Devletler eliyle, resmi kurumlar eliyle izin verilen elektromanyetik radyasyonun şiddetinin insan bedeninin ve doğanın kaldırabileceği seviyelerin çok üstünde olduğundan korkuluyor. Teknolojinin beşinci nesli 5G’nin, etrafımızı saran elektromanyetik dalgalardan daha kötü olduğu söyleniyor. 5G, hiç tanımadığımız bir radyasyon şekli olduğu, öncekiler gibi dalga dalga değil, nokta atışı ışınlar yayan, ışın kılıcı gibi, mermi gibi çalıştığı, kalabalık insan gruplarını uzaktan kontrol etmek için kullanılan, aslında ordu için geliştirilmiş milimetrik radyasyon olduğu söyleniyor. Uzmanlar, insan sağlığına zararlı olmadığına dair güvence alınmadan hayatlarımıza sokulmuş olan 5G’nin kitlesel bir deney olduğunu söylüyor. 3-100 metrede bir, her sokakta, aydınlatmaların üzerinde, otobüs duraklarında, evlerimizin yakınında bir küçük kutu var/olacak artık.
Dünya Ekonomik Forumu (WEF), 5G ve nesnelerin interneti (IoT) teknolojilerini insanlığa yönelik doğrudan bir küresel tehdit olarak sınıflandırmamaktadır. Cihazların internete bağlı olmasının siber saldırı yüzeyini genişlettiğini belirterek güvenlik önlemlerinin artırılması için küresel standartlar çağrısında bulunur. Güncel Küresel Riskler Raporu, ilk üç büyük riski doğal afetler, yanlış bilgi ve dezenformasyon ve devletler arası sıcak çatışmalar olarak belirlemiştir. Yapay zeka tarafından üretilen sahte içerikler, en hızlı büyüyen küresel tehdit olarak kabul görüyor. IoT ve akıllı sensörler sayesinde karbon emisyonlarının %15 oranında düşebileceği öngörülmektedir.

Altı Ücretli Kişiye Dövme ile Çizilmiş 250 Santimlik Çizgi, Santiago Sierra, 1999.
Santiago Sierra (1966-), İspanya’nın kavramsal sanat yapan en önemli sanatçılarından biri. Kariyerinin önemli bir bölümünü Meksika ve İtalya’da geçirmiş. Çalışmaları çağdaş dünyada politik ve ekonomik gücün yapısını sorgulamak ve eleştirmek üzerine kurulu. Bu işi, bir serinin parçası. Havana’da altı işsiz genci, çok düşük bir para karşılığında (30 dolar), performansına katılmaya davet ediyor. Bu para karşılığında gençler, sırtlarına dövme ile bir çizgi çizilmesini ve sonrasında fotoğraf çektirmeyi kabul ediyor. Sanatçı bu işi ile, kapitalist sistemin sapkınlığının insanlara nasıl nüfuz ettiğinin altını çizmek; sanat dünyasının insanı metalaştıran, etkisizleştiren proje ve yaklaşımlarını ortaya sermek istiyor.
Fotoğraf: Füsun Kavrakoğlu, Madrid, 2026.
Seçimlerimizi biz mi yapıyoruz? Öneriler çok mu baskın? Spotify ne dinleyeceğimizi, Netflix ne izleyeceğimizi, Instagram neyi güzel bulacağımızı mı belirliyor? Algoritmaların görünmez rehberliği, gerçekten bizi tanıyor (tabi bizden sağladığı bilgi ile). Gerçekten beğeneceğin öneriler sunuyor. Acaba bu arada bizi kendine benzetiyor mu? Algoritmalar daha önce işe yarayanı öne çıkarıyor. Farklılıklarımız siliniyor mu, herkese mi benziyoruz? Tüketirken tek tipleştiğimiz gibi üretirken de algoritmaları düşünerek, neyin tutacağına göre mi üretiyoruz? Sisteme uyum, yaratıcılığı öldürmüyor mu? Algoritmalar bizi iyi hissettirirken sınırlıyor mu?
Yararlanılan Kaynaklar
https://www.weforum.org
Filtredünya-Algoritmalar Kültürü, Zevki ve Tercihlerimizi Nasıl Ele Geçirdi?, Kyle Chayka, Okuyan Us Yayınları, 2026.


Leave A Reply