Samir Amin (1931-2018), çevre ülkelerin kapitalist sistemle ilişkilerini radikal şekilde dönüştürmeden gelişemeyeceği tezi için kopuş (delinking, déconnexion) kavramını üretti.
Amin, 19. yüzyılda Batı Avrupa’da kapitalizmin gelişmesini sağlayan belirli koşulların başka yerde yeniden üretilmesinin mümkün olmadığını savunur. Kapitalistleşmemiş köylü tarımı biçimlerinin yenilenmesi ile şekillenen yeni bir sanayileşme modeli önerir ve bunun küreselleşmiş kapitalizmin zorunluluklarından kopuşa işaret edeceğini düşünür.
Kopuş, küresel ekonominin geri kalanıyla tüm ilişkilerin kesilmesini değil, ulusal gelişim stratejilerinin küreselleşmenin zorunluluklarına tabi kılınmasının reddedilmesini gerektirir. Küresel sistemin ihtiyaçlarına tek taraflı uyum sağlamak zorunda kalmak yerine, kendi gereksinimlerine uygun bir ekonomi politiği zorlayan bir ülke, kendi üretim sistemlerini geliştirecek ve uluslararası sermayenin taleplerinden ziyade halkın ihtiyaçlarına öncelik verecektir. “Yüzde 70 kopuşa ulaşırsanız harika iş çıkarmış olursunuz” demiştir. Nispeten istikrarlı ve belirli miktarda askeri ve ekonomik güce sahip güçlü bir ülkenin kopuş gerçekleştirmek için çok daha fazla koza sahip olacağına işaret etmişti. Kopuş, bir ülkenin karşılaştırmalı üstünlüklerine uyum sağlama ulusal projesi için hem güçlü bir iç destek hem de güçlü bir Güney-Güney işbirliği gerekeceğine dikkat çekmiştir. Kopuşun, kısa vadeli tüketimi veya karı en üst düzeye çıkarmak yerine, halkın çoğunun yaşam kalitesini artırmak amacıyla altyapı gibi uzun vadeli projelere yatırımları gerektirir.
Ne var ki dünya daha birbirine bağlı hale geldikçe, kopuş olasılıkları da zorlaşıyor.
Avrupamerkezciliğin Ötesinde, Ingrid Harvold Kvangraven, Indipendent Türkçe, Haziran 2022.

Mayıs 1936’da Haile Selassie Avrupa’ya sürgüne gönderildi. Cenevre’deki Milletler Cemiyeti Genel Kurulu’na seslendi. İtalya’nın Etiyopya’ya yönelik sekiz aylık saldırısındaki eylemsizliklerini hatırlattı.
Cemiyetin amacının tüm üye devletlerin uluslararası eşitliğini sağlamak ve özellikle küçük devletleri daha güçlü devletlerin saldırganlıklarından korumak olduğunu savundu.
Uluslararası Ahlak’ın tehlikede olduğu konusunda uyarıda bulundu: “Tanrı ve tarih, kararınızı hatırlayacak (Cemiyet’teki) devletler, gücün önünde eğilmenin korkunç bir emsalini mi teşkil edecek?”
Fakat Cemiyet’in o zamanki en büyük güçleri olan İngiltere ve Fransa etkili bir şey yapmadı.
Etiyopyalı vatanseverler gerilla direnişini kendi başlarına sürdürmek zorunda kaldılar (Prof. Dr. İlker Aktükün seminer notlarından)
Sürgündeki imparatorun (1930-1974) yaptığı bu konuşma bugün de Etiyopya’da hayırla anılıyor olmalı ki Addis Ababa’da pek çok tablosunun yanı sıra yaptığı konuşmanın da tablosuna rastlamıştık.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, 2008.

Fotoğraf: https://www.reddit.com/


Leave A Reply