini sermayenin yeniden üretimine sunmayan birikim türü idi. Eşitsiz gelişmenin, çağdaş dönemde kendilerini eşitsiz mübadele olarak gösteren sömürücü yapılar olduğunu savundu.
Amin, çevre ülkelerde işgücünün değersizleştirilmesini aşırı sömürü diye niteledi. Onun için eşitsiz mübadele, tekelci sermayenin aşırı kar (ya da emperyalist rant) arayışıyla çevre ülkelere yayılmasıydı.
Onun eserlerinden önce iktisatçılar arasındaki geleneksel görüş, çevre ülkelerdeki işçilerin merkezdekilere kıyasla açıkça daha az üretken olduydu.
Eşitsiz mübadeleyi ampirik biçimde ölçmeye çalışan ilk kişilerden olan Amin’den sonra akademisyenler, 2021’deki araştırmalarında, Küresel Kuzey’in 1960- 2018 yılları arasında Küresel Güney’in (sabit 2011 ABD Doları ile) 62 trilyon dolarını gasp ettiğini ortaya koydu. Eşitsiz mübadelinin boyutunun 1980’ler ve 1990’lardan beri önemli ölçüde arttığı da tespit edildi.
Avrupamerkezciliğin Ötesinde, Ingrid Harvold Kvangraven, Indipendent Türkçe, Haziran 2022.


Leave A Reply